🔴Genç kadının kaybolmasına ilişkin soruşturmada önemli bulgular elde ettiklerini belirten avukat Ali Çimen, dosyanın kritik bir aşamaya geldiğini söyledi. Çimen, kamuoyuna “Gülistan Doku nerede?” sorusunu sormayı sürdürme çağrısı yaptı.
Gülistan Doku dosyasını takip eden Avukat Ali Çimen, dosyanın en başından beri örtbas edilmek istendiğini ancak mücadele ile bunun önlendiğini belirterek Gülistan Doku dosyasında çok ciddi deliller elde ettiklerini ve tam bu dönemde ‘Gülistan Doku nerede?’ sorusunun sorulmasınadevam edilmesi gerektiğini vurguladı.
Dersim’de baybedilen Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak 2020’den bu yana 2 bin 237 gündür haber alınamıyor. Kaybolduğu tarihte günler süren arama çalışmaların ardından Gülistan Doku’nun cep telefonu, Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarı Saltuk Viyadüğü’nde bulundu. O tarihten bu yana birçok defa kapatılmak istenen fakat Gülistan Doku’nun ailesi ve kadınların mücadelesi sonucu kapatılamayan dosyada bir ilerleme sağlanmadı.
“Kurmaca örgü”
Dosya avukatı Ali Çimen, dosyanın en başından beri örtbas edilmek istendiğini belirtti. Dosya kapsamında ilk başta yürütülen soruşturmaya dair hatırlatmalarda bulunan Çimen, Gülistan Doku’nun suda intihar ettiği yönünde “kurmaca bir örgü” oluşturulduğunu anımsattı. Gülistan Doku’nun 220 gün boyunca Dinar Köprüsü altındaki baraj gölünde arandığını belirten Çimen, “Aramalar üç defa da durdu, tekrar başladı. Biz ona baraj oyunu diyorduk. Baraj oyunu oynandı orada. Aslında Gülistan’ın intihar ettiğine ilişkin olarak dosyada herhangi bir delil yoktu. Diyarbakır’a gelmeyi düşünüyordu. Yani intihar etmesini gerektiren bir durum da yoktu. Ama Gülistan Doku dosyasında intiharla olay örtbas edilmek istendi. Biz dosyaya müdahil olduktan sonra köprüde tutulan suya düşen bir nesnenin Gülistan şeklinde algılatılmasına yönelik tutanağa itiraz etmiştik. Bilirkişiye gitmişti. Bilirkişi raporunda kesinlikle o sırada suya düşen bir nesne olmadığını söylemişti. Aslında dosyamızın erken aşamasında intihar tezi çökmüştü. Ama dosya herhangi bir şekilde insan öldürme şeklinde değerlendirilmediği için, bir ilerleme sağlayamamıştık” şeklinde konuştu.
Dosyada ilk aşamada Gülistan Doku örtbasının resmiyete kavuşmasına engel olmayı başardıklarını belirten Çimen, dosyada 3 başsavcının değiştiğini ve şu an dosyaya bakan savcının yaklaşık 5’inci savcı olduğunu kaydetti. Çimen, “Bu yeni savcımız gerçekten dosyayı daha derinlemesine ele aldı. Delillerimizi topluyorlar. O konuda bir sıkıntı yok. Ama tabii 6 yıllık sürüncemede bırakılan, örtbas edilen bir soruşturma. Dolayısıyla burada artık bir tutuklama tedbiri olmayıncaya kadar böyle iyimser konuşamıyoruz” dedi.
Gülistan Doku dosyasında şimdiye kadar kendilerinin, kadın kurumlarının, baroların zorlamasıyla adım atıldığını belirten Çimen, “Aslında dosyada hiçbir şey yapılmamıştı. Onlarca talebimiz söz konusu oluyordu. Biri tek kabul ediliyordu, onu da yarım yamalak yapıyordular. Ama bu yeni gelen savcıyla birlikte bunların yapıldığını düşünüyoruz. Gizlilik kararı kalktığı zaman bunu tüm yönleriyle tartışacağız” diye konuştu.
‘Elimizde ciddi deliller var’
Dosyada gelişmeler olduğunu, elde ettikleri ve bekledikleri delillerin olduğunu sözlerine ekleyen Çimen, “Artık failler arasından da bize ulaşanlar oldu. İşte Gülistan Doku örtbasında kendilerinin görev aldığını, dönemin üst düzey kamu görevlisinin etrafında dönen bir örtbas olayının olduğu, kendisinin de görev aldığını söylediler. Tabii bu vatandaşın bize gelmesinin nedeni pişman olma değil yani. Soruşturmadan da haberleri olduğunu görüyoruz. Soruşturmaların kendilerine doğru yöneldiğini hissedince, ailenin avukatına, aileye ulaşarak daha az bir ceza almak için, ‘Soruşturmanın sadece bu boyutundaki suçtan biz sorumluyuz, diğerlerinden sorumlu değiliz’ diyorlar. Yani aslında küçük bir ceza alıp, kurtulmak amacıyla yapıyorlar” dedi.
Ellerinde yeterince delil olduğunu aktaran Çimen, “Dosya 6 yıldır devam eden bir soruşturma ve son 1 buçuk yıldır da gizli şekilde yürütülüyor. Bu da tabii bizim basına açıklama yapmamızı, delilleri tartışmamızı engelliyor. Ama Gülistan Doku dosyası gerçekten de kadın kırımının sembol dosyasıdır. Toplumsal olarak takip edilen bir dosyadır. Bu nedenle dosyada gizlilik olsa bile biz yer yer basını bilgilendiriyoruz. Kısmen de olsa bilgileri paylaşıyoruz. Dosyamızda gizlilik kalktığı zaman, elimizde çok ciddi delillerin olduğunu göreceksiniz” şeklinde konuştu.
“İsimleri toplumla paylaşacağız”
Gizlilik kararından ziyade dosyada tutuklama beklediklerini dile getiren Çimen, faillerin etkin biçimde soruşturulmasının temelinin tutuklama olduğunu kaydetti. Tutuklama tedbiri gerçekleşmeyinceye kadar iyimser davranamadıklarını belirten Çimen, “Dosyada gizlilik var doğru ama kamusal, toplumsal bir beklenti de var. Dosyamıza zarar gelmemesi bakımından biz bu isimleri paylaşmıyoruz ama bir müddet sonra artık bu isimleri kamusal olarak toplumla paylaşacağız. 1 buçuk yıldır bu bilgiler elimizde olmasına rağmen açıklamadık. Bir müddet daha bekleyeceğiz. Ondan sonra biz bunu toplumsal olarak tartışacağız. Topluma bunun nasıl geliştiğini, Gülistan Doku örtbasında kimlerin rol aldığını, nelerin yapıldığını…? Bunları toplumunda bilmeye hakkı olduğu için paylaşacağız” ifadelerini kullandı.
Elde ettikleri delillerden Gülistan Doku’nun bir şeye şahit olduğunu ve kaybedilme olayının bu nedenle gerçekleştiğini düşündüklerini belirten Çimen, “Tabii olayda bir değil bir birden fazla kişinin olduğu da anlaşılıyor. Şu anki aşamada birçok kişinin bu olayı bildiğini, sustuğunu da görüyoruz. Yani dosyamızda çok ciddi delillerimiz var. Kişilerin şu ana kadar tutuklanmamış olmasını da biz anlamıyoruz. Yani bir an önce bu tutuklamaların gerçekleşmesi gerekiyordu” diye kaydetti.
“Dosya kritik aşamaya girdi”
Çimen, Gülistan Doku’nun ailesi, avukatları olarak kendileri, Gülistan Doku’nun nerede olduğunu soran üniversite öğrencileri, dosyayı sahiplenen herkesin soruşturma tehdidiyle baskılanmaya çalışıldığını hatırlattı. Bir yönüyle ciddi bir örtbasın söz konusu olduğunu fakat diğer yandan ailenin vazgeçmemesi, direnişi, kadın kurumlarının sahiplenmesi, basının ilgisi olduğunu sözlerine ekleyen Çimen, bunun şu an daha da çok artması gerektiğini kaydetti. Çimen, şöyle devam etti: “Çünkü dosyamız çok kritik bir aşamaya girdi. Dosyamızda çok ciddi deliller elde ettik. Tutuklamaların başlaması gerekiyor. Yani tam da burada, ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sormaya devam edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Artık faillerin yargılanması aşamasına geçiyoruz. Yani failleri yargılayabilmemiz için -gerçekten de failler güçlü failler- toplumsal olarak bir dayanışmanın, baskının olması gerekiyor. Burada kadın kurumlarına çok büyük bir rol düşüyor. Basının daha yoğun bir takibini bekliyoruz. Yani bu aşamada çağrımız budur; ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sormaya devam edelim
/Kaynak: MA/










