Günay Aslan: Bir arkadaşım var…

Yazarlar

 dünya kadar eski acılar yaşadım

dünya kadar ağır…

Bir arkadaşım var; hayatın bir sesi olduğunu söyleyen ve sözcüklere derin anlamlar yükleyen. 

Dilinin altında anlamlı sözcükler tutuyor ama, konuşmayı sevmiyor. 

Genelde gözleriyle konuşuyor. Gözlerinden ateşin içinden çığlık çığlığa uçan kanatsız kuşların sesi geliyor!

Ne zaman karşılaşsak, bir süre birbirimize bakıyor, sessizce bekliyoruz. 

Daha sonra ölümün kıyısına vurmuş sesimize hakim olmaya ve içimizde gömülü ölü sözcüklerden özlü cümleler kurmaya özen gösteriyor, öyle konuşuyoruz. 

Benden biraz yaşlı. Almanya’ya işçi olarak gelmiş. Almanya’da yetişmiş çocuklarını Kürdistan dağlarında; Kürt halkının özgürlük kavgasında yitirmiş… 

*

Bir arkadaşım var; sözcükleri anlamsız buluyor.

Bütün sözcüklerin birbirinin aynı ve işe yaramaz olduğunu düşünüyor.

Sözün anlamını yitirdiğine inanıyor. 

Görev icabı konuşuyor. 

Kürdistan halkı onu Sé Bira, Sé Heval, Sé Şehit’in babası olarak tanıyor.

Acısına sadık yaşıyor. Acı karşısında yetersiz kalan sözcükler kullanarak acısını kanatmak istemiyor. 

Ona baktıkça,’ağzımda kan var, konuşamıyorum’ diyen babam aklıma geliyor…

*

Bir arkadaşım var; sözcükleri sisler arasında kayboluyor. 

Ağzını açtığı her defasında sesinin içinden belli belirsiz karanlık gölgeler geçiyor. 

Sözlerini ne kendisi, ne bir başkası anlıyor. 

Babasını JİTEM kaçırıp, katletmiş. Annesi ve dört kardeşiyle birlikte kaçıp Almanya’ya gelmiş.

 Babası öldüğünden bu yana yitirdiği sesinin içinden durmaksızın karanlık gölgeler geçiyor…

*

Bir arkadaşım var; sesine acı hükmediyor. 

Ne kadar gizlemeye çalışırsa çalışsın sesine hükmeden acıdan kurtulamıyor. 

5 yıl önce Almanya’ya gelmiş. Biricik evladını özgürlük mücadelesinde yitirmiş.

O gün bu gündür evlat acısının ağırlığı altında eziliyor.  O gün bu gündür sesine acı hükmediyor…

*

Bir arkadaşım var; sözcüklerle dilek tutuyor. 

Dilekçe yazar gibi konuşuyor. Bir şey söylerken dilemeden edemiyor. 

Bir diliyor, bir bekliyor. 

Beklemese; geçmişin onu terk edeceğinden, anılarının çekip gideceğinden korkuyor.

Dağa gittikten sonra kendisinden bir daha haber alamadığı kız kardeşiyle paylaştığı geçmişinde yaşıyor. 

Bugüne gelmek, bugünde yaşamak istemiyor. Diline sessizlik sürgüleri çekiyor, susuyor da susuyor. 

*.

Bir arkadaşım var; Roj TV’de çalışıyor. Kardeşi Kasaplar Deresi’nde yatıyor! 

Bazen bana kardeşiyle ilgili bir resim veriyor, bazen bir anısını anlatıyor…

*

Bir arkadaşım var; Türk ordusu 7 yakınını yakarak katletmiş. 

Kadın, çoluk çocuk demeden bütün aileyi yakıp kül etmiş;Türkçe sözcük kullanmıyor, kullanamıyor.

*

Bir arkadaşım var abisini kaybetmiş, bir arkadaşım var babasını kaybetmiş, bir arkadaşım var ablasını kaybetmiş, bir arkadaşım var kocasını kaybetmiş, bir arkadaşım var oğlunu kaybetmiş, bir arkadaşım var hem kocasını hem oğullarını kaybetmiş, bir arkadaşım var kızlarını kaybetmiş, bir arkadaşım var bacısını kaybetmiş, bir arkadaşım var dayısını kaybetmiş, bir arkadaşım var amcasını kaybetmiş, bir arkadaşım var iki elini kaybetmiş, bir arkadaşım var iki ayağını kaybetmiş, bir arkadaşım var iki gözünü kaybetmiş, bir arkadaşım var ailesini kaybetmiş, bir arkadaşım var evini kaybetmiş, bir arkadaşım var köyünü kaybetmiş, bir arkadaşım var herşeyini kaybetmiş…! 

Bir arkadaşım var; ömrü sürgünde geçmiş. 

Babası öldü gidemedi; annesi öldü ölecek, gidemiyor. 

Bir arkadaşım var; babası öldü gidemedi. Bir arkadaşım var; annesi öldü gidemedi. 

Bir arkadaşım var; eşinden ve çocuklarından ayrı bir ömür geçirdi.

Bir arkadaşım var; 70 yaşını geçti. Sözcüklere değer biçiyor; yazdıkları miras olarak duruyor.

Med TV’de birlikte çalıştık. Ülkeye gitti ve bir süre sonra ölüm haberi geldi. 

Ailesi hangi toplu mezarda olduğunu bilmiyor; her dağı dağı, her taşı onun yurdu sanıyor.

*

Bir arkadaşım var; sözcükleri giydiriyor, görünür kılıyordu.

 Cop Cumhuriyeti kitabıma karikatür çizmişti; Sivas’ta yakıldı; kanı yerde kaldı…

*

Bir arkadaşım var; sözcüklere hayat veriyordu.

 Kürt bilgesi olarak biliniyordu. 

33 Kurşun kitabıma ilham vermiş, önsöz yazmış, benimle birlikte yargılanmıştı.

Yeni Ülke’de birlikte çalıştık. 90’ların karanlığına karşı kalem çaldık.

Amed’de vuruldu…

33 yıldır evinin bahçesinde kanlar içinde yatıyor. 

Katilleri serbest dolaşıyor…

*

Bir arkadaşım var; sözcükleri çiçeklendiriyordu!

 Şairdi, gençti, yürekliydi.

Ceylanpınar’da herkesin gözleri önünde vuruldu…

33 yıldır kalbimizde yaşıyor…

*

Bir arkadaşım var; sese duygu yüklüyordu.

 Halkının gözde sanatçısıydı. 

96 yılında Med TV’ye çıktı. Devlet daha o zaman onun kalemini kırdı.

 Yıllarca baskı altında yaşadıktan sonra sürgüne çıkmak zorunda kaldı.  

 Sürgün yemiş yüreği bir sabah ‘çat’ diye ortasından çatladı. 

O da Paris’te yatıyor…

*

Bir arkadaşım var; sözcükleri incitmekten çekiniyordu. 

Gazete dağıtıyordu. 

Türk devleti onun da canını aldı; eşi ve çocukları sahipsiz kaldı. 

*

Bir arkadaşım var, sözcüklerle duvarlar yıkıyordu. 

Türkiye’nin tanınmış avukatlarındandı. 

Avukatımdı. 

Eşinin gözleri önünde katledildi.

 Türk devleti katillerini ödüllendirdi. 

*

Bir arkadaşım var; bir mezarı yok. 

Bir arkadaşım var; bir mezarı var ama, kimse uğramıyor. 

Bir arkadaşım var hapiste yatıyor.

 Bir arkadaşım var, hapisten yeni çıkmış kendine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor! 

Bir arkadaşım var Van’da yaşıyor…Kendini ‘zamana yayılmış şehit’ sayıyor.

*

Bir arkadaşım var kuzeyli ama oğlu, doğu toprağının koynunda yatıyor.

Bir arkadaşım var güneyli ama, kardeşi kuzey toprağını bekliyor…

*

Bir arkadaşım var;

Rojava Derik’te yatıyor…

Yazmaya kalbim yetmiyor…

 

/arşivden/

İlginizi Çekebilir

Fransa Filistin Devleti’ni 22 Eylül’de tanımaya hazırlanıyor
İsrail’den Lübnan’ın güneyine İHA saldırısı: 2 ölü, 11 yaralı

Öne Çıkanlar