Gazeteci Günay Aslan, ‘’İran’ın çatışmalı bir geçiş süreci yaşadığı günümüzde Kürtlerin her türlü senaryoya hazırlıklı olmaları; güçlerni birleştirmeli, Rojhilat’ın siyasi ve kültürel çeşitliliğini yansıtan bir bölge Meclis’i ve Hükümeti kurmaları gerekiyor’’ dedi.
Aslan; ‘’Rojhilat Kürtleri Qazi Mihemmed’in miras olarak bıraktığı bayrağı yeniden dalgalandırmalı, kendi kaderlerini eline almalı, kendi kaderini tayin hakkını hayata geçirecek siyasi- askeri vd. bütün araçları hızla yaratmalıdır. Ülkede ve diasporada yaşayan bütün Kürtler de bu iradenin arkasında durmalıdır’’ ifadelerini kullandı.
Gazeteci Günay Aslan, bugün Almanya’nın Bielefeld kentinde FEDA bünyesindeki Alevi Dergahı’nda Ortadoğu ve Kürtler başlıklı bir konferans verdi.
Aslan şunları söyledi:
7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e saldırısıyla başlayan çatışmalı sürecin Filistin, Lübnan ve Suriye’den sonra Tahran’ın kapısına dayanacağı, finalin İran’da yaşanacağı; İran’ın kolunun kanadının kırılacağı ve teslim olmaya zorlanacağı bekleniyordu ve öyle de oldu. İran ezilmiş ve bölgesel denklemin dışına itilmiştir.
Ve elbette İran’ın insanlık düşmanı rejimi bunu hak etmiştir. Böylesi bir sonu kendi halkına yaptığı barbarlıkla kendisi tercih etmiştir. Dolayısıyla İran için üzülmek, vahşi rejim için gözyaşı dökmek anlamsızdır. Bu bizim savaşımız değil diyemeyiz, böylesi bir gaflete düşemeyiz. Bu bizim de savaşımızdır. Bizim gücümüzün yetmediği rejimi ondan daha güçlü olanlar darbelemekte; deyim yerindeyse dinsizin hakkından imansız gelmektedir.’’
Hamaney’in öldürülmesinin ardından savaşın uzaması olasılığının ortadan kalktığını düşündüğünü belirten Aslan, ‘’kısa süreli şiddetli çatışmaların ardından İran’da rejim değişikliği gündeme gelebilir’’ dedi.

Amerika Başkanı Trump’ın Suriye’de olduğu gibi İran’da da kendisiyle çalışabilecek, istediğini yerine getirecek yeni bir diktatöre destek verebileceği tehlikesine de dikkat çeken gazeteci Aslan şöyle devam etti:
‘’Dolayısıyla yeni bir rejim oluşmadan ya da İran’da ABD- İsrail- Batı yanlısı bir rejim inşa edilmeden Kürtlerin hızla harekete geçmeleri hem kendilerine yönelik riskleri bertaraf edebilmeleri için bütün güçlerini birleştirmeleri hem de siyasi inşada bir statü sahibi olabilmeleri ve uluslararası alanda tanınır hale gelmeleri açısından bir Parlamento oluşturmalı ve onun içinden Rojhilat Kürtlerinin iradesini yansıtacak olan bölgesel bir Kürdistan Hükümeti çıkarmalıdır.
Kürtler bu adımları vakit geçirmeden atmalı; her türlü senaryoya karşılık hazırlık yapmalı ve Kürt hükümeti üzerinden uygar dünya ile ilişkiler kurmalıdır. Qazi Mıhemmedi’in mirasına sahip çıkmanın ve onu bıraktığı bayrağı yeniden dalgalandırmanın biricik yolu budur…Buradan hep birlikte yürümeli ve kendi kaderimizi tayin etmeliyiz..’’












