Hamas’ın yöneticisine vatandaşlık verilmiş

GenelGündem

🔴 Emekli polis olan özel dedektif Gönen Karakaya, eşi ve oğlu, ‘Filistinli aktivistler’in bilgilerini İsrail’e verdikleri iddiasıyla 1,5 yıldır tutuklu. İddianamede ‘Filistinli aktivist’ denilen kişi Hamas’ın yurtdışındaki askeri eylemlerinden sorumlu yöneticisi çıktı. Üstelik bu kişiye vatandaşlık verilmiş. 

BirGün’den Timur Soykan’ın haberi:

AKP’nin dış politikadaki yeni Osmanlıcılık hayali, Türkiye’ye ağır bedeller ödetti. Yüzlerce şehit verilirken göçmenler, radikal dinci örgütler, kara para ülkeye akın etti. Ayrıca Türkiye casusların cirit attığı bir hale geldi. AKP’nin Hamas kadrolarına daveti İsrail ile Türkiye arasında bir istihbarat savaşını beraberinde getirdi. Operasyonlarla onlarca kişinin MOSSAD casusu suçlamasıyla yakalanması bunun göstergesiydi. Hatta bu şüpheliler içinde Filistinli, Suriyeli, Lübnanlı göçmenler vardı.
 
2024 yılında başlayan bir operasyon dalgası hayret vericiydi: Dedektiflik yapan çok sayıda emekli polis gözaltına alındı. MOSSAD kendi ajanlarını Türkiye’ye sokmadan, hiç risk almadan ve çok masrafsız şekilde casusluk faaliyeti yapmanın kurnaz bir yöntemini bulmuştu.
MOSSAD’IN KURNAZ TEZGÂHI

Sanık dedektiflerin savunmasına göre; bu yöntem şöyleydi:

İsrail ajanları, internetten Türkiye’deki dedektiflik bürolarını buluyor ve temasa geçiyordu. Rusya, Ukrayna gibi ülkelerin GSM hatlarından arıyorlardı. Kendilerini Rus ya da Ukraynalı olarak tanıtıp gayrimenkul şirketi danışmanı ya da dedektif olduklarını söylüyorlardı. Daha sonra şirketlerin talebi üzerine bazı kişileri araştırdıklarını ve işbirliği yapmak istediklerini anlatıyorlardı. Barış Terkoğlu, daha önce Cumhuriyet’teki köşesinde bu casusluk yöntemini yazmıştı.

İsrail gizli servisine bilgi verdiği iddia edilen dedektiflerden biri; Gönen Karakaya’ydı. Siyasal ve Askeri Casusluk, Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymakla suçlanıyordu.

Gönen Karakaya emekli bir polis memuru ve GNN Dedektiflik’in sahibiydi.  Yıllarca cinayet büroda çalışmıştı. İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti’ye yönelik operasyonda gözaltına alınmış, daha sonra bırakılmıştı.

5 Nisan 2024’te Gönen Karakaya ile birlikte eşi Fatma Serap Karakaya ve üvey oğulları Yaşar Alperen Dincel de tutuklandı ve halen cezaevindeler.

‘TAKİP ETTİLER’ İDDİASI

İddianameye göre; İsrail İstihbarat Servisi Çevrimiçi Operasyon Merkezi ekibinde yer alan Yuriy Kovalchuk, Peter/Petrenko isimli ajanlar ile Gönen Karakaya arasında 2019 yılından itibaren bağlantı vardı. Bu kişilerin talebi üzerine Türkiye’deki bazı Filistinlileri takip etmişti. Hatta oğlu ve eşi ile aile görüntüsü vererek bu takiplerde video kaydı alıyor, fotoğraf çekiyor ve daha sonra bunları Yuriy ya da Peter’e gönderiyordu.

Gönen Karakaya ve ailesi 2020 yılında Azzam Husni Mahmoud Aqra/Kemal Salih, Nezar Abo-Mady, Abdalrahman Aııssa, Mohamoud Jamal Hassan Alnajjar, Moaz M. Sharaan, Mohamed Binisa isimli Filistinlileri takip edip bilgilerini MOSSAD’a vermekle suçlandı.

Gönen Karakaya, eşi ve oğlu ifadelerinde; MOSSAD tarafından kandırılarak kullanıldıklarını anlattılar. Gönen Karakaya, Yuriy’in dedektiflik internet sitesinden kendisine ulaştığını anlattı ve şunları söyledi:

“Kendisi bana emekli asker olduğunu, dedektif olarak çalıştığı ve gayrimenkul şirketlerine danışmanlık yaptığını anlattı. İki ülke arasında ticaretin yoğun olduğunu söyleyip bazı şirketlerin çalışanlarını kontrol etmek ya da onlar hakkında bilgi almak için kendisine başvurduğunu söyledi. Bunun karşılığında kendisinin para alacağını, bana pay vereceğini anlattı. Ben takip işi yapmayacağımı ama istediği bilgileri toplayacağımı söyledim. İnternette araştırdığımda bu kişi ve şirketi hakkında bilgileri gördüm ve güvendim.”

Yuriy’in bir gün acil bir talepte bulunduğunu anlatan Gönen Karakaya, “İstanbul Havalimanı’na gelecek bir aracın plakasını, otoparkta duracağı yeri ve saatini söyledi. Tüm bilgilere hakimdi. Arabadaydım ve eşim yanımdaydı. Ben hasta olduğum için eşim sürekli yanımda oluyordu. Hemen havalimanına gittim. Oğlumu annesini alması için havalimanına çağırdım. Bu sırada şahısları gördüm ve tiplerinden bir şirketin adamı olmadıklarını hemen anladım. Bana tehditkar baktılar ve uzaklaştım. Bir başka takip olayıyla ilgili de suçlanıyorum ama ben bu takibi yapmadım” diye konuştu. Ancak iddianameye göre; Gönen Karakaya, eşi ve oğlu, aile görüntüsü ile kendilerini gizlemiş ve Azzam Husni Mahmoud Aqra’nın görüntülerini kaydetmişlerdi.

HAMAS İDDİANAMEDE GİZLENDİ

Peki kimdi bu kişiler?

İddianamede İsrail’in hedefindeki bu kişilerin Filistinli aktivistler olduğu yazıldı. Şöyle deniliyordu:

“Filistin uyruklu aktivist Azzam Husni Mahmoud Aqra’nın (Kemal Salih) adı geçen ülkenin Filistin politikasına muhalif olması nedeniyle İsrail İstihbaratının hedefinde yer aldığı…”

Oysa bu kişiler; Hamas’ın yöneticileri ve iddianamede bu gizlendi. ‘Filistin uyruklu aktivist’ denilen Azzam Husni Mahmoud Aqra, aslında Hamas’ın yurt dışındaki askeri eylemlerinden sorumlu yöneticiydi. Ve iddianameden bu kişiye Türk vatandaşlığı verildiğini ve ‘Kemal Salih’ adını aldığını öğreniyoruz.

Azzam Husni Mahmoud Aqra, 2 Ocak 2024’te İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği saldırıda öldürüldü.

DAVACILAR HAMAS MENSUBU

Gönen Karakaya, ifadesinde gözaltına alınmadan aylar önce MİT mensuplarının kendisiyle temas kurduğunu ve bütün bilgileri kendisinin verdiğini anlatıyor. Bu bilgilerle hakkında iddianame yazıldığını söyleyen Gönen Karakaya, “İşlemediğimiz bir suç nedeniyle 1.5 yıldır hapisteyiz. Eşim ve oğlum da hiç ilgileri yokken hapsediliyor” diye konuşuyor. Gönen Karakaya’nın avukatları, Hamas’ı korumak için Türk vatandaşlarının, emekli polislerin hapsedildiğini ifade ediyor. Duruşmalara Hamas mensuplarının geldiğini anlatan avukatlar, “Bir aile, Hamas’ın önemli bir ismini takip ettikleri iddiasıyla cezaevinde. Bu kişileri takip etmediler. Etmiş olsalar bile bu kişiler Hamas mensubu, casusluk suçu oluşmaz. Fatma Serap Karakaya ağır sağlık sorunları yaşamasına karşın tahliye edilmiyor” dedi.

KİŞİSEL VERİLER İSRAİL’DE

İsrail gizli servisi tarafından emekli polislerin kurduğu özel dedektiflik bürolarının kullanılmasıyla ilgili iddianamede çok sayıda skandal var. İddianamede devletin kapalı sistemlerindeki kişisel verilerin ortalığa saçıldığı gözler önüne seriliyor. Ve bu verilerin sadece dolandırıcıların değil, başka ülkelerin istihbarat servislerinin de eline geçtiğini görüyoruz. Gönen Karakaya ve onun gibi emekli olduktan sonra dedektiflik bürosu açan Seyit Ahmet Yurtseven’in bu konudaki faaliyetleri şöyle özetleniyor:

“Şüpheli ve Gönen Karakaya ile bağlantılı Seyit Ahmet Yurtseven’in kamu kurumlarında sadece yetkili şahısların sorgulama yapabildiği gizli (sinyal, baz giriş/çıkış, uçuş, konaklama, kimlik, adres vb.) bilgileri şüpheli Gönen Karakaya’dan ve bazı bilgileri ise Emre Çalışkan’dan maddi menfaat karşılığında temin ettiği…”

POLİSLER SATIYOR

Savcılık, sanıkların kişisel verileri, görevdeki emniyet mensuplarından aldıklarını savunuyor. Şu tespitler yapılıyor: “Gönen Karakaya’nın mağdur Abdalrahman AIISSA’nın telefon hattını 3 Aralık 2020’de polis Kenan Oymak’a sorgulattığı…” “Şüphelinin gerek soruşturmaya konu mağdur şahısların gerek soruşturmaya konu olmayan şahısların kişisel bilgilerine ulaşmak kaydıyla illegal yollardan kamu kurumlarındaki bağlantıları üzerinden bilgi temin ettiği, (Bir önceki yapılanmada yer alan polis memuru şüpheli Osman M. gibi, şüpheli Ali A.’nın bağlantıları olan polis memuru şüpheliler Hurşit B., Eşref P. ve Muhammet Ş. gibi) ismi geçen şahıslar ile ilgili farklı soruşturmaların sürdüğü…”

Bu polisler arasında yasa dışı şekilde takip cihazı yerleştiren ve bu nedenle yargılananlar bile var. Yolculuk yapılan uçaktan konaklanan otele, adresten plaka takip sistemlerine, baz sinyallerinden telefonla temasları içeren HTS kayıtlarına kadar her veriyi satıyorlar. Dedektiflik büroları da bu verileri alarak takibe başlıyor. Dedektiflik şirketlerinin aldatma olaylarını araştırırken bile bu verileri aldığı iddia ediliyor.

Devletteki bu büyük zaaf, gizli servislerin iştahını kabartıyor. Bu olayda kişisel verilerin MOSSAD’ın da eline geçtiğini görüyoruz. Bunun çok büyük bir güvenlik sorununa dönüştüğü anlaşılıyor.

CİMRİ AJANLAR

Ayrıca İsrail ajanlarının bu kurnaz tuzakta çok tasarruflu davranması dikkat çekiyor. Ülkeye ajan gönderme riski ve masraflarından kurtulan İsrail ajanları, kullanıldıklarından habersiz dedektiflerle sıkı pazarlık yapıyor. Seyit Ahmet Yurtseven, ‘Igor’ isimli Rus zannettiği kişiyle yaşadıklarını şöyle anlatıyor:  “Ben Igor’un bu bilgileri İsrail İstihbarat Servisi için teyit ettirdiğini bilmiyordum. Bu teyit ettirme işi ile alakalı Igor’dan 1000 dolar talep ettik. Ancak son olarak 800 dolara anlaştık.” İsrailli ajanlar, Filistinlilerin İstanbul’da kullandığı bir döviz bürosunun görüntü ve bilgilerini de bazı dedektiflerden istiyor. Sanık polisler, kişisel verileri temin ettiklerine dair suçlamaları kabul etmiyor. Savcılık ise bu dedektiflerin, İsrail’e bilerek ve isteyerek yardım ettiğini iddia ediyor.

İlginizi Çekebilir

Erdoğan’ın yeni atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete’de yayımlandı
Rusya’da deprem: 10 ülkeye tsunami uyarısı

Öne Çıkanlar