Hıdır Eren Çelik: Başını kuma gömen Deve Kuşu misali… 

Yazarlar

Hemen hemen bütün masallar “Bir varmış bir yokmuş” diye başlar ve çoğu zaman mutlu bir sonla biter. Masallar çocukların dünyasında öğretici ve aynı zamanda eğitici birer rol  oynamaktadır. Ama çocukların yaşamlarında hep mutlu sonla biten bu hikayeler biz yetişkinlerin dünyasında pekte mutlu bir sonla bitmiyor. 

Çocukluğumuzun sevimli  masal karakterleri biz yetişkinlerin dünyasında sadece bir hayalden itibaren kalan hikayelere dönüşüyor. 

Çocukluğumuzda hep mutlu, sevimli dostluğun, kardeşliğin hakim olduğu günleri arar  oluyoruz. Keşke hep çocuk kalabilseydik diye kendimizi geçmişe hapsetmeye  çalışıyoruz. Lakin yaşadığımız bu günler bizlere anlatılmak istenen yeni bir hikayenin  pekte mutlu biteceğine dair bir umut vermiyor. 

’’Terörsüz Türkiye süreci“ ile başlayan ve ardından mecliste kurulan “Milli Dayanışma,  Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” üçüncü toplantısını da geride bırakırken  tbmm.gov.tr sitesinde kurulan komisyon hedefini “Millî Dayanışma, Kardeşlik ve  Demokrasi Komisyonu; ’’Terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkartılması,  toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, millî birlik ve kardeşliğimizin pekiştirilmesi,  özgürlük, demokrasi ve hukuk devleti alanlarında çalışmalar yapmak amacıyla Türkiye  Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından TBMM’de temsil edilen siyasi  partilere gönderilen bir yazı ile kurulmuş ve 05.08.2025 tarihinde çalışmalarına  başlamıştır. “ diye belirtmektedir. 

Bir an insanın bedenine sıcak bir duygu hakim oluyor tıpkı çocukluğumuzda kötü  başlayan ve mutlu sonla biten masallardaki gibi bu hikâyenin de mutlu bitmesini  istiyorsun. Fakat son günlerdeki siyasi gelişmeler ürkütücü ve kötü başlayan masallara  geri götürüyor beni, sanki mutlu bir son gelmeyecek gibi.  

Bir yandan süreçle başlayan ve iyimserliğin hakim kılınmaya çalışıldığı bir gündem, diğer  yandan son hızıyla CHP belediyelerine karşı sürdürülen sindirme ve teslim alma  operasyonları ve son olarak Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ile birlikte gözaltına  alınan 44 belediye çalışanının bu sürecin pekte mutlu biteceğine umut vermiyor. Bu  durum iktidarın ve AKP’nin milli birlik, özgürlük demokrasi ve hukuk devletinden her  geçen gün daha da uzaklaştığını göstermektedir. Dahası bir hukuk devletinde olmaması  gereken gelişmeler bunlar.

Ayrıca iddiaya göre İBB soruşturmasında Murat Kapki’ye Mücahit Birinci tarafından  imzalatılmak istenen itiraf metni ve AKP’nin kuruluş yıldönümünde Aydın Büyükşehir  Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun törenle AKP’ye geçmesi – yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkan bir belediye başkanının teslim alınarak siyasi gündem yaratılması – nasıl bir  demokrasi istendiğinin açık işaretlerini vermektedir. 

AKP ve Erdoğan için son gelişmelerinde gösterdiği gibi kurulan bu komisyon, gelecek  olan ulusal ve uluslararası fırtınadan (Suriye’de beklenen gelişmelerin istendiği gibi olmaması) korunmak için bir zaman kazanımıdır. 

Tekrar masala dönersek birçoğumuz ‘Deve Kuşu’ masalını duymuştur. Deve Kuşu masalına ait birçok rivayet vardır. Bir rivayete göre Deve Kuşu bir çölde su ararken bir  aslanın geldiğini görmüş korkudan kafasını kuma sokmuş. Aslan deve kuşunun yanına  gelmiş, fakat henüz çok aç olmadığından yemek için biraz daha beklemek için Deve Kuşu’yla sohbet etmek istemiş ve pençesiyle Deve Kuşu’nun ayağına dokunmuş. Deve Kuşu can acısıyla aslanın burnuna vurduğu tekmeyle aslanı sırt üstü yere yatırmış.  Aslanın sırt üstü yattığını gören Deve Kuşu, onun öldüğünü sanarak çevrede ne kadar  Deve Kuşu varsa toplayıp getirmiş. Aslanı yere yatıran Deve Kuşu diğer kuşlara palavra  atarken aslanın uyanmasıyla kükremesi bir olmuş.  Deve Kuşları kendilerini korumak adına başlarını kuma sokarken, aslan da başlamış onları bir bir yemeye.  

Evet siyasette Deve Kuşu misali başımızı kuma gömersek aslana yem olmamız bir  zaman meselesi. Her ne kadar devekuşunun başını kuma gömdüğü bir rivayet ise de  bu hikaye, bugünü yansıtmakla birlikte gelecek tehlikeyi ve dayatılmak istenen tek adam rejimine itaat etmeyi göstermektedir.  

Başımızı kuma gömmeden, mecliste kurulan komisyonun esiri olmadan özgürlük,  demokrasi ve anayasal bir hukuk devletinde eşit haklar için birlikte hareket etmemizin  zamanı değil mi ? 

İlginizi Çekebilir

Cihan İpek: Ankara’nın Sıcağında ve Alaska’nın Serinliğinde Barış Arayışları
Kılıçdaroğlu’nun ‘çok ağrıma gitti’ dediği tweet’i atan da gözaltında

Öne Çıkanlar