Hıdır Eren Çelik: Bombalarla veya sopayla ’barış‘ masasına oturtmak 

Yazarlar

ABD 22.Haziran gecesi “Gece Yarısı Çekici” operasyonu adı altında İran’ın başta Fordo olmak üzere Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine saldırdı. ABD ordusu bu saldırıda en ağır sığınak delici bombalar  olan ve Massive Ordnance Penetrators olarak da bilinen GBU-57 bombalarını kullandı. Pentagon bu  operasyonda yedi adet B2 hayalet bombardıman uçağı ve bu uçaklara koruma amacıyla refakat eden 125 uçağın görev aldığını açıklandı. ABD ordusuna göre “bunker buster” patlamadan önce 60  metreye kadar kaya ya da betonarme delebilmektedir. Bu bombalardan toplam 14 adet atıldığı  duyuruldu.  

Bu saldırıdan günler öncesi ABD’nin böyle bir asker operasyona girişeceği bekleniyordu. Saldırının  zamanı hakkında önceden yapılan spekülasyonlar da saldırının bu kadar erken geleceği  beklenmiyordu. Saldırıdan sonra Trump ulusa sesleniş konuşmasında İran’ın nükleer tesislerinin tamamen imha edildiğini duyurarak „İran barış ile trajedi arasında bir seçim yapmakla karşı karşıya“ diyerek tehdit ederek ‚barış’ yapmaya çağırdı. 

İran ise dün, savaşın 12.ci gününde “Büyük Fetih Müjdesi” adı altında Katar ve Irak’taki ABD  üslerine yönelik füze saldırısıyla karşılık verdi. Trump tarafından kamuoyuna yapılan açıklamada bu  saldırılarda herhangi bir can kaybı yaşanmadığını ifade ederek İran’a teşekkür ettiğini duyurdu. “Nükleer tesislerini yok etmemize çok zayıf bir yanıt verdiler. İran’a bize önceden haber verdiği için  teşekkür etmek istiyorum. Tebrikler dünya, şimdi barış zamanı” dedi. 

Nitekim dün gece itibariyle ABD Başkanı Trump tarafından kamuoyuna yapılan açıklamalarda İran’la  İsrail arasında ateşkes ilanı duyurulduysa da, bu duyurunun üzerinden daha saatler geçmeden  İran’ın İsrail’e yeni füze saldırıları düzenlediği ve bunun üzerine İsrail Savunma Bakanı Israel Katz bu  saldırılara karşı yoğunluklu bir operasyonla karşılık vereceğini kamuoyuna bildirdi.  

İran medyasında yer alan haberlere göre Tahran rejimi sabahın erken saatlerinde gerçekleşen son  saldırı dalgasının ardından İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı İran’ın ateşkes kararı aldığını  duyurarak, İsrail’in de saldırılarını durdurması halinde Tahran’ın saldırılarına devam etmek zorunda  kalmayacağını açıkladı. 

İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan karşılıklı füze savaşınnın 13. gününde batı medyası ve siyasi  analistler bu savaşın daha ne kadar süreceği konusunda farklı yorumlarda bulunmakla birlikte İsrail ve  ABD’nin İran’ın nükleer tesislerini bombalayarak İran’ı ‘barış’ masasına oturtmaya zorladıkları görülmektedir.  

Bu savaşın daha kaç gün süreceği bilinmemekle birlikte ABD ve İsrail’in bombalarla İran’ı masaya  oturtacakları görünmektedir. Bunun adı askeri olarak güçlü olanın, buna barış denilecekse ‘barış’ masasına oturmaya mahkum ettikleri İran’ın önceden planlanmış bir oyunun bir parçası olduğunu  göstermektedir. 

Barış, devletler arasında mevcut çatışmaların birleşmiş milletler tarafından tanımlanmış normlar ve  ilkeler çerçevesinde çözüme kavuşturulduğu ve karşılıklı çıkarların korunduğu bir durumu ifade  etsede, burda ABD ve İsrail tarafından askeri şiddet kullanılarak İran’ın masaya oturtulması tek taraflı belirlenmektedir.  

İran ise kendi medyasında bu savaşın kazananı olarak ABD ve İsrail’e boyun eğdirdiğinin  propagandasını yapmaktadır. Orta Doğu ve bölgedeki devletler İç politika muhalefeti sopayla masaya  oturtmak için her türlü şiddet eylemini kullanmayı meşru görürken, dış politikada kendileri  bombalarla masaya oturtulmaktadırlar. 

Kendini bilmeyen veya kendini tanımayan halklar tarihte olduğu gibi egemenler ve iktidarlar tarafından ‘barış’ masalarına zorla oturtulmuşlardır. Kendini bilmek veya kendini tanımak sözü özü  itibariyle bir halkın veya toplumun ve de devletlerin kendini ve kendi gücünü anlaması ve ona göre bir  duruşu sürdürmelerini ifade etmektedir.  

Sadece kendini tanıyan ve ne yapmaları gerektiği konusunda açık ve net olan siyasi oluşumlar siyasi  sorunların çözümünde başarılı olacaklardır. Bugün gerek bölgesel ve gerekse global düzeyde baş  gösteren sorunların çözüm anahtarı toplumların ve devletlerin kendi ve kendi güçlerini tanıyarak ona  göre çözüm üretmelerinden geçmektedir. Aksi ise sürekli güçlü olanın sopasıyla masaya oturtulmaya  mahkum olacaklardır. Bunun adı ‘barış’ da olsa. 

İlginizi Çekebilir

İsrail’e Gazze’de “ölüm tuzağı” ve “savaş suçu” uyarısı
Ekrem İmamoğlu’na Bir Dava Daha Açıldı

Öne Çıkanlar