Hıdır Eren Çelik: Siyasi mülteciler ‘Terörsüz Türkiye Süreci’ni nasıl görüyor? 

Yazarlar

‘Terörsüz Türkiye Süreci’ ile ilgili tartışmalar başladığından beri çevremde siyasete ilgi duyan ve geçmiş yıllarda Kürt siyasi hareketlerinde ve Türkiyeli sol siyasetlerde aktif rol almış  ve bugün de gelişmeleri yakından izleyenlerle sık sık telefonla veya yüz yüze görüşmelerimizde onlara süreci nasıl değerlendirdiklerini soruyor, düşüncelerini anlatmalarını rica ediyorum.

Bu bilimsel kriterlerle yapılan ve tümden objektif olan bir araştırma değil. Ona rağmen  geçmiş siyasi deneyimlerinden yola çıkarak bu sürecin başarılı olup olmayacağı  konusunda en doğru yaklaşımı – elbette burada geçmiş siyaset yaşamında yaşanan  olumsuzlukların getirdiği duygusal yaklaşımlarda var – bu kesimin vereceğine  inanıyorum. Sonuçta gerek geçmiş Kürt siyasi hareketlerinden gelen ve gerekse Türkiyeli  sol siyasi hareketlerinde emek vermiş bu insanlar mülteci ve göçmenler arasında halen söz sahibi ve dikkatte alınan bireylerdir.  

1980 askeri darbesi ve sonrasında ( 1980 – 2024 ) Türkiye’den yurtdışına ve özelliklede  Federal Almanya’ya gelen yüzbinlerce binlerce siyasi mülteci bulunmaktadır. Bunların  aile bireyleriyle birlikte sayısı 500 binin üzerinde tahmin edilmektedir. 1980’li ve 90’lı yıllarda siyasi mülteci olarak gelenlerin burada büyüyen ve doğan ve federal, eyalet ve  yerel yönetimlerde siyaset yapan çocuklarının sayısı binleri bulmaktadır. 

Neyse bu ayrı  bir konu. Esas konuya dönecek olursam; kendileriyle sohbet ettiğim ve konuştuğum insanların ezici bir çoğunluğunun fikri bu sürecin başarılı olmayacağı doğrultusundadır. Bu  çoğunluk AKP ve Erdoğan’ın süreci ve Komisyonu iktidarda kalma ve siyasi ömrünü  uzatmak için kullandığını ifade etmektedir. Buna rağmen silahların susmasını ve gerçek  bir barışın gelmesini en çok arzu eden de bu kesimdir.  

Meclis’te kurulan komisyonda dün (21.Ağustos 2025) Barış Anneleri ile Cumartesi  Anneleri dinlendi. Kürtçe konuşmak isteyen bir annenin Kürtçe konuşma izin  verilmemesinde de görüldüğü gibi bu komisyonun barışa gidecek yolu açmaktan uzak  olduğu ve içinde bulunduğumuz toplumsal sorunları çözmekte yetersiz kaldığı görülüyor.

Sayıları on binleri aşan siyasi Tutukluların halen cezaevlerinde  tutulmaları ve bunların özgürlükleriyle ilgili somut hiçbir çalışmamın yapılmaması, siyasi  faaliyetlerinden dolayı veya protesto eylemlerine katıldıklarından dolayı tutuklanan  öğrencilerin özgürlüklerinin ellerinden alınması bu sürece olan güvensizliğin temel  etkenlerini oluşturmaktadır. CHP belediye başkanlarının ard arda görevlerinden  alınmaları ve tutuklanmalarını bir yana bırakacak olursak dahi bu süreç tek taraflı  Erdoğan’ın planlamadığı, ama istediği gibi yürümektedir. Devlet Bahçeli tarafından  başlatılan bu süreç hiç şüphesiz Orta Doğu ve uluslararası siyasi gelişmelerden bağımsız  değildir. 

7 Ekim 2023 tarihinde Filistinli radikal İslamcı terör örgütü Hamas’ın İsrail’deki bir müzik  festivaline saldırısıyla başlayan (bu saldırıda 1.182 kişi hayatını kaybetti ve 250’ye yakın  kişi Hamas tarafından esir alındı) ve ardından Israil’in Gazze’yi işgali ve yerle bir edilmesi,  Lübnan’ın kısmen işgali ve Hizbullah Örgütünün etkisizleştirilmesiyle birlikte Suriye’de Ahmed El Şara ve radikal İslamcı grupların iktidara getirilmesi bu sürecin başlamasında  belirleyici oldu.  

Burada geçmiş açılım sürecinde (2013 – 2015) yaşananların geride bıraktığı derin travma  ve hayal kırıklıkları da belirleyici bir etkendir.  

Konuştuğum ve halen Kürt hareketinde yer alanlarsa süreci desteklemekle birlikte  suskunluğu tercih etmekte ve beklemektedir. Bu kesim mümkün olduğunca tartışmalara  girmekten uzak durmakta ve Abdullah Öcalan’ın doğru bir siyaset yaptığı düşüncesinde.  

Sonuç olarak son birkaç aydan beri kendileriyle konuştuğum ve sohbet ettiğim insanlar  bu sürecin iç ve dış politikada zor durumda olan Erdoğan’ın iktidarını uzatmak için  sarıldığı can simidi olarak görmektedir.  

Konuştuğum insanların sayısı 45 ile 50 civarında olmakla birlikte bir anket yapılacak  olsa bu yazıda ifade ettiğim gibi pek farklı sonuçların çıkacağını düşünmüyorum.

İlginizi Çekebilir

İran’da silahlı saldırı: 5 polis öldürüldü
Almanya: Şu an Filistin’i tanıma kararı ters teper

Öne Çıkanlar