Hollanda’da 2023 seçimlerinin ardından kurulan ve 2024 yılında göreve başlayan koalisyon hükümeti, Geert Wilders’ın sunduğu tartışmalı plan nedeniyle dağıldı.
Aşırı sağcı görüşleriyle bilinen PVV lideri Wilders, kamuoyuna sunduğu göçmen karşıtı 10 maddelik planla, hükümet ortakları üzerinde baskı kurmaya çalıştı. Bu plan, kamuoyunda “Wilders’ın 10 emri” olarak anılmaya başlandı.
Ancak Wilders’ın bu dayatması, koalisyon ortakları tarafından kabul görmedi. VVD lideri Dilan Yeşilgöz ve BBB lideri Caroline van der Plas, yaptıkları açıklamalarda Wilders’ın bu tavrını “sorumsuzluk” olarak nitelendirdi. Ortaklar, göçmen politikaları konusunda zaten çalışmalar yürütüldüğünü ve ilgili bakanlığın Wilders’ın partisinde olduğunu hatırlatarak, bu taleplerin gereksiz ve siyasi bir kriz yaratmaya yönelik olduğunu ifade ettiler. Wilders ise partisinin hükümetten desteğini çekerek krizi derinleştirdi. Böylece, sadece bir yıl ayakta kalabilen hükümet resmen dağılmış oldu.
“Sol Partilere Hükümeti Kendi Gümüş Tepside Sundu”
Yeşilgöz ve Van der Plas, Wilders’ın bu adımıyla sol partilere iktidarın yolunu açtığını belirterek, artık sağ bir hükümet kurma olanağının kalmadığını, Wilders’ın hükümeti gümüş tepsi ile sol partilere sunduğunu söylediler. Koalisyon ortakları “Bu tavır, halka karşı sorumluluk taşımayan bir siyaset anlayışıdır” diyerek tepkilerini ortaya koydular.
Koalisyonun çöküşü, yalnızca siyasi bir kriz değil; aynı zamanda Hollanda toplumundaki derin fay hatlarının da göstergesi olarak yorumlanıyor. Göçmen karşıtı ve İslamofobik söylemleriyle bilinen Wilders’ın toplumu kutuplaştıran politikaları, sadece hükümeti değil, siyasi istikrarı da tehdit ediyor.
Erken Seçim Kapıda
Hükümetin düşmesiyle birlikte erken seçim ihtimali gündeme geldi. Hollanda Anayasası’na göre, Meclis feshedildiği takdirde seçimlerin 82 gün içinde yapılması gerekiyor. Bu da 2025 sonbaharında yeni bir seçimin gerçekleşebileceğini gösteriyor.
Diaspora ve Toplumsal Endişe
Hollanda’daki diaspora Kürtleri ve diğer göçmen topluluklar, aşırı sağın bu şekilde güç kazanmasından büyük endişe duyuyor. Bu krizin, sadece bir hükümet meselesi değil; Avrupa genelinde yükselen ırkçılığın, demokrasiye olan güvenin zedelenmesinin ve sistemsel sorunların bir yansıması olduğu değerlendiriliyor.
Wilders’ın siyaset anlayışı, sadece göçmenleri değil, artan ekonomik sıkıntılar ve sosyal adaletsizlik karşısında endişe duyan geniş halk kesimlerini de tedirgin ediyor. Hollanda’da artık siyasi dengelerin kolay kolay eski haline dönmeyeceği konuşuluyor.
/Baki Karadeniz- Amsterdam/









