Kürt sanat dünyasında anlamlı izler bırakmış Hozan Zinar’ın yaşama veda etmesinin üzerinden 14 yıl geçti. Kürt sürgünlerinin yerleştikleri Orta Anadolu (Konya) Kürtlerinden olan ve sanat yolculuğuna Aşık Harabi olarak başlayan Hozan Zinar, geride bugün geniş kitlelerin seslendirdiği önemli eserler bıraktı.
Hozan Zinar, daha çok da ‘Biz Apo’ya Söz Vermişiz’ eseriyle tanınsa da ancak onun dışında da özellikle Koma Berxwedan bünyesinde seslendirdiği “Şirine Kürdistane”, ‘’Lo Saliho’’, “De Bimeş”, “Mendo Têye”, “Ceme Muşe” ve “Munzur Çayı” gibi eserleriyle de biliniyor.
Aksaray’dan Hollanda’ya çıkış
Kürdistan topraklarından, Türkiye içlerine gönderilen bir sürgün Kürdü olmanın burukluğunu her daim hisseden Hozan Zinar, tarihler 1972 yılını gösterdiğinde de henüz 18 yaşındayken Hollanda’ya gitti ve yaşamını orada devam ettirmeye başladı.
Sanatsal faaliyetlerine de o dönem Aşık Harabi ismiyle devam eden Hozan Zinar, Hollanda’da faaliyet gösteren HTİB ve benzeri yapılarla da Kürtler ve Kürdistan realitesi konusunda anlaşmazlıklara düşmesi, Kürtler konusunda kendilerinin soyut yaklaşımları neticesinde bu çalışmalarına son verdi.
1981 yılı itibariyle Kürt Halk Mücadelesi ile olan ilişkilerinde de gelişmeler yaşayan Hozan Zinar, Kürt sanatı ve mücadelesi noktasında büyük bir mücadeleye başladı. Yaşadığı Amsterdam kentindeki yurtsever kesimlerle bir araya gelerek örgütlenme çalışmalarına başlayan Hozan Zinar, 1982 yılında Amsterdam Kürt Kültür Merkezi’nin kuruluşunda büyük katkılarda bulundu. Hatta vefat ettiği 2009 yılında dahi, tüm sağlık sorunlarına rağmen derneğin yönetim kurulu başkanlığını icra etmekteydi.
Huner-Kom kuruluyor
Hozan Zinar, 1983 itibariyleAvrupa’da yaşayan Kürt sanatçıların ilk kez bir araya gelerek kurduklari Kürdistan Yurtsever Sanatçılar Birliği-Huner-Kom’un kuruluş çalışmalarında yer aldı ve yıllarca Hollanda kültür sorumlusu olarak yönetim kurulunda aktif çalışmalar yürüttü.
”Kürdistan Yurtsever Sanatcilar Birliği (Huner-Kom) bünyesinde yer alan Kürt sanatçıları (Grup Direniş ) Koma Berxwedan çalışmalarına da öncülük ederler. Koma Berxwedan´in birinci ve ikinci albümleri ile 1985 yılındaki Dilan adlı albümünde Hozan Zinar, Şirina Kürdistane ve Çemê Muşê adlı şarkıları Hozan Zozan´la düet şeklinde seslendirdi.
1987 yılında Koma Berxwedan´in çıkardığı Kaniya Welat adli albümünde Hozan Zinar, De Bimeş adlı şarkısını seslendirdi.
1988 yılında Koma Berxwedan´in çıkardığı Peşmerge adli albümde ise Hozan Zinar, Mendo Tuye´yi adlı şarkısını da, Hozan Seyitxan ile düet şeklinde seslendirdi. Ozan Zinar’ın Kürt halkına mal olmuş ve Abdullah Öcalan’a bağlılığını dile getirdiği ‘Biz Apo’ya söz vermişiz’ eseri eylem ve etkinliklerin vazgeçilmez şarkıları arasında yer alıyor.
Ayrıca Humer-Kom ve Koma Berxwedan bünyesinde yürüttüğü sanat çalışmalarında yüzlerce esere imza attı.
Amsterdam’da Kürt radyosu kuruluyor: Botan
Hollanda’nın Amsterdam kentinde Hollanda’lı dostların ve Kürt yurtseverleri ile birlikte Botan isimli radyonun 1986 yılında kuruluşunda yer alan Hozan Zinar, hem yöneticilik ve idari işler hemde radyonun spikerliği gibi birçok alanda aktif faaliyetler yürüttü.
Bu çalışma neticesinde Kürdistan’da yaşanan olaylar ve genel gelişmeleri Amsterdam’da yaşayan Kürt yurtseverlere aktaran Hozan Zinar ve arkadaşları, o zorlu günler için büyük önem ve anlam taşıyan bu çalışmayı da yürütürler. Avrupa, İngiltere ve özellikle de Hollanda’da yürüttüğü yoğun çalışmaların sonrasında, 1989 yılında Orta Doğu’ya; Şam’a gidebilmek için girişimlerde bulunur. 1989 yılında Amsterdam’dan Suriye’nin Başkenti Şam’a giden Hozan Zinar, Lübnan’daki Bekaa Vadisinde Mahsun Korkmaz Akademisine gider ve orada bir yıl boyunca ideolojik eğitimler alır.
Buradaki savunma eğitimleri esnasında patlayan bir şarapnel parçası nedeniyle sağ bacağından yaralanarak, Lübnan’daki Harassia kentinde Youhnabols Hastanesinde bir süre tedavi görür. Ardından Avrupa daki siyasi çalışmaları yürütmesi için üst düzeyde görevlendirilir. 1990 yılında başta İngiltere temsilciliği olmak üzere, sırasıyla İsveç, Norveç, Danimarka ve Yunanistan gibi ülkelerde de ek siyasi çalışmalar yürütür.
Hozan Zinar, tüm bu aktif faaliyetlerinin yanı sıra, 1998 senesinde henüz çok genç yaşta yaşamını yitirmiş olan eşinin de üzüntüsünü de yaşamı boyunca yüreğinde yaşamaktaydı. Vefat eden eşinin ardından, dört çocuğuyla başbaşa kalan Hozan Zinar, özel yaşantısındaki bu hüzünlerine rağmen çevresine neşe saçmaya ve yurtseverlere moral olmaya çalışmaktaydı. Kütüphanesindeki yaklaşık 4 bin kitabı ile de çok zaman geçiriyor, kimi zaman da kitapları koltuğunun altına alarak yurtseverlere götürüyor okuması için hediye ediyordu.
2004 yılı itibariyle kendisine kanser teşhisi konulmasının ardından, tedavi görmeye başlayan Hozan Zinar, yaşadığı tüm zorluk ve sağlık sorunlarına rağmen siyasi ve sanatsal faaliyetlerini sürdürmekten geri durmadı. Son olarak 15 Şubat 2010 tarihinde Fransa’nın Strasbourg kentinde Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun kınandığı yürüyüşe katılan Hozan Zinar, Mayıs 2011’de çok sevdiği babası Emrullah İz’in ölümüyle sarsılarak beyin kanaması geçirdi.
Amsterdam’da tedavi gördüğü hastanede 3 hafta yaşam mücadelesi veren Hozan Zinar, 29 Mayıs 2011’de yaşama gözlerini yumdu. 4 çocuk babası olan sanatçı Hozan Zinar, öğrencisi ve çok sevdiği İbrahim Kılıç’ın (Zinar Andok) da ebedi istirahatgahı olan memleketi Ekecik’teki mezarlıkta toprağa verildi.











