Eski paradigma hâlâ varlığını koruyor: Öte yandan yeni paradigma yani özgürlükçü-demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü anlayış, henüz tüm halkta oturmamış, toplumsal bir hegemonya yaratamamış durumda. Geçmişin gölgesinde şekillenen gündelik siyasetin ve pratiklerin arasında halk, kendi toplumsal gerçekliğini yeniden kurmak, kendi kimliğini ve değerlerini anlamlandırmak zorunda kalıyor.
Bu süreç yalnızca siyasal bir mücadele değil; aynı zamanda derin bir felsefi ve etik sınavdır. Halk, eskiye ve yeniye dair belirsizliklerle yüzleşirken, hangi değerlerin korunacağını, hangi normların yeniden inşa edileceğini ve hangi yolun hakikate daha yakın olduğunu sürekli sorguluyor. Ara dönem, ne tamamen eskiye bağlı kalmanın ne de yeniye tam geçişin mümkün olduğu bir alan. Ama bu boşluk aynı zamanda kritik bir fırsattır: yeni fikirlerin, deneyimlerin ve toplumsal paradigmanın doğması için bir alan yaratır. Paradigma değişimi, yalnızca siyasal bir dönüşüm değil, halkın kendisiyle ve tarihiyle kurduğu ilişkilerin derin bir yeniden sınanmasıdır.
Toplumların tarihinde bazı zamanlar vardır; eski düzen henüz tamamen çökmemiştir ama yeni düzen de tam anlamıyla doğmamıştır. Bu boşluk, aynı anda hem ontolojik hem de ahlaki bir belirsizlik yaratır. Kürt halkının yaşadığı çelişkilerin sürekliliğini sağlayan görünmez zemin de işte bu ara dönem mantığıdır. Ara dönemlerde insanlar doğruyu bilmez değildir; bilinen doğru anlamsızlaşır. Hakikate temas eden her söz riskli hâle gelir. Doğruyu savunmak düzeni sarsar, sorumluluk yükler. Bu yüzden doğru, giderek ertelenen bir yük hâline gelir. Toplumda içsel çelişkilerin çözülmesini engelleyen en önemli dinamiklerden biri, tam da bu hakikatin ertelenmesi kültürüdür. Yalnızca siyasal güçlerin baskısı değil, toplumsal yapının içinden büyüyen sessizlik ve erteleme mekanizması da belirleyici olur.
Bu ara dönem bilinci, eleştiriyi değersizleştirir. “Hakikat mi doğru olur, yoksa sessizlik mi daha az sorun çıkarır?” sorusu çoğu zaman pragmatizme yenik düşer. Eleştiri gerilimi artırmak, sessizlik ise makul olmak olarak kodlanır. Böylece doğrular savunulmadığı için değil, sahip çıkılmadığı için zayıflar; yanlışlar ise güçlendiği için değil, sorgulanmadığı için normalleşir. Bu durum yalnızca siyasal alanda değil; örgütlerde, kurumlarda, ailelerde ve bireysel bilinç düzeyinde de kendini tekrar eder.
Devletsiz demokrasi, kadın özgürlüğü ve ekolojik yaklaşım hem radikal hem de tarihsel olarak sıra dışı bir iddia taşır. Fakat teori ile pratik arasındaki mesafenin açılması, yalnızca örgütsel veya politik sınırlardan kaynaklanmaz; aynı zamanda hakikati erteleme alışkanlığı ile de ilgilidir. Doğrunun bilinip ertelenmesi, büyük iddianın pratiğe gecikmesi, eleştirinin gerekli olup yapılmaması, hakikatin görülüp ama yüksek sesle dile getirilmemesi… Tüm bunlar, komünal demokrasi bürokratik sınırlara, kadın özgürlüğü söylemi toplumsal dirençlere, ekolojik yaklaşım kentleşme baskısına sıkıştığında görünür hâle gelir. Toplumda gri bir alan yaratır: herkes yanlışın farkındadır ama kimse düzeltme yükünü üstlenmek istemez.
Hakikatin söylenmesi gerilim yaratacağı için sessizlik bir tür toplumsal uzlaşma olarak kabul görür. Oysa bu sessizlik çelişkiyi büyütür ve toplumun kendi kendini dönüştürme kapasitesini felç eder. Hakikat ertelendiğinde çürüme başlar; eleştiri bastırıldığında toplumsal yaratıcılık ölür. Ara dönemlerde hakikat tamamen kaybolmaz; önemini kaybeder. Bir toplum hakikati tümüyle kaybettiğinde en azından bunun farkındadır ve mücadele eder. Ancak hakikatin “biraz var, biraz yok” olduğu dönemlerde, mücadele iradesi zayıflar. Her şey işler görünür ama hiçbir şey gerçekten işlemez.
Sessizlik normalleşir, çelişkiler kronikleşir ve toplumsal çürüme derinleşir.
Kürt halkının yüzyıllık çelişkisini aşması, yalnızca politik doğrultuların değişmesine bağlı değildir; hakikati yeniden değerli kılmayı, sessizlik kültürünü kırmayı ve eleştirel aklı kolektif bilincin merkezine yerleştirmeyi gerektirir. Araf döneminin belirsizlikleri içinde, halkın iradesi ve eleştirel bilinci, yeni paradigmanın filizlerini yeşertecek tek gerçek zemindir.










