Hürriyet Kaytar: Kürt Halkı Siyaseti Aştı; Rojava Bir Eşik

Yazarlar

Halkın kurduğu bağ, siyasetin kuramadığı bir gerçeği açığa çıkardı. Klasik siyasal temsil, Kürtlerin yaşadığı ortak kaderi taşımakta yetersiz kaldı. Bugün Kürtler, kendileri adına karar alan siyasal aklı fiilen aşmış durumda. Rojava söz konusu olduğunda, halk dar ve parçalı Kürt siyasetinin sınırlarını aşarak ulusal bilinci pekiştirdi. Partilerin, örgütlerin ve diplomatik dillerin kuramadığı bağ; ortak tehdit, ortak kırılganlık ve ortak vicdan üzerinden kuruldu.

Bu tablo, siyasetin toplumu taşıyamadığı; tersine toplumun siyaseti geriden ittiği bir eşiğe işaret ediyor. Bu bir duygusal dalgalanma ya da geçici bir mobilizasyon değil. Uzun süredir biriken, bastırılan ve ötelenen bir hissin nihayet görünür hâle gelmesidir.

Rojava, bu biriken öfkenin ve farkındalığın en çıplak biçimde hissedildiği eşik oldu. Çünkü Rojava yalnızca bir yönetim modeli ya da bölgesel bir deneyim değildir. Kürtler için şu duygunun somutlaştığı yerdir: “Bir yerde yalnız bırakılırsak, her yerde yalnız bırakılırız.” Bu farkındalık, parça siyasetin dar sınırlarını aşan bir bilinç yarattı. Berlin’deki Kürt ile Amed’de, Hewlêr’de, Mahabad’da ve Kamışlo’da yaşayan aynı yerden sarsıldı.

Bu bağ masa başında kurulmadı; ortak acıdan, ortak tehditten ve ortak terk edilmişlik hissinden doğdu.

Rojava, sınırların ayırdığı ama dört parçada hafızanın ve ortak kaderin birleştirdiği yerdir. Halk öfkeli çünkü Türkiye’nin demokrasi açığının, Ortadoğu’nun güvenlik krizinin ve Batı’nın huzur arayışının bedelini Kürtlerin ödemesi gerekmiyordu. Kürtler herkesi kurtaramaz. Kurtarmak zorunda da değil.

Bu eşik, dört parçada Kürt halkı adına siyaset yaptığını söyleyen tüm aktörlere yönelmiş açık bir uyarıdır. Bugün Amed’de, Hewlêr’de, Mahabad’da ya da Kamışlo’da konuşan siyasal akılların ortak bir sorumluluğu vardır: Kürt halkını bir kez daha başkalarının denklemlerinde “denge unsuru” olarak konumlandırmamak….

Kürt halkı artık bu dili tanıyor. Hangi sessizliğin taktik, hangisinin rıza üretimi olduğunu ayırt edecek bir hafızaya sahiptir bu toplum. Siyasetin “zaman kazanma” dediği yerde  zaman kaybetti. “Kazanım” diye sunulan her şey, bir sonraki kırılmanın gerekçesine dönüştü.

Bu nedenle bugün mesele, hangi partinin ya da yapının daha haklı olduğu değildir; mesele, haklılık söylemiyle meşrulaştırılan bu uzun kaybın artık fark edilip edilmediğidir.

İlginizi Çekebilir

İlham Ahmed: 18 Ocak Anlaşması’nın temel taşı ateşkesin sürmesi, operasyonların sona ermesidir
Ukrayna, Rusya ve ABD temsilcileri ilk kez biraraya geldi

Öne Çıkanlar