Hürriyet Kaytar: Yüzleşmeden İnşa Olmaz; Barış Değil, Çatışmasızlığın Yönetimi

Yazarlar

Yüzleşmeden inşa olmaz. Vicdanı dışlayan hiçbir barış kalıcı olamaz. Güvenli olabilir, yönetilebilir olabilir, hatta alkışlanabilir. Ama adil değildir. Ve adil olmayan hiçbir düzen, ne toplumsal huzur üretir ne de gerçek bir barış.

Sürecin başından beri barış, ısrarla bir güvenlik meselesine indirgeniyor. Bu yaklaşımdan tek bir adım geri atılmadı. Vicdan ise sürekli zamansız bir geleceğe havale ediliyor. Oysa ahlaki sorumluluktan arındırılmış bir barış, etik bir durum değildir. Bu olsa olsa çatışmasızlığın teknik bir idaresidir; adaletin, yüzleşmenin ve onarımın bilinçli olarak askıya alınmasıdır.

Bugün bize telkin edilen şey yüzleşme değil, unutmadır. Ama yüzleşmenin olmadığı yerde barış değil, yalnızca bastırılmış bir çatışma birikir. Sessizlik burada uzlaşmanın değil, ertelemenin dilidir.

Çözüm komisyonları raporlarını yazıyor. İçeriği boş olan bu raporlar, “temkinli iyimserlik” ambalajıyla dolaşıma sokuluyor. Herkes konuşuyor ama tuhaf bir biçimde asıl mesele konuşulmuyor. Çünkü asıl mesele rahatsız edici: yüzleşme.

Son günlerde açıklanan komisyon raporları bu gerçeği bir kez daha görünür kılıyor. Çünkü bu metinlerin ortak bir sorunu var: dün yok.

Ne devletin kendi geçmişine dair açık bir hesaplaşma var, ne de Kürt siyasal hareketinin sahici bir özeleştirisi. Bu eksiklik bir ihmal değil; bilinçli bir tercihin sonucu.

Toplumda şu soru dolaşıyor: “Bizim bilmediğimiz ne var?”

Açık söylemek gerekir: Gizlenen büyük bir bilgi yok. Bu iyimserliğin gerçek bir kaynağı da yok. Uzun süredir sıkışan, alan kaybeden, nefes almaya çalışan her siyasal yapı bugün iyimserliği bir tutunma biçimi olarak üretiyor. Ama bu iyimserlik gerçeği büyütmüyor; gerçeği ertelemek için kullanılıyor.

Yaşanan şey bir çözüm süreci değil. Bir yüzleşme süreci hiç değil. Daha çok belirsizliği yönetme çabası. Tam da bu nedenle raporlar teknikleşiyor. Oysa barış süreçleri teknik değil, ahlaki süreçlerdir. Ahlaki zemini olmayan hiçbir rapor topluma güven vermez.

Toplum karmaşık teoriler istemiyor; açık ve dürüst sözler istiyor. Komisyon raporlarında bu dürüstlük yok. Devlet soyut, hareket genelleştirilmiş, sorumlular görünmez. Acı var ama fail yok. Yanlış var ama karar yok. Kayıp var ama hesap yok.

Böyle metinler barış üretmez; yalnızca geçmişi askıya alır. Oysa yüzleşilmeyen her geçmiş, geleceğin içine sessizce sızar. Bastırılan hakikat bir gün daha sert biçimde geri döner.

Gerçeği dolandırmaya gerek yok: Eleştiri olmadan yenilenme olmaz. Ahlaki tutarlılık olmadan güven olmaz. Toplumla yüzleşmeden temsil olmaz.

Yüzleşmek güç kaybettirir, evet. Ama yüzleşmemek çok daha büyük bir çöküşü beraberinde getirir. Toplum artık rapor değil, slogan değil; dürüstlük istiyor.

Ve dürüstlük olmadan hiçbir süreç — adına ne denirse densin — gelecek üretmez.

 

İlginizi Çekebilir

Diyabette tarihi karar: ‘Tip 5 diyabet’ resmen tanındı
Ali Engin Yurtsever: Rojava; İntikamın Geri Dönüşü …

Öne Çıkanlar