🔴İnsan Hakları Derneği (İHD), süreç raporunda tercih edilen dilin barışın toplumsal zeminini güçlendirmekten uzak olduğunu belirtti. Açıklamada, geçmiş dönemin güvenlik merkezli kavramlarına yapılan vurguların barış fikrini zayıflattığı ifade edildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD), Mecliste kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun Kürt sorununun çözümüne dair hazırladığı süreç raporuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, müzakere süreci boyunca silahlı çatışmalardan kaynaklı ölüm ve ihlallerin neredeyse tamamen ortadan kalktığı belirtilerek, bu durumun sürecin önemini ortaya koyduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Bu döneme dair İHD verilerine göre silahlı çatışmalardan kaynaklı ölüm ve ihlaller neredeyse tümden ortadan kalkmıştır. Tek başına bu veri bile müzakere sürecinin ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir” denildi. Açıklamada ayrıca silahsızlanma ve çatışmaların sona ermesi yönündeki adımlar ile TBMM’de Komisyon kurulmasının ve sivil toplumun sürece dahil edilmesinin “tarihi bir eşik” olduğu ifade edildi.
“Rapora hakim olan dil barış fikriyle araya mesafe koymuştur”
İHD, süreç raporunda kullanılan dilin barış sürecinin ihtiyaçlarına uygun olmadığını belirterek, “Rapora hakim olan dil; sürecin ruhuna ve ihtiyaçlarına cevap vermekten uzak, geçmiş dönemin kavramlarına referanslar yaparak ‘barış’ fikriyle araya mesafe koymuştur” ifadelerini kullandı. Açıklamada, Kürt sorununun güvenlik ve ekonomik geri kalmışlık çerçevesinde ele alındığı, eşit yurttaşlık, dil ve yerinden yönetim gibi taleplerin ise raporda yeterince yer almadığı belirtildi.
Raporda önerilen bazı yasal düzenlemelerin silah bırakmanın güvenlik birimlerince tespit edilmesi koşuluna bağlanmasının “ertelemeci bir tavır” olduğu belirtilen açıklamada, “Silahların teslimi ve geri dönüşler konusunda hızlıca gerekli düzenlemeler yapılmaması daha ciddi riskler taşımaktadır” denildi.
Silah bırakma sürecine ilişkin somut mekanizmaların raporda yer almadığı ifade edilen açıklamada, köy koruculuğu sisteminin geleceğine ilişkin bir değerlendirme yapılmamasının da eksiklik olduğu kaydedildi.
İHD, sürecin yalnızca devlet odaklı yürütülmesinin riskler taşıdığını belirterek, sivil toplumun sürece daha aktif katılımının sağlanması gerektiğini ifade etti. Açıklamada, “Bu sürecin bundan sonraki aşamaları daha çoğulcu bir şekilde yürütülmeli, sivil toplum örgütlerinin katılımına açılmalıdır” denildi.
“Geçmiş ihlallerle yüzleşme sağlanmalı”
Açıklamada, faili meçhul cinayetler, zorla kaybetmeler ve zorla yerinden edilmeler gibi ağır insan hakları ihlallerinin çözüm sürecinin önemli başlıklarından biri olduğu belirtilerek, bu konuda raporda yeterli tespitlere yer verilmemesi eleştirildi.
İHD, “Adil ve kalıcı bir barış; geçmişte yaşanan ağır insan hakları ihlallerinin tanınması, yaraların onarılması ve toplumsal adaletin sağlanmasıyla mümkündür” ifadelerini kullandı.
İHD, tüm eksikliklere rağmen Meclis Komisyonu’nun çalışmalarını önemli bulduklarını belirterek, raporda yer alan önerilerin hayata geçirilmesi ve sürecin devamı için alt komisyonlar kurularak çalışmaların sürdürülmesi çağrısında bulundu.
2 ret 1 çekimser oyla kabul edildi
Süreç kapsamında Mecliste kurulan ve çalışmalarına 5 Ağustos 2025’te başlayan komisyonda AKP, MHP, DEM Parti, CHP ve Yeni Yol’dan oluşan yazım ekibinin hazırladığı süreç raporu şerhli kabul edildi. Komisyonun 18 Şubat’taki toplantısında yapılan oylamada rapora 47 üye evet oyu verirken EMEP ve TİP ‘hayır’ oyu verdi, CHP’li Türkan Elçi ise çekimser kaldı. Toplantıda Kurtulmuş’un ‘yeni anayasa’ vurgusu yapması da dikkat çekti. DEM Parti rapora muhalefet şerhi koyarken CHP de “Demokrasi şerhi koyduk” açıklamasını yaptı.
Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, ‘hayır’ gerekçelerini şöyle açıkladı: “Raporda Kürt sorunu ifadesi bir kez bile geçmiyor. Sorunun adı ve nedenlerin kendisi yok. Bırakalım ana dilinde eğitimi, ana dili hakkı bile kavram olarak geçmiyor. Rapor işçi, emekçi, köylü ve küçük üreticilerin çıkarlarını temel alan bir anlayıştan uzak. Sermayenin yatırım ve teşviklerini temel almakta, mevcut kapitalistleri ve yenilerini zengin etmeyi öncelemektedir.”
TİP Milletvekili Ahmet Şık da şu gerekçeleri dile getirdi: “Somut demokratik adımları yok sayan, önerileri budayan, meseleyi yeniden güvenlik ve terör eksenine sıkıştıran, bunları gizlemek için de dilek ve temenniler içeren bölümler ekleyen yaklaşım çözüm değil, statükonun tahkimidir.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise taleplerin yer almadığı raporu “Yol haritası niteliğinde önemli bir kazanım” olarak değerlendirmiş ve sürecin yasal boyutuna ilişkin adımların Mecliste ele alınacağını belirtmişti.
/Kaynak: Evrensel/











