🔴İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, ”Terörsüz Türkiye sürecini baltalamak için Murat Karayılan’ın talimatıyla yeni bir örgüt kurdukları” iddiasıyla gözaltına aldırdığı 17 kişiden ikisi tutuklandı.
Özgür Politika‘dan Erdoğan Alayumat’ın haberi:
İstanbul’un birçok ilçesinde 17 Şubat sabahı düzenlenen ev baskınlarında 17 kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Örgüt üyesi olmak”la suçlanan bu kişilerden 15’i adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, iki kişi ise tutuklandı. Dosyada, gözaltına alınanların ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini baltalamak amacıyla yeni bir örgütlenme kurdukları ileri sürülüyor.
Sorgu tutanaklarına göre; gençlerin, kendini fesheden PKK bünyesinde “Xwe Parastin (Öz Savunma)” adlı bir yapılanmayı Murat Karayılan’ın talimatıyla kurduğu iddia ediliyor. Ancak ifade tutanaklarında bu iddiayı destekleyen somut bir kanıt bulunmuyor. DEM Parti Gençlik Meclisi üyesi olan gençler, Emniyet tarafından “Devrimci Gençlik Hareketi (DGH) mensubu” olarak nitelendiriliyor fakat bu iddianın da hangi somut eylem, toplantı, talimat ya da örgütsel hiyerarşi ilişkisine dayandığı ortaya konulmuyor. Gözaltına alınan gençler ise suçlamaları kabul etmiyor; herhangi bir yapılanma içinde yer almadıklarını ve “Öz Savunma” adlı oluşumu ilk kez duyduklarını söylüyor.
Süreci baltalamak içinmiş
Dosyayı takip eden avukatlara göre soruşturmanın en tartışmalı yönlerinden biri, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini baltalamak amacıyla yeni bir oluşum kurulduğu iddiasının nasıl temellendirildiği. Avukatlar, dosyada bu iddianın daha çok genel bir örgüt şeması ve üst düzey isimlere yapılan atıflar üzerinden kurulduğunu, ancak şüphelilere atfedilen somut bir eylemin açık biçimde ortaya konulmadığını belirtiyor.
Avukatlar, “Xwe Parastin” başlığı altında güçlü bir örgütsel çerçeve çizilmesine rağmen bunun şüpheliler açısından hangi delillerle desteklendiğinin dosyada açık şekilde yer almadığını ifade ediyor.
Parkta oturmuşlar
Dosyada dikkat çeken suçlamalardan biri, Haziran 2025’te gözaltına alınan B.K. adlı gencin evinin yakınındaki parkta oturması. Polis bu durumu “parkta örgütsel buluşma” olarak değerlendiriyor, ancak bu buluşmada ne konuşulduğuna, hangi faaliyetin planlandığına ya da herhangi bir talimat verilip verilmediğine dair somut bir bilgi bulunmuyor. B.K. ise ifadesinde, “Herhangi bir talimat almadım, örgütsel bir görüşme yapmadım” diyerek iddiaları reddediyor ve parkın evine yakın olduğunu, sadece oturduğunu belirtiyor.
Tutanak sayfaları eksik
İfade tutanağında, İstanbul Havalimanı’nda yurt dışına çıkış hazırlığında olduğu iddiasıyla gözaltına alınan bir başka kişinin dosyasına da atıf yapılıyor. Polis, bu kişinin kırsal alana katılma arayışında olduğunu öne sürüyor. Aynı kişinin fotoğraf teşhisi sırasında B.K. hakkında beyanda bulunduğu iddia edilse de tutanaklarda bu teşhisin içeriğine dair ayrıntılı bir bilgi yer almıyor. Teşhiste tam olarak ne söylendiği, hangi bağın kurulduğu ya da beyanın hangi somut olaya dayandığı açık biçimde yazılmamış. Ayrıca havaalanında gözaltına alınan kişiden alınan ifadelerin eksik olduğu ve tutanakların bazı sayfalarının bulunmadığı görülüyor.
Varsayımlarla suç üretiliyor
Hakkında kısıtlama kararı bulunduğu için dosyanın tamamına erişemeyen avukatlar, yöneltilen suçlamaların somut delillere dayanmadığının altını çiziyor. Bir yapılanmadan söz edildiğini, ancak müvekkillerinin bu yapı içinde ne yaptığının açık şekilde ortaya konulmadığını ifade eden avukatlar, soruşturmanın, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini baltalama gibi ağır bir iddia üzerine kurulduğunun altını çizdi. Avukatlar, “Bu kadar ciddi bir suçlama varsa bunun açık ve güçlü delillerle desteklenmesi gerekir” diyor.
Müvekkillerinin tüm suçlamaları reddettiğini hatırlatan avukatlar, “Bizim talebimiz net: Somut delil yoksa özgürlük esastır” ifadelerini kullanıyor ve dosyanın mevcut haliyle tutuklama ve ağır tedbirleri haklı kılmadığını kaydediyor.
Çözüm beklentisini zedeliyor
Avukatlar, soruşturmanın zamanlamasının da ayrıca tartışılması gerektiğini düşünüyor. “Bu soruşturmanın neden tam da bu dönemde açıldığı önemli bir soru” diyen avukatlar, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bir yandan yeni bir çözüm sürecinden söz ediliyor, diğer yandan geniş operasyonlar ve yeni örgüt iddiaları gündeme getiriliyor. Bunun hukuki olmaktan çok siyasi bir atmosfer içinde şekillendiğini düşünüyoruz. Süreç devam ederken bu tür soruşturmaların açılması, toplumda oluşabilecek diyalog ve çözüm beklentisini de zedeleyebilir.”










