İsviçre merkezli dört Kürt kurumu, Suriye’de Kürtler başta olmak üzere, azınlıklara yönelik saldırıların arttığı bir dönemde İsrail yönetimine çağrıda bulundu. Kürt-Yahudi İttifakı yönetim kurulu üyeleri, İsrail’in güvenliğinin Kürtlerin ve Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşayan etnik-dini azınlıkların güvenliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
Kürt-Yahudi İttifakı yöneticileri, Pazar günü The Jerusalem Post’a yaptıkları açıklamada, Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi çatısı altında yaşayan Kürtler, Süryaniler, Ezidiler, Aleviler ve diğer azınlıkların ciddi bir tehdit altında olduğunu vurguladı.
Kudüs’e mektup: “Acil destek gerekli”
Kürt-Yahudi İttifakı, İsviçre-Doğu Kürdistan Derneği, Avrupa Süryaniler Birliği ile Kürdistan ve İsrail Halkları Derneği tarafından İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ve İsviçre’de görev yapan İsrail Büyükelçisi Tibor Schlosser’e ortak bir mektup gönderildi.
Mektupta, Rojava Özerk Yönetimi altında inşa edilen eşit haklara dayalı sistemin, Ahmed el-Şara liderliğindeki Suriye yönetimi tarafından benzeri görülmemiş bir tehdit ile karşı karşıya olduğu ifade edildi.
İttifakın Ezidi yönetim kurulu üyesi Gülistan Savgat, Kürtlerin IŞİD’e karşı verilen savaşın ardından büyük ölçüde yalnız bırakıldığını söyledi. Savgat, SDG’nin bugün ABD tarafından geride bırakılan sınırlı silahlarla savunma yapmaya çalıştığını, Türkiye’nin hava saldırılarının ise bu kırılganlığı derinleştirdiğini ifade etti.
Savunmasızlığın sadece askeri değil, insani boyutları da olduğunu belirten Savgat, rejim güçlerinin Rojava’yı kuşattığını ve ağır bir insani krize yol açtığını söyledi. Savgat, “Elektrik ve ısınma yok. Bu soğukta insanlar donarak hayatını kaybediyor. Ablukalar nedeniyle aileler ölülerini bile defnedemiyor” dedi.
“Kürt halkına saldırılar İsrail için kırmızı çizgi olmalı”
Savgat, Kürt halkına yönelik saldırıların İsrail açısından “kırmızı çizgi” olarak görülmesi gerektiğini vurgulayarak, Kudüs’ün net bir tutum almasının radikal İslamcı güçleri caydırabileceğini savundu.
Mektupta ayrıca, Suriye yönetiminin binlerce IŞİD mensubunu serbest bırakmasının, bölgedeki istikrarsızlığı ve azınlıklara yönelik şiddeti daha da körüklediği ifade edildi. İsrail’in Hamas gibi radikal yapılarla mücadelesinin, Kürtler arasında Kudüs’ün benzer bir korumayı kendilerine de sağlayabileceği yönünde umut yarattığı kaydedildi.
İttifak üyeleri, Avrupa’nın Şara yönetimine meşruiyet kazandırarak insan hakları ve aşırılıkla mücadele yerine, mültecilerin geri gönderilmesini önceleyen kısa vadeli bir politika izlediğini savundu.
Yahudi yönetim kurulu üyesi Rebecca Laes-Kushner ise, geçmişte terör tehdidi olarak görülen yapıların bugün “kabul edilebilir bir seçenek” haline getirilmesinin tehlikeli bir normalleşme yarattığını söyledi. Laes-Kushner, “IŞİD’e karşı savaşanlar, sonunda yeniden paketlenmiş bir İslamcı düzene teslim ediliyor” ifadelerini kullandı.
İsrail’e çağrı
Mektubun imzacıları, İsrail’e Rojava ve Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ni aktif biçimde destekleme, Kürtleri ve müttefiklerini koruma, aşırılık yanlısı yapılarla siyasi ve ekonomik bağları koparma ve sivilleri korumaya yönelik adımlar atma çağrısında bulundu.
Mektupta, “Kürtlerin savunulması, tıpkı Dürzilerin savunulması gibi, İsrail’in stratejik ve bölgesel çıkarları açısından hayati önemdedir” denildi.
/The Jerusalem Post/










