Kakşar Oremar: İran’da ya rejim değişecek ya da devlet çökecek…

*Jin- Jiyan- Azadî eylemleri, İran’da gerçek anlamda bir direniş tohumu ekti. Bu eylemler İran toplumuna korkusuzluğu aşıladı. Eylemler sürecek ve  İran’da ya bugün ya da yarın ya rejim ya da devlet –ikisinden biri çökecek. Kürt cephesinin bu olasılığa hazırlıklı olması gerekmektedir.

*Horasan vilayeti, Tahran, Kirmanşah, İlam, Loristan, Fars vilayeti, merkezi Meşhed olan bölgeler ile Belucistan’ın bazı kesimlerinde eylemler var. Ancak Azeri halkının yoğun yaşadığı bölgelerde ve Rojhilat Kürdistanı’nda, özellikle Urmiye ve Sine’de kısmi bir sessizlik hâkim. Halk, bu eylemlerin neye evrileceğini bekliyor. 

*İran’da zor koşullar altında hayat mücadelesi veren emekçi sınıfın önemli bir bölümünü Lor Kürtleri oluşturuyor. Bu Kürt bölgesi, birçok açıdan İran’da en fazla zorluk yaşayan bölgelerden biridir. Bu nedenle İlam, Kirmanşah, Loristan ve Hemedan dâhil olmak üzere bu bölgelerdeki Kürtler, devam eden eylemlerde en önde, sokaklardalar. 

Ronî Riha

İran’da ekonomik kriz, siyasal baskı ve toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği bir dönemde ülke yeniden sokak hareketleriyle sarsılıyor. 2022’de Jîna Mahsa Aminî’nin öldürülmesiyle başlayan ve “Jin Jiyan Azadî” sloganıyla küresel bir direnişe dönüşen eylemlerin ardından, bugün İran’da yeni bir halk ayaklanmasına tanıklık ediyoruz. Jin Jiyan Azadî sloganına yeni bir slogan eklenmiştir; “Nan, Kar, Avedanî”.

Bu süreci, İran’ı yakından izleyen gazeteci-yazar Kakşar Oremar ile konuştuk. Rojhilatlı (Doğu Kürdistan) bir Kürt olan Oremar, son gelişmeleri Kürtlerin rolü, muhalefetin durumu ve rejimin geleceği ekseninde değerlendirdi. Oremar’a göre İran, artık geri dönüşü olmayan bir eşiğe gelmiş durumda: “Er geç ya rejim yıkılacak ya da devlet.”

2022’de Jîna Mahsa Amini’nin öldürülmesiyle başlayan “Jin Jiyan Azadî” eylemleri İran’da ve dünyada büyük bir kırılma yarattı, ancak rejimi değiştirmeye yetmedi. Bugün ise İran’da yeniden bir halk ayaklanması yaşanıyor. Bu yeni eylem dalgasını nasıl okumak gerekir; sizce İran toplumu hangi eşiği aşmış durumda?

Bu sefer Kürtler iki parçaya bölünmüş durumda. Jîna Emînî’nin şahsında başlayan “Jin Jiyan Azadî” eylemlerinde Rojhilat’ta daha çok Sine ve Urmiye halkı öndeydi. Şu anda İran’da devam eden eylemlerde ise Rojhilat’ta Kirmanşah, İlam ve Loristan’daki Kürt halkı daha görünür durumda. 

İran’da zor koşullar altında hayat mücadelesi veren emekçi sınıfın önemli bir bölümünü Lor Kürtleri oluşturuyor. Bu Kürt bölgesi, birçok açıdan İran’da en fazla zorluk yaşayan bölgelerden biridir. Bu nedenle İlam, Kirmanşah, Loristan ve Hemedan dâhil olmak üzere bu bölgelerdeki Kürtler, devam eden eylemlerde en önde, sokaklardalar. Özellikle Lor Kürtlerinin meşhur sloganlarından biri olan “Dayê, dayê wextê şer e, dema dostiya bi tifengê re ye”, bu eylemlerde sıkça duyulan sloganlardan biridir.

“Jin Jiyan Azadî” eylemleri Kürdistan merkezli eylemlerdi. İlk fitili Kürtler yaktı ve en büyük eylemlerin merkezi de Kürdistan oldu. Bu nedenle Azeriler ve Farslar bu eylemlere yoğun bir destek vermedi; daha çok sosyalistler ve rejim karşıtı kesimler destek sundu. Ancak bugün devam eden eylemlerde Kürtler, “Jin Jiyan Azadî” sürecinde edindikleri tecrübeler çerçevesinde hareket ediyorlar.

Daha önce eylemleri Kürtler başlattığı için hem yeterli destek verilmedi hem de rejimin zulmüne en ağır biçimde maruz kalan, büyük bedeller ödeyen yine Kürtler oldu. İran devletinin “Kürtlerin başka hesap ve planları vardır” propagandası nedeniyle İran’da önemli bir kesim bu eylemlere destek vermedi; bu da eylemlerin başarısız olmasına yol açtı. Ardından rejim bütün baskı ve zulmünü Kürdistan’da Kürtlere yöneltti.

Buna rağmen “Jin Jiyan Azadî” eylemleri, İran’da gerçek anlamda bir direniş tohumu ekti. Bu eylemler İran toplumuna korkusuzluğu aşıladı; ancak en çok da İranlı kadınlara aşıladı bu korkusuzluğu. Bugün devam eden eylemlerde kadınlar, korkusuzca evlerinden çıkıp hak talep etme konusunda en önde yer alıyorlar. Artık sokağa çıkan ve eylemlere katılan kadınların başında örtü görmek zor; tam tersine bu durum bir gelenek hâline geldi. Eyleme katılan kadınlar çoğu zaman ilk olarak başlarındaki örtüyü çıkararak sokağa çıkıyorlar. Başına zorla örtülen örtüden başlıyor…

Ancak bugün devam eden eylemlerin temel meselesi artık ekmek meselesidir. İran’daki ekonomik kriz dayanılmaz bir noktaya ulaşmış durumda. Özgürlük, demokrasi ve benzeri talepler bir yere kadar ötelenebilirdi; fakat bugün İran halkı aç. Lor ve Lek Kürtlerinin çoğunluğu ile Horasan ve Urmiye gibi büyük şehirlerde yaşayan Kürtlerin önemli bir bölümü alt sınıf işçilik, hamallık gibi ağır işlerde çalışıyor. Ailelerini geçindirebilmek için her gün 15 saate varan sürelerle çalışan kesimler bunlar.

Çağ dışı İslamcı mollalar artık topluma yaşamanın bir anlamını bırakmadılar. Hak, hukuk, adalet ve insan hakları zaten yoktu; fakat artık İran’da ekmek de yok. İran’daki bu son halk ayaklanmasının en büyük nedeni ekmektir. Nitekim ilk kıvılcım Tahran pazarında bu nedenle çakıldı. Dolar karşısında çaresiz kalan esnafın durumu, ürünlerin ambarlarda çürümesi gibi nedenlerle esnaf isyan etti. Eylemler, başkent Tahran’da Fars kökenli esnafların isyanıyla başladı.

İran’da devam eden bu eylemler coğrafi olarak hangi bölgelerde ve kentlerde daha yoğun yaşanıyor? Eylemlerin taşıyıcı gücünü oluşturan halk kesimleri kimlerdir?

Bu seferki ayaklanma birçok İran vilayetinde başlamış durumda. Horasan vilayeti, Tahran, Kirmanşah, İlam, Loristan, Fars vilayeti, merkezi Meşhed olan bölgeler ile Belucistan’ın bazı kesimlerinde eylemler var. Ancak Azeri halkının yoğun yaşadığı bölgelerde ve Rojhilat Kürdistanı’nda, özellikle Urmiye ve Sine’de kısmi bir sessizlik hâkim. Halk, bu eylemlerin neye evrileceğini bekliyor. Bu durum, toplum içinde birleşmiş bir muhalefetin olmadığını gösteriyor. Çünkü mevcut muhalefetin politik talepleri birbirinden farklı. Bu da yıllardır rejimin faydalandığı temel kaynaklardan biri olmuştur.

Kürdistan’da da benzer bir tablo söz konusu. Farklı örgütlerin farklı ideolojik önceliklere sahip olması nedeniyle ortak bir birlik henüz oluşmuş değil. İran’ın diğer bölgelerinde ise güçlü ve örgütlü bir muhalefet varlığından söz etmek zor. Devrik İran şahı Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi, İran’da etkili ve söz sahibi olduğunu göstermek istiyor; bu doğrultuda uluslararası destek ve onay arayışında. Ancak gerçek durum böyle değil. Yaklaşık 90 milyonluk İran nüfusunun en fazla yüzde dördü onu kabul eder ve dinler.

 

Unutmamak gerekir ki 90 milyon nüfusa sahip, çok farklı halklardan oluşan İran’da tek bir politik çizgide yan yana gelmek neredeyse imkânsızdır. Halkların talepleri birbirinden farklıdır. Farslar Kürtleri bölücülük ve ayrımcılıkla suçlarken, Kürtler de Farsları merkeziyetçilik ve “tek devlet, tek millet” anlayışı nedeniyle eleştiriyor. Öte yandan, 47 yıldır süren İslam Cumhuriyeti diktatörlüğünün halkı esir aldığı gerçeği de ortadadır. Rejim, halkı İslam Cumhuriyeti’nin düşmanı ilan ederek sorgusuz sualsiz tutuklamakta ve idam etmektedir. Birçok ayaklanmanın ardından halk ağır bir baskıya maruz kalmış, çok sayıda eylemci idam edilmiştir. Bu korku ortamı, eylemlere katılımı da zayıflatmaktadır.

Ayrıca rejimin düşmesi ve yerine ona benzer bir yapının gelerek baskıların devam etmesi ihtimali de halkın kaygıları arasındadır. İslam Cumhuriyeti’nden önceki İran şahı da benzer yöntemler uyguluyordu; mevcut rejim ise onlardan daha ağır baskılar getirdi. Halk büyük bir belirsizlik içinde: Kimin gitmesi gerektiğini biliyorlar, ancak kimin geleceği meçhul. Ortada somut bir alternatif de yok. Halkın temel beklentisi, insan haklarına ve demokrasiye inanan bir rejimin kurulmasıdır; çünkü diktatörlüğün dini ya da ideolojisi değişse bile, diktatörlük değişmez.

Kürtlerin temel talebi de insan hakları doğrultusundadır. Ancak devam eden bu eylemlerin geleceğine dair şu aşamada net bir öngörüde bulunmak mümkün değil. Muhalefetin hedefleri ve talepleri farklı olduğu gibi, güçleri ve etkileri de birbirinden farklıdır. Eğer Kürtler siyasi bir güç olarak ortaya çıkmazsa, İran’da bir değişimin gerçekleşmesi çok zor. Muhalif İranlılar da bunu dile getiriyor. Bu nedenle muhalif çevrelerde sıkça “Kürdistan, Kürdistan, çav û çirayê İran” sloganı atılıyor.

Bu eylemlerin başarıya ulaşma ihtimalini nasıl değerlendiriyorsunuz? İran devletinin eylemcilere yönelik tavrı ve müdahalesi bugün hangi düzeydedir?

İran rejimi her zamanki gibi eylemcileri, İslam Devrimi’nin düşmanı ve dış güçlerle iş birliği yapan iç düşmanlar olarak nitelendiriyor ve onlara karşı sert müdahalelerde bulunacağını açıkça söylüyor. Humeyni’nin son açıklamasında dile getirdiği “İtirazlara açığız ama karışıklığı kabul etmiyoruz” sözleri, gerçekte eylemcilere ateş açan ve sivil halkı katleden güçlere verilen bir destektir. Bu açıklamalar, onları cesaretlendirmekte ve adeta bir katliam vaazı niteliği taşımaktadır.

İran’da Pasdaran ve benzeri birçok karanlık güç bulunmaktadır. Özellikle Kürdistan’da bu güçlerin, eylemleri bahane ederek cinayetlerine devam etmeleri anlamında bu açıklamalar bir tür izin niteliği taşımaktadır. Kürdistan’daki insan hakları örgütü Hengaw’ın son açıklamasına göre 24 sivil gözaltına alınmıştır; bu kişilerin nereye götürüldüğü ve başlarına ne geldiği bilinmemektedir. Bu 24 kişiden dördü kadındır ve çoğunluğu Kürt vatandaşlardan oluşmaktadır. Loristan bölgesinde de onlarca sivil tutuklanmış; çok sayıda genç kadın ve erkek gözaltına alınmış olup akıbetleri belirsizliğini korumaktadır.

Tüm bunlar, İslam Cumhuriyeti rejiminin yalnızca halktan değil, hukuktan da çekinmediğini açıkça göstermektedir. Rejimin zorbalığına devam edeceği kesindir. Huzistan eyaletinde, Ahvaz ve çevresindeki bölgelerde de onlarca insan tutuklanmıştır. Kürdistan’da, özellikle İlam’da son günlerde çok sayıda sivil öldürülmüştür. Öldürülenlerin cenaze törenine katılan halka ateş açılmış, iki kişi hayatını kaybetmiş, 20 kişi ise yaralanmıştır.

Şu anda Kürt kenti İlam’da son derece kritik bir durum söz konusudur. Halk ayakta, ancak rejim güçleri de pusuda beklemektedir. Artık halkın canına tak etmiş durumdadır ve sokaklarda “İslam Cumhuriyeti’ne ve Humeyni’ye ölüm” sloganları atılmaktadır. Buna karşın devlet güçleri ve yöneticiler, eylemleri bastırmakta kararlı olduklarını açıkça göstermektedir. 

İran’da ya rejimin ya da devletin yıkılacağı bir sürece girildiği sıkça dile getiriliyor. Kürtler bu kırılmaya hazır mı? Rojhilat’taki Kürt partileri arasında bir birlik var mı?

Toplamda İran’da yaklaşık 15 milyon Kürt nüfusu bulunmaktadır. “Jin Jiyan Azadî” eylemlerinde Kürtler öncü bir rol oynadıkları için rejimin doğrudan hedefinde yine Kürtler vardı. Bu ayaklanma bastırıldıktan sonra devlet Kürtlere yöneldi ve onları ezmeye çalıştı; büyük ölçüde de bunda başarılı oldu. Bugün devam eden bu eylemlerde de Kürtler yerlerini almış durumdalar, ancak hâlâ temkinli davranıyorlar.

Diğer yandan İran devleti, silahlı Kürt güçlerinin eylemlere müdahil olmasını özellikle istiyor. Çünkü böyle bir durumda İranlı yetkililerin eline “Vatanımız tehlikede, bölücüler iş başında” şeklinde güçlü bir propaganda malzemesi geçecektir. Bu yolla Fars ve Azeri kesimlerin eylemlerden çekilmesini sağlamayı hedefliyorlar. Nitekim Trump’ın “Barışçıl eylem yapan sivillere yönelik bir saldırı olursa müdahale ederiz” sözlerini de şimdiden kamuoyuna “Bakın, bir dış müdahale var” biçiminde sunmaya çalışıyorlar.

Kürtlere gelince; Kürtler İran’da son yüz yıldır hem Pehlevi rejimine hem de mevcut Şii rejimine karşı en fazla direnen toplumsal kesim olmuştur. Kürtlerin temel talebi demokratik bir yönetimdir; federe bir Kürt bölgesi çatısı altında kendilerini yönetebilmektir. Kürtlerin bugün öne çıkan şiarları “Jin Jiyan Azadî” ve “Nan, Kar, Avedanî”dir. Kürt halkı, elinden gelen her şeyi her parçada yapmıştır; bundan sonrası büyük ölçüde partilerin omuzlarındadır. Partilerin nasıl bir yol izleyeceği belirleyici olacaktır.

Halk, fedakâr olduğu kadar politiktir de; öncülerine önem verir. Rojhilat’ta her partinin bir toplumsal karşılığı ve destekçisi vardır. Ancak partilerin yan yana gelerek ortak bir cephede buluşmaları hayati önemdedir. Bu yönde bazı çalışmaların olduğu da görülmektedir. Halk elinden geleni yapmış ve yapmaktadır; bundan sonrası partilerin ve öncülerin göstereceği çabaya bağlıdır. İran’da ya bugün ya da yarın ya rejim ya da devlet –ikisinden biri – yıkılmaya mahkûmdur. Ya rejim değişecek ya da devlet çökecektir.Kürt cephesinin bu olasılığa hazırlıklı olması gerekmektedir.

 

İlginizi Çekebilir

ABD Dışişleri Bakanlığında Rusça mesaj: Trump ile oyun oynama
Hakan Tahmaz: Trump’ın Venezuela operasyonu ve sistemin çöküşü

Öne Çıkanlar