🔴 ”Türk devletini yöneten AKP iktidarının politikalarının hala barış ve demokratik toplum sürecinin ruhuna ve ilkelerine uygun olmadığını” söyleyen Kalkan, ”İmralı’da rehine sisteminin sürdürmesi, Kürt karşıtı politikalarınve antidemokratik uygulamaların devam etmesi” nedeniyle iktidarı eleştirdi.
Medya Haber TV’ye açıklamalarda bulunan Abdullah Öcalan Sosyal Bilimler Akademisi Üyesi Duran Kalkan, “İşte herkes Meclis’e gidiyor, komisyon Meclis’te çalışıyor, orada görüşülüyor. Önder Apo da, heyeti de Meclis’e götürülmeli. Meclis’te yeteri kadar dinlenmeli, yeterince zaman verilmeli. Ancak böyle olursa komisyon doğru ve yeterli çalışmış olur, yaptıklarından sonuç ortaya çıkar. Ama böyle olmazsa; örneğin İmralı’da rehine sistemi sürer, görüşmeler bile yapılmazsa, Meclis çalışması ne olursa olsun, komisyon ne kadar çevreyi katarsa katsın, hep tek yanlı işler, tek yanlı gider. Dolayısıyla oradan sonuç çıkmaz” dedi.
ANF’nin haberine göre Kalkan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
*Yaklaşık bir aydır Önder Apo ile herhangi bir görüşme olmuyor. 25 günü geçti. Bilemiyoruz, İmralı’da durum nedir? Halbuki sürecin gereği, yani İmralı kapılarının artık tümden açılacağı yönündeydi. Beklentiler öyleydi, değerlendirmeler öyleydi. Artık İmralı sistemi ortadan kalkacaktı; hem de bu kadar uzamadan. Fakat, bazı görüşmeler olduysa da böyle bir durum gerçekleşmedi.
KOMİSYON CİDDİYET GÖSTERİYOR
Bununla bağlantılı olarak oluşturulan Meclis Komisyonu’na gelince; sonunda bir isim takıldı. Normal oldu. Biz fazla bir şey demiyoruz. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, eğer gerçekten de kendisinden bekleneni, üzerine düşeni yerine getirirse, bu isme uygun davranırsa, önemli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Komisyondan beklenti çoktur. Böyle bir komisyonun bu biçimde kurulmuş olması da önemli. Bütün partiler katıldılar. Siyaset arenasının yüzde 98’i temsil ediliyor deniliyor. Bütün partiler büyük bir ciddiyetle katılıyorlar. Biz elbette ciddi bir işle uğraşıldığını biliyoruz.
ÖCALAN’IN FİZİKİ ÖZGÜRLÜĞÜ GERÇEKLEŞMELİ
*Tabii bununla bağlı olarak Önder Apo’nun dinlenmesi çok önemli. Bu baştan itibaren ifade edildi. Zaten işin gereği o. Böyle olması gerekiyor. Bütün bu süreçlerin bir tarafı, Kürt tarafının baş müzakerecisi. Dolayısıyla Önder Apo’nun da makul bir planlama ve zamanlamayla ve yeterli düzeyde dinlenmesi gerekiyor.
Öte yandan Önder Apo İmralı’da rehine konumunda kaldıkça komisyonun bir milim ilerlediğinden söz edilemez. Sadece konuşur durur. Bunu herkes bilmeli. Yani Türkçe ile konuşuyoruz, net de ifade ediyoruz. Kürt tarafı, örgütüyle, gerillasıyla, toplumuyla, silahlı-silahsız tüm direnme güçleriyle, kadınıyla, genciyle her şeyi net ortaya koyuyor. Her şey Önder Apo’nun fiziki özgürlüğüne bağlı. O özgürlük yönünde gelişmeler olmadıkça diğer söylemler, konuşmalar, yapılan işler bir iyi niyet çalışmasından öteye gitmez.
Devlet Bahçeli ilk günden söylemişti. “Gelsin Meclis’te, DEM Parti grubunda konuşsun” demişti. Şimdi güzel konuşmalarına devam ediyor Devlet Bahçeli ama bunlar hep sözde kalıyor. Bahçeli’nin sözleri neden pratikleşmiyor? Neden pratikleşmemesi üzerinde durmuyor? Onu anlamıyoruz. Halbuki üzerinde durması gerekli.
MEVCUT İKTİDARIN POLİTİKALARI HALA KÜRT KARŞITI
*AKP politikalarında, iktidar politikalarında herhangi bir değişiklik yok. Böyle bir süreç gelişti. Kürtlerle Türkiye Cumhuriyeti devleti barışıyor, Türk-Kürt kardeşliği öngörülüyor. Bunun gereklerine göre bir politika izlenmeli, strateji belirlenmeli, politikalar geliştirilmeli. Eski politikalar; çatışma, savaş, birbirini yok etme politikaları değişmeli yönünde bir ciddi değişiklik görmüyoruz. Mevcut iktidarın politikaları hala Kürt karşıtı. Hala Kürt’ün imkanlarını, gücünü yok etmeye dönük. Bu Suriye’de de böyle, Irak’ta da böyle, Avrupa’da da böyle, Türkiye’nin kendi içinde de böyle.
TÜRKİYE SURİYE’DE DEMOKRATİK BİRLİĞİ ENGELLİYOR
İşte somut örneği Suriye’de yapılanlar. Neredeyse Kürtler etkili olacak diye mevcut iktidar, Suriye’de demokratik birliği engelliyor. Bütün çevrelerin katılıp demokratik bir Suriye oluşturmasına karşı çıkıyor Kürtler de katılıyor diye. Örneğin uluslararası güçler devreye girdiler. Koalisyon güçleri, Paris’te toplantı yapılması öngörüldü. Hakan Fidan gitti; bir günde reddettirdi.
Herkes biliyor ki; Şara, Hakan Fidan’ın görüşleri temelinde Paris toplantısına katılmayacağını açıkladı. PYD Eş Başkanlık Divan Üyeleri açıklamada bulundular. Bunun nedeninin bir uluslararası platformda Kürt sorununun gündeme gelmemesi, Kürtlerin de haklarının uluslararası bir platformda görüşülmemesini sağlamak ya da görüşülmesini engellemek olduğu söylendi. Yani bu kadar Kürt karşıtı olan bir politika nasıl Kürt sorununu çözer dört parçada, Orta Doğu’da? Nasıl Türkiye’yi demokratikleştirir? Orta Doğu’nun demokratik gücü haline gelebilir? Böyle bir durum gerçekleşemez.
ÖZEL SAVAŞ SİSTEMİ SÜRÜYOR
* Özel savaş sistemi sürüyor. Burada da herhangi bir değişiklik yok. Dedim ya, Suriye politikasında bir değişiklik yok. İşte deniliyor, “savaşa hazırlanıyor”. AKP’ye en yakın olan çevreler yazıyorlar. Hazırlık var, saldıracak. Dêrazor’da savaş olacak, Tişrîn’de savaş olacak. Kuzey Doğu Suriye üzerine Şam yönetimi saldıracak. Tabii Türkiye desteğiyle olacak. Bunu Türkiye hazırlıyor. Hem de herkesin gözü önünde bu hazırlıkları yapıyor.
İşte Suriye’de bunu yapan Türkiye, Kuzey Kürdistan’da da her türlü özel savaş uygulamasını sürdürüyor. Yani bir zihniyet ve siyaset değişimi yok. Demokratikleşmeye dönük adım atma yok.











