KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, PKK’nin üzerine düşeni yaptığını hükümetin de adım atarak bazı yasal düzenlemeler yapması gerektiğini söyledi.
KCK’nin Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber’e yaptığı açıklamalarda Abdullah Öcalan ile görüşmelerin tek başına sürecin ilerlemesini sağlamadığını belirtti. Karasu, Öcalan’a yönelik “tecrit” uygulamasının devam ettiğini ve AKP ile MHP iktidarının beklentileri yerine getirmediğini vurguladı.
”Kürt sorununu çözeceğiz, onlarca yıldır süren şiddet sorununu çözeceğiz’ deniyor ama bu mücadelenin merkezinde olan Önder Apo’ya hâlâ tecrit uygulanıyor. Buna tecrit demek lazım.” ifadelerini kullandı.
Avukat görüşmeleri sürecin tamamı değil
Karasu, avukatların Öcalan ile görüşmesinin yıllardır gerçekleşmediğini hatırlatarak, bu görüşmelerin önemsenmesi gerektiğini söyledi, ancak bunun bir süreç veya siyasi karar anlamına gelmediğini ifade etti:
“Avukatların Önder ‘Apo’ ile görüşmesi aslında normal. Herhangi bir süreç ya da herhangi bir siyasi karar olarak görmemek gerekiyor. Ama yıllardır olmuyordu, böyle bir süreçte gerçekleşti. Bunu önemsemek lazım ama Önderlik’le görüşmeleri artık böyle ele almak doğru değil.”
“Önder Apo çağrıyor, devlet somut adım atmıyor”
Karasu, Öcalan’ın PKK’nin feshedilmesi ve silahlı mücadelenin durdurulması yönündeki talimatlarını yerine getirdiklerini, ancak iktidarın buna karşılık somut adımlar atmadığını söyledi:
“Önderlik, PKK’nin fesih talimatını verdi, silahlı mücadelenin durdurulmasını istedi; biz de Önderliğin talimatları olarak gereklerini yerine getirdik. Ama Devlet Bahçeli’nin söylediği gerekler yerine gelmedi. Yerine gelmesi gerekiyordu. Biz nasıl gerekleri yerine getirdiysek, Devlet Bahçeli’nin de, Ak Parti‑MHP hükümetinin de yerine getirmesi, Önderliğin umut hakkının gerçekleşmesi, özgür çalışır hale gelmesi gerekiyordu; bu olmadı.”
Karasu, bir yıl içinde çatışma ortamının gerilediğini ancak demokratik adımların atılmadığını ve sürecin belirsizliklerle dolu olduğunu belirtti.
“Türkiye’nin demokratikleşmesi isteniyorsa Önder Apo’ya yaklaşımın değişmesi gerekiyor”
Karasu, Öcalan’a yaklaşımın değişmesi gerektiğini vurguladı:
“Önder ‘Apo’ herhangi bir kişi değil ki! Herhangi bir kişi olarak yaklaşılamaz. Eğer hükümet, Ak Parti iktidarı, devlet, Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesini gerçekten istiyorsa, o zaman Önder ‘Apo’ya yaklaşımın değişmesi gerekiyor. Önder ‘Apo’ da ‘benim konumumu doğru ele alalım’ diyor. Önder ‘Apo’ da kendisine yaklaşımdan memnun değil.”
Bu durumun toplumsal güveni zedelediğini ve sürecin algılanmasında sorun yarattığını ifade etti.
“Biz üzerimize düşeni yaptık”
Karasu, PKK’nin geçen yıl içinde attığı adımları şöyle özetledi:
“Biz bir yıl içinde üzerimize düşeni önemli oranda yaptık. … Biz partiyi feshettik. Evet feshettik. Çünkü Önder ‘Apo’nun da ortaya koyduğu gibi, artık bu partinin feshedilmesi gerekiyor. Diğer taraftan Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bıraktık. Bunu sözde, laf olsun diye de yapmadık. Buna inanarak yaptık.”
Meclis ve yasalar kritik rol oynayacak
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Karasu, Meclis’in ve kurulacak komisyonların sürecin önemli unsurları olduğunu belirterek demokratikleşme yasalarının hazırlanması gerektiğini vurguladı:
“Meclis önemli bir kurum. Böyle bir devasa sorunu, yüzyıllık sorunu Meclis çözebilir. … Bu komisyonun görevlerinin olması gerekiyor; programın net olması, neler yapılacağının kamuoyu tarafından bilinmesi, süreçle ilgili her türlü belirsizliğin ortadan kaldırılması gerekiyor.”
Terörle Mücadele Kanunu’nun kaldırılması ve demokratik yasaların çıkarılması gerektiğini de ekledi; aksi takdirde silah bırakıp Türkiye’ye dönecek kişilerin hukuki güvenceye sahip olamayacağını belirtti.
Karasu “Silahı bırakanların Türkiye’ye gitmesi… İşte “mahkeme bırakacakmış! Peki bırakacak da, nasıl bir Türkiye’ye bırakacak? Bu önemli yoksa niye silahlarını bırakıp gidecekler Türkiye’ye? Bu bakımdan terörle mücadele yasasının kaldırılması gerekiyor, başka demokratik yasaların ortaya çıkması gerekiyor. Yani demokratik siyasetin yapılacağı bir ortamın gerçekleşmesi gerekiyor. Öyle olursa 100 yıllık sorun çözülür. Öyle olursa herkes rahatlıkla Türkiye’ye döner” dedi.
CHP’ye yönelik uygulamalar toplumsal kaygı yaratıyor
Karasu, CHP’li belediyelere kayyum atanması ve tutuklamaların süreci sorgulatan uygulamalar olduğunu belirtti. Bu durumun toplumsal güveni etkilediğini ve sürecin algılanmasında sorun yarattığını söyledi.
Şara kimdir?
Karasu Suriye’nin HTŞ’li geçici Cumhurbaşkanı Şara’nın Birleşmiş Milletler genel kurulu için Amerika’ya gitmesini de değerlendirerek şunları söyledi:
”Şara gitti, konuştu. Şara kimdir? Daha düne kadar terörist deniliyordu. İşte Alevilere yaptıkları ortada, Suriye’de de Dürzilere yaptıkları ortada. Her gün Kürtleri tehdit ediyorlar. Böyle birisi gitti, Birleşmiş Milletler’de konuştu. Aslında bu çok ilkesel bir durum değil; çok politik bir şey. Hiçbir ilkeye sığmayan bir yaklaşımla Şara’yı Birleşmiş Milletler’e çağırdılar. Evet, Suriye bir devletse, onun başkanı da Birleşmiş Milletler’de konuşabilir. Ama geçmişte konuşturmadılar; Esad gidemedi yani. Şara, şu anda hâlâ gerçekten devlete hâkim mi? Oradaki halkları temsil ediyor mu? Evet, Şam adına gitti ama Suriye’yi ne kadar temsil ediyor? Gerçekten bunlar sorunlu…
Ama bu yönüyle bu Birleşmiş Milletler toplantısı, aslında bir şova dönüştü. İlkelerin olmadığı, birilerinin gelip şov yaptığı bir yer haline geldi. Birleşmiş Milletler’in böyle olmaması lazım. Birleşmiş Milletler birçok bakımdan işlevsizleşti. Zaten Trump, Birleşmiş Milletler’e gitti, konuştu; Birleşmiş Milletler’i eleştirdi. Şunu bile söyledi: “İklim krizi nedir? Bu uydurmadır” dedi. Birleşmiş Milletler’in geldiği hale bakın! Dünyanın en büyük askeri, siyasi gücü, ekonomik gücü olan devlet, kalkıp dünyanın en temel sorunu olan, insanlığın sorunu olan iklim konusunda “uydurma” diyor. Bu bile sorunlara nasıl yaklaşıldığını ortaya koyuyor.”
/rd/











