AİHM, Osman Kavala’nın ikinci başvurusunu görüştü. Türkiye’yi savunan Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Bozbayındır, Gezi eylemlerinin ayaklanma niteliğinde olduğunu, hedef gerçekleşmese de suç sayılması gerektiğini savundu.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Gezi davası kapsamında Osman Kavala’nın başvurusunu 17 yargıçlı Büyük Daire’de görüştü. T24’te yer alan habere göre, duruşmada Türkiye’yi Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın ve Boğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Ali Emrah Bozbayındır temsil etti. Kavala ise Prof. Dr. Philip Leach ve Prof. Dr. Başak Çalı liderliğindeki bir heyet tarafından savunuldu.
T24’te yer alan habere göre oğaziçi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Bozbayındır, duruşmada Gezi eylemlerini “birden fazla eylemin ve aktörün birleşimiyle işlenen kolektif bir suç” olarak nitelendirerek, “Hedefin tam olarak gerçekleşmesi gerekli değildir; başarılı olunsaydı bu suçu yargılayacak bir hâkim kalmazdı” dedi. Kavala’nın mahkûmiyetinin yerel mahkemelerin verdiği kararlar ve TCK 312 maddesi çerçevesinde hukuka uygun olduğunu savunan Bozbayındır, AİHM’nin ulusal ceza yargılamasının ayrıntılarına müdahil olmaması gerektiğini vurguladı.
Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Abdullah Aydın ise Kavala’nın iç hukuk yollarını tamamlamadığını belirterek, Anayasa Mahkemesi’ni etkisiz göstermeye çalıştığı iddialarının doğru olmadığını vurguladı.Aydın, “Mevcut davaya konu olan şikâyetlerle ilgili iki ayrı bireysel başvuru şu anda Anayasa Mahkemesi önünde derdesttir. Mahkeme, 13 yıldır Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruyu etkili bir iç hukuk yolu olarak tanımaktadır. Başvurucu, Büyük Daire’yi bu yerleşik içtihattan sapmaya davet etmektedir; böyle bir talep ikna edici kanıtlar gerektirir. Ancak başvurucu, farklı fiili durumlardan kaynaklanan farklı hukuki meselelere dayanarak Anayasa Mahkemesi’nin etkisiz olduğu sonucuna varmaya çalışmaktadır. Oysa rakamlar nettir: Anayasa Mahkemesi tarafından bugüne kadar verilen 4.876 ihlal kararından 4.868’i tam olarak icra edilmiştir” dedi.
‘Hukuka aykırı ve keyfi’
Kavala’nın avukatları, başvurucunun insan hakları savunucusu olduğunu belirterek, sekiz yılı aşkın süredir tutuklu kalmasının hukuka aykırı ve keyfi olduğunu söyledi.
Kavala’nın insan hakları savunucusu ve bir sivil toplum aktivisti olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Philip Leach ve Prof. Dr. Başak Çalı, şu ifadeleri kullandı: “Osman Kavala sekiz yılı aşkın süredir hukuka aykırı ve keyfi bir şekilde bir Türk hapishanesine kapatılmış masum bir adamdır. Kendisini susturmak amacıyla araçsallaştırılan ceza adaleti sisteminin bariz bir suistimalinin kurbanıdır; davası emsalsizdir. Daha önce hiçbir dava, biri 18. ve 5. maddelerin ihlalini tespit edip serbest bırakılmasını emreden, ikincisi ise ihlal prosedürü sonucunda 46. maddenin ihlalini bulan iki önceki kararın ardından bu mahkemenin önüne gelmemiştir.”
Yargıçların taraflara soruları ve verilen cevapların ardından mahkeme taraflara ek beyan sunabilmeleri için 15 günlük süre verdi.
Ne olmuştu?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 25 Mart Çarşamba günü bir kez daha Osman Kavala için toplandı. AİHM’nin temyiz organı olarak görev yapan 17 yargıçlı Büyük Daire’de, Kavala’nın ikinci başvurusunu ele almak üzere duruşma yapılan duruşma 2,5 saat sürdü ve duruşmaya AİHM Başkanı Mattias Guyomar başkanlık etti. Büyük Daire’nin duruşma sonrasında hemen karar açıklaması öngörülmüyor. AİHM Kavala’nın ikinci başvurusunu öncelikli olarak değerlendirmeye aldı. Nihai nitelikte olacak kararın, önümüzdeki aylarda açıklanması bekleniyor.










