Ben, üst üste kapanmış zamanların şehriyim.
Sokaklarım sadece sokak, bana ulaşan, benden açılan yollarım sadece yol değildir; yollara ve duvarlara döşenen taşlar tarihsel bir hafızayı taşır. Duvarlarımda geçmişin gölgesi ve geleceğin nefesi bir arada yükselir.
Her kapım bir tanıklığın aralığıdır; avlularım bastırılmak isteneni sessizce saklar.
Dar sokaklarımda nefes almak, her enkazdan hayat çekip çıkarmak demektir.
Gökyüzü yine ağırdır; her ses üstten düşen niyetlerin yankısıdır.
Sadece yollarım kapatılmadı, kelimeler de kuşattı beni.
Atılan manşetler temize çeker, çetelerin vahşetini.
Bombalar evleri parçalar ama taş unutmaz.
Yıkıntılarım geleceğe bırakılmış tanıklıklardır.
Küçücük bir ilçeyim ben.
Düşmediğim için cezalandırılmak istenenim ben…
Kobanê’yim…
Halkımın yarını, umudu, yüz akı, namusuyum.
Yüreğiyle direnen Rojava’nın özgürlük kapısıyım.
Saldırılara, kuşatmaya karşı ayakta kalanım ben.
Suruç’un tam karşısında onura, umuda açılan kapıyım ben.
Direniş en çok tanıdığımdır, ölmek gibi…
Ben bağırmam, kalırım.
Çünkü kalmak direniştir.
Aynı eşiği yeniden geçmek, her adımda geçmişi ve geleceği yeniden kurmak,
taşların arasından nefesi çekip çıkarmaktır.
Kahramanlık adla değil, ısrarla, tekrar ederek, vazgeçmeyerek yazılır.
Saldırı ve yıkım her gün göklerin altında tekrarlanır.
Dile gelmeyen ağıtlarda, duvarlara sinmiş yüzlerde, yanık demirin kokusunda, kimsenin bilmediği cümlelerin sessiz aralığında yaşarım.
Her ölüm,her yokluk, her saldırı, bir hafızayı işaretler,
her enkaz, bir direnişin tanığıdır.
Bazı sokaklar kopmaz, bazı evler teslim olmaz;
bazı mahalleler, bir halkın yeryüzünde kalma iradesine dönüşür.
Zaman ağırlaşır; nefes keskinleşir.
Her adım hafızayı çoğaltır, çatlaklar direnişi görünür kılar, sessizlik kahramanlığı besler.
Her taş bir yemin, her duvar bir dirençtir.
Ben Kobanê’yim
Taşlarım, avlularım,
üst üste binmiş zamanın içinde nefes alır.
Bombalar, manşetler, inkâr kesemez bu nefesi.
Ben Kobanê’yim
Cegerxwîn’in helbestlerinde, Melayê Bateyî’nin kelamında, Qazî Muhammedin’in özgürlük hayalinde yaşarım.
Ben, Dersim’de Sakine Cansız’ın yattığı yerde, Germiyan’da Mame Rîşê’nin izinde; Ağrı’da İhsan Nuri’nin direnişinde, Tahran’da Jina Mahsa Amini’nin yaktığı özgürlük ateşiyim.
Dünyanın her tarafına dağılmış Kürdistanlıların yüreğinin attığı yerim ben.
Kobanê’yim.
Yıkılmış mekanların sessizliğinde atan kalbim; terk edilmiş sokaklarda yankılanan bir hatıranın adımlarıyım.
Dilenen değil, direnenim ben.
Miştenur Tepesi’nin üstünde; bir tarafında Suruç Ovası, diğer tarafında ise Kobanê ve çevre köylerinde yankılanırım.
Kobanê’yim..
Kendini, arkadaşlarını ve topraklarını korumak için belindeki bombayı bedeninde patlatan Rêwan’ım; Arin Mirkan’ım ben.
Viyan Peyman, Diyar Bagok ve Zehra Penaber’in yoldaşlarıyım.
Kobanê’yim
Kürdistan’ın en ücra kösesinde yeşeren umudum ben…











