🔴Cumhuriyet Halk Partisi’nin tutuklu İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun mesajının okunduğu Kocaeli mitinginde, CHP Genel Başkanı Özgür Özel erken seçim çağrısını yineledi. İmamoğlu mektubunda tecrit uygulamalarına tepki gösterirken, Özel iş cinayetleri ve yerel projeler üzerinden iktidarı eleştirdi.
CHP’nin tutuklu bulunan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun serbest bırakılması ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 91’incisi Kocaeli’de düzenleniyor.
Mitingin açılışını CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan yaptı. Arcan, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun mesajını okudu.
İmamoğlu’nun mektubunda öne çıkanlar şöyle;
“Demokratik koşullar altında asla seçimi kazanamayacaklarını bildikleri için milletin iradesini baskı altına alarak, zorbalıkla istediklerini elde etmeye uğraşıyorlar. Demokrasi tarihimizde rakibiyle adil bir seçim yarışına girmekten bu kadar çok korkan başka bir siyasetçi yoktur. Rakibini saf dışı etmek için devletin tüm imkanlarını bu kadar çok istismar eden başka bir yöneticiyi görmedi bu ülke.
Sosyal medya hesaplarımı, sesimi, görüntümü yasaklayan bu akıl şimdi de beni zindanda tamamen tecrit etmeye uğraşıyor. Yeni Adalet Bakanı göreve başladığından beri milletvekillerinin beni ziyaret etmesine izin vermiyorlar. Sırf beni tecrit etmek maksadıyla avukatların tutuklu müvekkillerini ziyaret etmesini zorlaştıracak düzenlemeler getirmeye çalışıyorlar.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri bu rejimde bakanlar, devletin ve milletin değil sadece bir şahsın bakanı konumundalar. İşte bu bir şahsın adalet bakanı; beni ve arkadaşlarımı yargılama müsameresinde her türlü figüranlığı bizzat üstlenmiş durumda.
Bu yargılama müsameresini yazıp yöneten şahsa sesleniyorum: Vaktiyle sen de yargılandın. Bir gün bile tutuklanmadan, bir sanık olarak bütün haklarına riayet edilerek yargılandın. Ne ailenle tehdit edildin ne milletvekilleriyle, avukatlarınla görüşmen engellendi. O gün senin için hukukun gereği yerine getirildi. Bugün benim ve arkadaşlarım için hangi siyasi projenin, hangi koltuk hesabının gereği yerine getiriliyor?
Hukukun ve demokrasinin teminatı altında insanca ve hakça bir düzen kuracağız. Milletçe huzura, refaha, mutluluğa hasretimiz bitecek. Bu topraklarda artık sadece adalet, hürriyet, bolluk ve bereket, birlik ve kardeşlik hüküm sürecek.”
Mitinge katılan CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise şunları kaydetti:
Özel’in açıklamaları bu şekilde:
“Burada da bir tane metro yapamayan, bu kadar oyu alan ama kente sırtını dönenleri Kocaelililer unutmasın. Şehirde o kadar boş arazi var ancak Kartepe gibi bir yerdeki tarım arazilerinin üzerine hat hane yapmaya karar vermişler. Bu konuda bana mühendis mimar odaları geldi, bütün meslek odaları geldi, STK’lar geldi, sendikalar geldi. Kendi örgütümüz hassasiyetleri ilettiler. Hatta şehirden gelenler diyorlar ki: “Bundan yana kimse yok, herkes bu hat haneye karşı, AK Partililer de karşı.” Hatta yan yana gelince AK Parti’nin milletvekilleri diyor ki: “Ya bizimkiler de istemiyor, nasıl yapacağız bilemiyoruz.” Bu durumda dava açıldı, mahkeme çevresel etki değerlendirme raporunu iptal etti. Buna rağmen yandaş bir şirket olduğu için kanunun, raporun arkasından dolanıyorlar.
Kartepe’ye hep birlikte şunu söylüyoruz: Kartepelilerin, çevrenin, doğanın arkasındayız. AK Parti’nin yandaşa verdiği sözü tutacak diye Kartepe’yi mahvetmesine izin vermeyeceğiz. Mücadeleyi yapın, yanınızdayız, arkanızdayız, sonuna kadar direneceğiz.”
‘Asgari ücret dahi almıyorlardı’
“Bu şehir yakın tarihte bütün Türkiye’yi kahreden, çok üzen olaylar yaşadı. Bunlardan bir tanesi Dilovası’nda denetimsiz, kaçak bir iş yerinde 6 emekçimiz can verdi. Tuğba Taşdemir, Nisa Taşdemir ve Cansu Esatoğlu; 18 yaşından küçük çocuk işçilerdi. Asgari ücret dahi almıyorlardı. SGK girişleri işçilerin yangından sonra, yangın günü yapılmaya çalışıldı.
Ve öyle bir noktadayız ki Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında 36 bin 626 emekçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Diğer yandan 836 çocuk işçi sadece son 13 yılda hayatını kaybetti. Dilovası’ndaki 3 çocuk işçinin kaybı bir kez daha konuya dikkatleri çekti.
Biliyorsunuz o facianın ardından da her zaman olduğu gibi AK Parti’nin kara düzeni çıktı. Niye? 14 Nisan 2022, pandemi. Grup Başkanvekiliyim, Meclis’te bir marka kolonya; Lakton, her yerde o. Dedim ki: “Bu kolonya nereden gelmiş? Bunun ihalesini kim yapmış?” İhale yok. Efendim firma Tekirdağlı, bunları hediye verdi. Eşeledikçe eşeledik, tek firmanın sokulduğu davet usulü bir ihale çıktı. O firmanın üzerine gittik; firma hakkında yurt dışından parfümeri ham maddesi getiriyoruz diye uyuşturucu getirdiği iddiaları çıktı. Yargılandılar, bir şekilde beraat ettiler ancak burada 6 işçinin yandığı o kaçak işletmenin ardından bu aynı firmanın akrabaları, aynı kişinin yeğenleri, kuzenleri çıktı.
O günlerde “Soruşturma nereye varırsa varsın” diyorlardı, 104 gün geçti, hâlâ daha kamu görevlisi yok. Yanan yerle ilgili kamu görevlilerinin yargılanmasına yönelik olarak yapılan başvuruların hiçbir tanesine cevap alınamıyor. Bina, İŞKUR binasının yanı başındaydı. 10 adım atılsa kaçak işçiler tespit edilirdi.
Mahalleliler “Çocuklar çalışıyor” diye gördü, CİMER’e başvurdular ama buna göz yumdular. Bu durumda bile 104 gündür İŞKUR’un dibinde yaşanan bu felaket örtbas edilmeye çalışılıyor. Bir kez daha bunu buradan, Kocaeli’nden, o acının yaşandığı şehirden bütün Türkiye’ye haykırmak, bunu bir kez daha duyurmak istiyorum.
‘Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek’
Ayrıca Dilovası’nda yüreğimiz yandı yetmedi, Gebze’de de büyük bir acı yaşadık. Metro inşaatı sırasında, üstünde bu metro inşaatının yarattığı sarsıntıdan dolayı bir bina çöktü, 4 canımız, 4 insanımız hayatını kaybetti. Bakın, Makina Mühendisleri Odası, bu iktidarın en çok kızdıkları mühendisler, mimarlar, akademik odalar. Bunlar iktidarın arka odası değil, arka bahçesi değil. Doğruya doğru der, yanlışa yanlış. Bir zaman örneğin asansörlerle ilgili bizim parti bir yanlış karar vermiş bazı belediyeler, bizi de eleştirdiler. Çağırdık, dinledik, doğrusunu söyledik, doğruya döndük. Bunların işi doğruyu söylemek. Ve Makina Mühendisleri, bu iktidarın kızdığı, yetkilerini kıstığı Makina Mühendisleri bu faciadan önce demişler ki: “Bu metro inşaatı tehlikeli, evler çölebilir, hayati tehlike var”. Onu dinlememişler. Yaşananlardan sonra biz bunları ifade edince meydana çıkıp ilk hemen hızlı Bakan, ilk açıklama; Ulaştırma Bakanı: “Bizimle ilgisi yok”. Arkadan bu rapor çıktı: “Bizimle ilgisi yok”. Ama arkadan ön inceleme raporu çıktı, bütün mahalleyi boşalttılar. Onlarla ilgisi var, yenileri de çökecek.”
‘Artık düşeceksin bu milletin yakasından’
“Ülkenin Cumhurbaşkanını, yani yürütmenin başını istifaya davet ediyorsunuz. Haklı mısınız? Sonuna kadar haklısınız. Niye? Çünkü “Ben biliyorum” diyor, “Sorumlusu benim, ben” diyor. O zaman Dilovası’nın da sorumlusu sensin, diğer tarafta Gebze’de olanın da sorumlusu sensin; bu kadar açlığın, yokluğun, yoksulluğun, işsizliğin, buradaki susuzluğun, elektrik kesintisinin de sorumlusu sensin. Ve artık bunların hiçbir tanesinden Türkiye’nin kurtulma ihtimali kalmamıştır; Tayyip Erdoğan’dan kurtulmadan önce.
Bakın aslında acaba Sayın Erdoğan’a haksızlık ediyor olabilir misiniz? Ama rekortmen, beş tane madalyası var, vallahi var, beş madalya var. Yönettiği Türkiye yoksullukta Avrupa birincisi, yüksek enflasyonda Avrupa birincisi, yüksek faizde Avrupa birincisi, işsizlikte Avrupa birincisi, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisi. Beş madalya, beşi bir yerde takmış boynuna; beş kara madalya boynunda ama buradan kendisine sesleniyorum; meydanlar, meydanlar Türkiye’nin dört bir yanında sandık istiyorsa, seçim istiyorsa, istifa diye inliyorsa artık düşeceksin bu milletin yakasından.”
‘Milletin seçtiği cumhurbaşkanı olacak’
“Bunun için diyorum ki; yapılacak ilk seçimler bir Cumhurbaşkanı belirlemek değil, bir devri kapatmak, bir devri açmak için yapılacak seçimlerdir. Biz hep beraber bakan evlatlarının devrini bitirip vatan evlatlarının devrini başlatacağız.
Biraz önce İl Başkanımız konuşurken Cumhurbaşkanı adayımızın kaçıncı Cumhurbaşkanı olacağını söyledi. O gönlünden geçen; İl Başkanının demesiyle, partinin demesiyle Cumhurbaşkanı olunmuyor. Milletin demesiyle Cumhurbaşkanı olunuyor. Milletin seçtiği Cumhurbaşkanı olacak.”
“Maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi de Erdoğan da artık siyaseten tükenmiştir. Bizimle mücadele edecek güçleri, azimleri, ülkeyi yönetecek enerjileri kalmamıştır.
Bir siyasetçiyi başsavcı, sonra da o başsavcıyı tekrar siyasetçi yapmıştır. Yaptığı bu atamayla, Ekrem Başkan ve arkadaşlarımıza yönelttikleri hiçbir suçlamanın hukuki olmadığı, tamamının siyasi maksatla yapıldığı ortaya çıkmış; dünün, o günün Cumhuriyet Başsavcısı ertesi gün AK Parti İl Başkanları toplantısında ‘Partimizin başarısı için çalışmaya devam edeceğim’ demiştir. Yani bir gün önce de AK Parti’ye çalıştığını, ertesi gün de çalışacağını itiraf etmiştir”
/Kaynak: Evrensel/











