Ayşe Gökkan’ın 2 kez “örgüt üyesi olmak” iddiasından biri 12 yıl, diğeri ise 7 yıl 6 ay, “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” iddiasından verilen 7 yıl 6 ay hapis cezasının Yargıtay’da bozulduğu, “Örgüt propagandası yapma” iddiasından verilen 3 yıl hapis cezasının onandığı davanın 4’üncü duruşması Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.
Duruşmaya, avukat Fatma Sürücü ile Ayşe Gökkan tutuklu bulunduğu Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) ile katılırken, avukatları Berfin Lütfiye Gökkan, Muharrem Şahin ve Özüm Vurgun duruşma salonunda hazır bulundu.
Ayşe Gökkan’ın ailesi, kadın kurumları, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kadın izleyici olarak duruşmaya katıldı.
‘Sürece sahiplenme çağrısı’
Kürtçe savunma yapan Ayşe Gökkan, “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde bu şekilde yargılama demokrasiye karşı bir şeydir” dedi. Tutuklandığında Özgür Kadın Hareketi’nin dönem sözcüsü olduğunu hatırlatan Ayşe Gökkan, “TJA kadınların özgürlüğünü savunuyor. Salona gelip, destek veren kadınlara, avukatlara teşekkür ediyorum. TJA kadınların özgür kadın direnişidir. Ne mutlu ki bana TJA’lıyım” dedi. Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne sahiplenilmesi çağrısında bulunan Ayşe Gökkan, “Ortadoğu ateş çemberidir. Türkiye’nin bu çemberde yanmasını istemiyorum. Türkiye bu barışla Ortadoğu’daki ateşi söndürmeli” dedi.
‘Provokasyon yapmasınlar’
Provokasyonların önünün alınması gerektiğini belirten Ayşe Gökkan, 24 Mart’ta katledilen hasta tutuklu Mehmet Edip Taşar’a dikkat çekerek, “Devlet kendi de, ‘Provokasyonlar yapılmasın’ diyor ama zindandan Mehmet Edip Taşar’ın cenazesi çıktı en büyük provokasyon budur. Bu cinayettir, kendiliğinden yaşamını yitirmedi. Çağrı yapıyorum; provokasyon yapmasınlar” ifadelerini kullandı.
21 Mart kutlaması nedeniyle dava açıldı
21 Mart’ta Newroz Bayramı nedeniyle yaptıkları kutlamada halay çektikleri, şarkı söyledikleri gerekçesiyle haklarında dava açıldığını aktaran Ayşe Gökkan, “Newroz’u kutladığımız için dava açtılar. Her zaman arkadaşlarımızla kutlayacağız. Tüm Orta Doğu halklarının Newroz’unu kutluyoruz” dedi.
İddia makamı tahliye istedi
Savunma yapan avukat Berfin Lütfiye Gökkan, birleşen dosyanın Kent meclisinin kurulduğuna dair iddiaya karşı bir dosya olduğunu belirtti. Berfin Lütfiye Gökkan, “Soruşturma aşaması 2018. İddianamenin şimdi kabul edilmesi ise 2026. Biz bu dosyadan şunu anlıyoruz; Ayşe Gökkan yapmış olduğu tüm çalışmaların hedef olduğunu biliyoruz, bu dosya bunu gösteriyor. Üzerinden 7 yıl geçmiş ve yeni kamu davasına dönüyor. Kendisi Nisebin (Nusaybin) belediye başkanı olduğu dönemde 6 ayda bir halkla birlikte kent meclis toplantısı alıyordu. Dosyada neden suçlandığına dair bir şeyden bahsetmiyor. Bunun yanında aynı zamanda bir gizli tanık var onunda ne söylediği belli değil. Önceki dosyalarla çok benzer. Kendisinin cenazeye katılması da iddianamede geçiyor. Cenazeye katılmak insani bir şeydir” şeklinde konuştu. Ayşe Gökkan’ın yürüttüğü tüm çalışmaların legal olduğunu vurgulayan Berfin Lütfiye Gökkan, birleşen dosyadaki iddiaları kabul etmediklerini belirterek, müvekkilinin beraatını istedi.
Avukat Fatma Sümer de müvekkilinin beraatına karar verilmesini talep etti. Ardından mütalaasını sunan iddia makamı, Ayşe Gökkan’ın tahliyesini istedi.
‘Sağlıklı savunma yapamıyor’
Mütalaaya karşı savunma yapan avukat Muharrem Şahin de, “Müvekkilimiz şu ana kadar ne yaptıysa kabul etti, savundu, niye yaptığını anlattı. Müvekkilimizin yapmaya çalıştığı şey, kadınların ve çocukların şiddete maruz kalmaması, öldürülmemesi. Bütün insanlar için yapmaya çalıştığı şey bu. Savunduğu şey bu ve bunu da her savunmasında, konuşmasında dile getirdi. Ama ne yazık ki bunu anlatmaya çalışırken 6 yıldır burada sağlıklı bir savunma yapamıyor. Abdullah Öcalan’ın tecridinden, kadınların öldürülmesinden bahsetmiştir. Bunlarla ilgili ne zaman konuştuysa sözü kesilmiştir. Zaten bunlardan dolayı yargılanıyor” şeklinde konuştu.
Şahin, müvekkilinin tahliyesini ve beraatını istedi.
Savcılığın toplamda 4 mütalaada Ayşe Gökkan’ın tahliyesini istediğini hatırlatan Berfin Lütfiye Gökkan, mütalaaya katıldıklarını kaydetti.
Süreçle birlikte Türkiye’de yapılan konuşmaların Ayşe Gökkan’ın konuşmalarının çok üstünde olduğunu dile getiren Berfin Lütfiye Gökkan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın mecliste konuşması ve “umut hakkı”na dair yaptığı açıklamaları hatırlattı. Berfin Lütfiye Gökkan, “Sayın Bahçeli bu açıklamalarda bulunurken, kamu düzeni tehlikeye girmemiştir. Her hangi bir saldırı gerçekleşmemiştir. İnsanlar özgürlüklerini kullanarak savunmalarda bulunmuştur. Tutukluğa devamda; kamu düzeninin tehlikeye gireceği gerekçesi doğru değildir. Ayşe Gökkan tutuklanmadığı dönemde adli kontrol tedbirlerine bizzat kendisi uymuştur. Tutuklamanın unsurlarından biri buydu; kaçma şüphesi. Böyle bir şeyde söz konusu değil” diyerek, müvekkilinin tahliyesine karar verilmesini istedi.
‘Mütalaaya iştirak ettiklerini belirten avukat Özüm Vurgun ise, 2020 yılından bu yana yıl yıl katledilen kadınların sayısını hatırlatarak, “Mahkeme nefret söylemine indirgese de Ayşe Gökkan kadın özgürlük mücadelesini savunurken tutuklandı. Kadın özgürlük mücadelesi neden var? Tam kadınların bu kadar katledildiği bir süreçte gerekli bir şey. Neden bu mücadeleyi verenler yıllarca tutuklu kaldı? Bu mücadelenin içinde yer alan bir avukat olarak söylüyorum, Ayşe Gökkan’ın yaptığı çalışmaların altına imzamı atan bir yerden söylüyorum; bu özgürlük ve kadın temelliydi. Kadın mücadelesinin ülke açısından kurtarıcı olduğunu düşünüyoruz” diye belirtti. Özüm Vurgun, müvekkilinin tahliyesini istedi.
Verilen aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ayşe Gökkan hakkında tutukluluk devam kararı verdi. Bir sonraki duruşma 19 Haziran’da görülecek.
/Kaynak: Mezopotamya Ajansı/










