🔴TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bundan sonraki süreçte, ümit ediyorum ki tatmin edecek bir süratte örgütün bütün unsurlarıyla kendini feshi ve silahlarını bırakması temin edilecek.” dedi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’daki Filizi Köşk’te, sivil toplum kuruluşlarının (STK) temsilcileriyle bir araya geldiği iftar programında yaptığı konuşmada, ramazanın, bireysel olgunlaşmaya vesile olmasının yanı sıra toplumsal dayanışmayı sağlayan bir mağfiret iklimi olduğunu dile getirdi.
Türkiye’de farklı alanlarda çalışan STK’lerin temsilcileriyle bir iftar sofrasında bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Kurtulmuş, toplumun yüz akı olan STK’lerin daha da gayretli çalışmalar yapabilmesini temenni ettiğini söyledi.
STK’lerin aslının İslam medeniyetindeki vakıf geleneğinin bir yansıması olduğunu ifade eden Kurtulmuş, sivil toplum çalışmaları bakımından özellikle gelecek dönemde çok daha dikkatli ve güçlü olunması gerektiğini vurguladı.
Kurtulmuş, “Özellikle önümüzdeki dönemde Türkiye’nin toplumsal dayanışmasının artırılması, güçlendirilmesi, Türkiye’nin bölgesinde yıldız bir ülke olarak yükselişe geçtiği bu dönemin şartlarına uygun bir şekilde sivil toplum kuruluşlarımızın da aynı duyarlılıkla, aynı güçte çalışmalarını artırarak sürdürmesini temenni ediyorum.” diye konuştu.
Dünyada ve Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede yaşanan gelişmelerin, kural bazlı dünya sisteminin tamamen hak ile yeksan olduğu bir döneme girildiğini gösterdiğini dile getiren Kurtulmuş, şunları kaydetti:
“Gücü elinde bulunduranın, ekonomik, siyasi ve askeri gücünü yerinde görenlerin, istediği şekilde dünyayı dizayn etmeye çalıştığı bir döneme giriyoruz. Çok sembolik göstergeleri var ama bunlardan herhalde en önemlilerinden birisi Venezuela Devlet Başkanı ve eşinin, gece yarısı yatağından kaldırılarak başka bir ülkeye götürülüp hapse atılmasıdır. Kim olursa olsun, ne suçu olursa olsun, onu tartışmıyoruz… Devletlerin egemenliği meselesinin tamamen ortadan kalktığı bir kuralsızlık dönemine giriyoruz. Aynı şekilde İsrail’in üç yıla yaklaşan bir süredir Gazze’de sürdürmüş olduğu insanlık dışı katliamı ve soykırımı maalesef bütün dünya tarafından izleniyor. İsrail ve arkasına almış olduğu güç, yeterince gücü olduğunu varsaydığı için istediğini yapabiliyor. En son yaptıkları işlerden birisi de bildiğiniz gibi 15 Şubat’ta çıkardıkları bir kararla sadece Gazze’ye değil Filistin topraklarının tamamına göz diktiklerini alenen ilan etmişlerdir. Yani Batı Şeria’da Filistinlilere ait yerlerin Yahudi yerleşimcilere tescillenmesiyle ilgili bir hükümet kararı, hukuki bir zeminin kapısını açmıştır. Buna da bütün dünya sessiz kalmıştır.”
Kurtulmuş, bu kararın alındığının ertesi günü ABD’nin İsrail Büyükelçisi’nin çok talihsiz bir açıklamayla, “Zaten İsrail, Yahudiler, bu bölgedeki bütün ülkelere, bütün topraklara hakim olma hakkına sahiptir. Tanrı onlara bu toprakları vadetmiştir.” diyerek bütün sınırları zorladığını vurguladı.
Böyle bir dönemde ve böyle bir coğrafyada Türkiye’nin güçlü olmaktan başka hiçbir şansının bulunmadığının altını çizen Kurtulmuş, “Artık anlaşılıyor ki herhangi bir şekilde mazlum bir millete destek olabilecek bir uluslararası kurum yok. Mazlum bir milletin elinden tutup onun hakkını savunabilecek, o sözcükleri hak ve adalet çerçevesinde kullanabilecek bir uluslararası yapı da yok. Dolayısıyla bizim güçlü olmamız ve bu çerçevede kendi geleceğimizi çok daha sağlam bir şekilde sürdürme mecburiyetimiz vardır.” ifadelerini kullandı.
‘Terörsüz Türkiye’ süreci
‘Terörsüz Türkiye’ hedefine ilişkin atılan adımlara da dikkati çeken Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Ağustos 2024’te Malazgirt’te ve 1 Ekim’de Meclis’in yeni yasama yılı açılış töreninde gündeme getirdiği Türkiye’nin iç kalesini tahkim etme meselesinin, Türkiye siyasetinin en önemli, en öncelikli konularından birisi haline geldiğini söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim’de DEM Parti Grubu’yla temas etmesi ve arkasından parti grup toplantılarında dile getirdiği açılımlarla birlikte Türkiye’nin “Terörsüz Türkiye”yi inşa etme sürecinde önemli adımlar attığını ifade eden Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geçtiğimiz sene bugün 27 Şubat’ta İmralı, silahları bırakacağını, örgütü feshedeceğini ve bunun da dönemin gereği olduğunu ilan eden bir açıklama yapmıştı. O açıklamasında, özellikle örgütün kuruluşuna neden olan ideolojik yapının çöktüğünü ve Türkiye’de artık silahlı mücadele döneminin gereğinin kalmadığını çünkü inkar politikaları geride kaldığı için Türkiye’de demokratik bir sürecin açılmasıyla ilgili fikirlerini beyan etmiştir. Ardından neredeyse bütün siyasi partiler bu sürece sahip çıkan yaklaşımlarıyla, sürecin yürümesi için destek oldular. Sonunda Türkiye’de ilk defa siyaset bütünüyle sorumluluk alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu kurdu. 5 Ağustos’ta ilk toplantısını yaptığımız komisyon, çok verimli görüşmeler, tartışmalar sonucunda nihai bir rapor hazırlamış oldu.”
‘Terör meselesinin çözülmesi için geçmiş dönemlerdeki girişimleri’ anımsatan Kurtulmuş, “Bu konunun, milli iradenin merkezi olan TBMM çatısı altında konuşulması, tartışılması ve bir hal yolunun bulunması fırsatı doğmamıştı. İlk kez böyle bir fırsat doğdu. Bu fırsatı bir parti hariç bütün siyasi partiler, komisyona milletvekili vererek, samimiyetle, içtenlikle bu sürece katkı sunarak önemli bir yol alınmasına vesile oldu.” diye konuştu.
Kurtulmuş, komisyonda herkesin üzerine düşeni gayretli bir şekilde yapmaya çalıştığını ve 21 toplantı sonunda komisyonun ortak raporunun kabul edildiğini belirterek, şöyle devam etti:
“Bu ortak rapor, en başta toplumumuzun bazı kesimlerinde var olan ‘endişeli destek’ diye de tabir edilen, o süreçte dile getirilen hangi endişe varsa hiçbirisinin geçerli olmadığını ortaya koyan bir rapordur. Evet, partilerin kendi görüşleri var, farklı terminolojileri var. Aslında onların hepsi de komisyon raporunun ekinde verilerek partilerin siyasi tutum belgeleri deklare edilmiş oldu. Bu ise herkesin ortaklaştığı bir rapordur. Bu raporun gereğinin yapılması ve hızlı bir şekilde Türkiye’nin bu süreci tamamlamasının gerekli olduğu kanaatindeyim.”
“Türkiye, Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olmuş bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir”
DEM Parti tarafından Abdullah Öcalan’ın mesajının paylaşılmasına ilişkin Kurtulmuş, “Örgütün tasfiyesi ve silahların bırakılması yolundaki önemli bir açıklamadır. Buraya örgütün bütün bileşenlerinin dikkat etmesi ve buradan ilan edilen karara uyması beklenmektedir.” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi:
“Raporun ortak noktalarından birisi de ‘kritik eşik’ olarak tanımladığımız, örgütün kendini feshi ve silahlarının bırakılmasıyla birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Böylece bundan sonraki süreçte ümit ediyorum ki tatmin edecek bir süratte örgütün kendini bütün unsurlarıyla feshi ve silahlarını bırakması temin edilecek. Türkiye gerekli yasal düzenlemeleri, ardından demokratik standartlarımızın yükseltilmesi için gerekli adımları atacak. Çok kısa bir süre içerisinde Türkiye, 103 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına mal olan bu ağır faturanın bedellerini bir daha ödemeyecektir. Bu kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Size rahatlıkla söyleyebilirim ki süreç, tamamen siyasetin kontrolündedir.”
/Ajans/












