Le Monde: İsrail güvenlik çevreleri İran rejiminin çökme ihtimalini gerçekçi buluyor

DünyaGündem

Fransa merkezli Le Monde gazetesinde yer alan bir analize göre İsrail’de güvenlik çevreleri, ”Ali Hamaney’in ortadan kaldırılması şartıyla rejimin çökme ihtimalini artık gerçekçi” buluyor…

Gazetenin Tel Aviv temsilcisi Louis Imbert tarafından kaleme alınan analiz şöyle:

İsrail, İran İslam Cumhuriyeti’nin, 6 Şubat Cuma günü Umman’da yeniden başlayacak olan Washington ile müzakereleri sabote etmesini bekliyor. Alışıldık şekilde, nükleer programını korumak adına Trump yönetiminin sabırsızlığı karşısında bir kez daha zaman kazanmaya çalışarak. Ya da İsrail’in umduğu gibi, Washington’un Tahran’a zenginleştirilmiş uranyumunu yurtdışına göndermesini, uranyum zenginleştirmeyi durdurmasını, balistik füze üretimini sınırlandırmasını ve bölgede müttefik milisleri desteklemekten vazgeçmesini dayatması halinde, teslim olmayı reddederek.

Başbakan Benyamin Netanyahu, 3 Şubat Salı günü Tel Aviv’e gelen Beyaz Saray’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’a açık bir uyarıda bulunmuştu. Yaklaşık üç saat süren görüşmenin ardından yayımlanan kısa açıklamaya göre Netanyahu, “İran’ın, verdiği sözlerin güvenilir olmadığına defalarca kanıt sunduğunu açıkça ifade etti.” Son iki haftadır İsrail askeri istihbarat başkanı, ardından genelkurmay başkanı ve hava kuvvetleri komutanı Washington’a giderek, ocak ayı ortasında binlerce İranlı göstericinin katledilmesine  rejim tarihinin en kanlı bastırması yanıt olarak olası Amerikan saldırılarını hazırlamak üzere temaslarda bulundu.

Ocak ayında Netanyahu, Beyaz Saray’a, göstericilere destek amacıyla müdahale vaadini hızla hayata geçirmemesini tavsiye etmişti. Ona göre 8 ve 9 Ocak’taki kanlı baskı, kısa bir fırsat penceresini kapatmıştı. İsrail istihbaratından üst düzey eski bir yetkili, o dönemde Körfez’deki Amerikan askeri konuşlanmasının yetersizliğine atıfla, “İsrail’de birçok insan hayal kırıklığı yaşadı; çünkü rejime karşı yılların baskısı buraya varmalıydı ama o gün için hiçbir şey hazır değildi,” diyor. Kaynak, İran meselesindeki aşırı hassasiyet nedeniyle isminin gizli tutulmasını istedi.

“Eşi benzeri görülmemiş bir fırsat”

Buna rağmen, Tel Aviv’de görüşülen bu İran uzmanı ve diğerleri, saldırıların rejimi sarsabileceğini, İranlıları yeniden ayaklanmaya teşvik edebileceğini ve hatta devletin kendi içinde bir dönüşümü tetikleyebileceğini düşünmeye devam ediyor. Bir yedek subay, “Bir aydır rejimin düşme ihtimali gerçekçi. Eşi benzeri görülmemiş bir fırsat hissi sürüyor,” diyor.

8 ve 9 Ocak katliamlarından bu yana ABD ordusu Ortadoğu’ya takviye birlikler gönderdi. Ayrıca Müslüman gelenekte, olaylardan kırk gün sonra yani şubat ortasında yas anmaları düzenlenir; mobilizasyonun boyutu ise belirsiz. O zamana kadar, eski yetkiliye göre, “Dini Lider Ali Hamaney için Washington karşısında her konuda geri adım atmak cazip değil. Büyük ölçüde zayıflamış şekilde hayatta kalmaktansa, muhtemelen ABD’yi köşeye sıkıştırmayı, saldırılarını beklemeyi ve İsrail ile Körfez monarşilerine mümkün olan en büyük zararı vermeyi tercih eder; böylece onların Donald Trump’tan savaşı bitirmesini istemesini umut eder.”

İsrail’de askeri seçenekle ilgili temel bir soru gündemde: Amerikan istihbaratı ve hava kuvvetleri, Ali Hamaney’in bizzat kendisini hedef alabilecek mi? İsrailli güvenlik servislerinin eski subaylarından ve İran dosyası üzerinde yirmi yıl çalışmış olan Avner Vilan’a göre: “Bugün rejime büyük bir şok vermek mümkün, ancak Rehber öldürülmeden rejimin çökme ihtimali zayıf. ‘Sistem’ onun şahsı etrafında inşa edildi; İslam Cumhuriyeti’nin eski kurumları artık işlemiyor, içeriden çürümüş durumdalar. Rejim içinde Hamaney’e saygı duymayan kimseyle karşılaşmadım. O hayatta olduğu sürece, iç güvenliğin çözülmesi zor; subaylar bir sonraki gösteri dalgasını bastırmakta tereddüt etmez.”

İsrail’in haziran ayında, Washington’un desteğiyle İran’a karşı yürüttüğü savaş sırasında, İbranî devlet İran’ın nükleer programının askerî boyutunu (tam anlamıyla başaramasa da) yok etmeyi ve ülkenin füze cephaneliğini azaltmayı hedeflemişti. İlk saldırılar İran savunmasını felç etmiş, üst düzey askerî hiyerarşinin bir kısmını ortadan kaldırmıştı.

Savaşın dördüncü gününde İsrail, New York Times’a göre, korumaların cep telefonlarını takip ederek Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi toplantısını hedef aldı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, üst düzey Şii din adamlarıyla yaptığı görüntülü bir görüşmede, enkazdan kurtulmak için bir hava ve ışık boşluğuna doğru sürünerek ilerlediğini anlattı. Ona göre bu yetkililer öldürülmüş olsaydı, “halk umudunu yitirirdi.”

“Riskli” bir strateji

O tarihten bu yana İran hava sahasını kontrol edemiyor. İsrail savunmaların bir kısmını yok etti ve yeniden vurabileceğini gösterdi. İsrailli uzmanlara göre, rejimi zayıflatmayı hedefleyen Amerikan saldırıları yeniden Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi’ni, ülkenin başlıca generallerini ve iç baskı aygıtının yapısını hedef almalı; buna, kitlesel halk ayaklanmaları durumunda kendi bölgelerinde tam yetkiyle hareket eden Devrim Muhafızları’nın çeşitli karargâhları da dahil.

Siyaset bilimci Saeid Golkar’a (Tennessee Üniversitesi) göre bu aygıtın çekirdeğini yaklaşık 100 bin kişi oluşturuyor. Ocak ayında bu güçler tüm siyasi liderlikle birlikte hareket etti. Ancak ismi gizli tutulan İsrailli istihbarat yetkilisine göre, “Yeterli dış baskıyla bir noktada çatlaklar oluşabilir. Subaylar kendilerini ve ailelerini korumak için taraf değiştirebilir; bu somut ihtimal, İranlıları yeniden sokağa çıkmaya ikna edebilir.”

İran uzmanı Raz Zimmt (Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü – INSS) bu stratejinin “son derece riskli” olduğunu kabul ediyor. Ancak ona göre, “Rejimi, Hamaney sonrası dönemde Devrim Muhafızları içinden bir ismin kontrolü devralacağı bir iç geçişe zorlayabilir. Bu, mevcut durgunluktan daha iyi olur.”

İsrail iç cephe komutanlığı, İran’ın büyük şehirlere yönelik olası saldırılarına karşı son günlerde geniş kapsamlı bir tatbikat gerçekleştirdi. İran’ın uzun menzilli füze ve rampalarının sayısı belirsizliğini koruyor; Zimmt bu sayıyı 2 binin altında tahmin ediyor. İsrail, bu silahları hazirandan bu yana stratejik tehdit olarak görüyor. Bölgesel bir kaynağa göre, haziran savaşından bu yana İsrail, Washington’un onayını alamadan İran’ı birkaç kez vurmayı denedi. Uzman, “Bu füzeler hazirandaki kadar hasara yol açabilir,” diyor ve İran’ın “çatışma sırasında 550’den fazlasını fırlatmayı başaramadığını, hava savunmasını delme kapasitesini yalnızca sınırlı ölçüde artırabildiğini” hatırlatıyor. Savaş İran’da binden fazla, İsrail’de ise 28 kişinin ölümüne yol açmıştı.

Asıl tehdidin Körfez ülkeleri, onların petrol tesisleri ve topraklarındaki Amerikan üsleri ile dünya petrol trafiğinin büyük bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinde yoğunlaşacağı düşünülüyor. Tahran, maliyeti yüksek bir çatışmayı uzatmaya ve Amerikan yönetimini kamuoyu karşısında yıpratmaya yönelebilir. Ancak hedef listesi tükendiğinde, Zimmt’e göre İsrail güvenlik aygıtı, rejimi ateşkese zorlamak için İran’ın petrol altyapısını vurmayı da gündemine alabilir.

 

Etiketler: Öne çıkanlar

İlginizi Çekebilir

Dilek İmamoğlu’nun Kardeşi Ali Kaya hakkında tutuklama talebi
Mela Mustafa Barzani’nin 58 yıl önce Fransa’ya yazdığı mektup paylaşıldı

Öne Çıkanlar