Lezgin Botan: Dönekler, en fanatik düşmanlara dönüşürler

Genel

Karl Marx, ”Dönekler, en fanatik düşmanlara dönüşürler. Çünkü eski inançlarını kendi içlerinde bastırmak zorundadırlar.” diyor.

 Gördüğünüz gibi Apê Marx durumu öz ve net bir biçimde özetlemiş! Gelin Marx’ın sözleri ışığında bu klinik vakayı ya da “döneklik + ihanet sendromunu” birlikte inceleyelim! Evet, bu tür bir durum toplumsal psikoloji, siyaset bilimi ve özellikle ideolojik dönüşümler üzerine çalışan düşünürler tarafından sıkça ele alınmıştır.

 Davasından dönenin, dönmeyeni “döneklikle” suçlaması hem psikolojik savunma mekanizmalarının bir yansımasıdır hem de sosyopolitik bağlamlarda sıkça rastlanan bir çelişki biçimidir. Bu durumu açıklayabilecek bazı tespitler ve kavramlar şunlardır:

 1. Cognitive Dissonance (Bilişsel Çelişki) – Leon Festinger İnsanlar, kendi tutumları ile eylemleri arasındaki uyumsuzlukları azaltmak için çeşitli yollar geliştirir. Davasından dönen kişi, geçmişte savunduğu değerlerle artık uyuşmadığını fark eder. Bu çelişkiyi bastırmak için, dönmeyenleri küçümseyerek ya da onları “geri kafalı”, “fanatik”, “döneklik yapacak kadar cesur olmayan” şeklinde suçlayarak kendi yön değişimini meşrulaştırmaya çalışabilir.

2. Projeksiyon (Yansıtma Savunma Mekanizması) – Freudyen Psikoloji Kişi, kendi içinde yaşadığı suçluluk veya ikilem duygusunu başka birine yansıtır. Davasından dönen, aslında kendi “döneklik” duygusunu dönmeyenlere atfederek rahatlama arar.

3. “Eski solcu kadar antikomünist olmaz” Paradoksu! Bu, Türkiye’de ve dünya genelinde sıkça rastlanan bir fenomendir. Geçmişte çok güçlü bir inançla bir ideolojiye bağlı olmuş bireyler, o ideolojiden koptuktan sonra eski yoldaşlarına karşı en sert eleştirileri yapanlara dönüşebilirler. Bu sertliğin nedeni, geçmiş inançlarını reddetmenin yarattığı içsel çatışmadır.

 4. George Orwell – “1984” ve “Hayvan Çiftliği.” Orwell, devrimci ideallerle yola çıkanların zamanla nasıl otoriterleştiğini ya da kendi ilkelerine ihanet ettiğini, ama buna rağmen en büyük ihaneti hala eski dava arkadaşlarında aradığını hicveder. Özellikle Hayvan Çiftliği bu tür çelişkileri sembolik olarak çok güçlü biçimde işler.

 5. Kemal Tahir’in Karakterleri ve Dava Tartışmaları: Türk edebiyatında da benzer temalar vardır. Özellikle Kemal Tahir’in bazı romanlarında dava adamlarının dönüşümü, çelişkileri ve birbirlerini ihanetle suçlamaları yoğun biçimde yer alır. Özetle; “Davasını terk edenin, hala davaya sadık kalanları dönmekle ya da körlükle suçlaması, çoğu zaman kendi iç çelişkisini dışsallaştırma çabasıdır.” 

Bu tür tutumlar, yalnızca bireysel değil, toplumsal dönüşüm süreçlerinde de yaygın olarak görülür. Elbette. “Davasından dönenin dönmeyeni dönmekle suçlaması” gibi çelişkili tutumlar tarih boyunca bir çok ideolojik, siyasi ve entelektüel figürde görülmüştür.

 İşte bu duruma dair bazı çarpıcı tarihsel örnekler:

1. Arthur Koestler (1905–1983) – Eski Komünist, Yeni Antikomünist Kimdir? Koestler, gençliğinde Sovyet Komünizmini savunan bir Marksistti. Hatta Komintern adına çalıştı. Fakat Stalin’in uygulamaları ve Moskova Duruşmaları sonrası Komünizmden tamamen koptu. Ne yaptı? En meşhur eseri Darkness at Noon (Gün Ortasında Karanlık) ile Komünist sistemin iç yüzünü sert biçimde eleştirdi. Paradoks: Koestler’in, geçmişte birlikte çalıştığı solculara yönelik çok daha sert bir söylem geliştirdiği görülür. Birçok eski yoldaşını, “gerçeği göremeyecek kadar kör ya da iktidar hırsına yenik düşmüş kişiler” olarak tanımladı. 

2. Whittaker Chambers (1901–1961) – Komünistten FBI Muhbirliğine Amerikan Komünist Partisi üyesiydi. Sonra Komünistlerden ayrıldı ve FBI ile iş birliği yaptı. Ne yaptı? 1948’de eski dava arkadaşlarından Alger Hiss’i Sovyet ajanı olmakla suçladı. Bu, Amerika’daki McCarthy dönemini tetikleyen olaylardan biri oldu. Paradoks: Kendisi geçmişte aktif komünistken, Komünist Parti’de kalmaya devam edenleri ahlaksızlıkla suçladı ve çok sert ithamlarda bulundu.

3. Mustafa Kemal Atatürk – İttihat ve Terakki’den Kopuş Arka plan: Gençliğinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin bir üyesiydi. Fakat 1. Dünya Savaşı sonrası bu yapıyla bağlarını kopardı. Ne yaptı? Cumhuriyetin kurulmasından sonra İttihatçı kalıntılara karşı hem söylemde hem pratikte mesafeli ve zaman zaman düşmanca tavır aldı. Paradoks: Kimi eski İttihatçılar, yollarına devam etmek isterken, Atatürk onları çağın gerisinde kalmakla suçladı. Oysa kendisi de bu yapının önemli bir figürüydü.

4. Tito (Yugoslavya) – Stalin’den Kopuş ve Stalinistleri Suçlama Arka plan: Tito, Sovyet Komünizminin sıkı bir müttefikiydi. Kopuş: 1948’de Stalin ile yollarını ayırdı. Bu kopuş, Komünist dünyada şok etkisi yarattı. Ne yaptı? Sovyetlere bağlı kalan komünistleri dogmatizmle, kör sadakatle ve halktan kopuk olmakla suçladı. Paradoks: Tito da bir dönem bu sistemin içindeydi ve onu uyguluyordu.

5. Türkiye’de 70’li yılların eski solcularının 80’lerden sonra dönüşümü. 1980 darbesi sonrası birçok devrimci ya ideolojik dönüşüm geçirdi ya da sistemle uzlaştı. Bu dönüşümü yaşayan bazı isimler, solun hâlâ radikal olan kesimlerini “romantik”, “gerçekleri göremeyen”, “Türkiye şartlarını anlamayan” olarak yaftaladı. Oysa kendileri de bir zamanlar o “romantik” davanın içindeydiler.

 Şimdi projektörü Ortadoğu özelinde Kürdistan’a çevirdiğimizde ihanet çizgisinde yürüyenlerin çirkin ve aciz sayısız portrelerini tasavvur edebilirsiniz! Kısaca; tarihte, bir davadan dönen kişilerin, eski yoldaşlarını “hala aynı yerde kalmakla” suçlaması sıkça görülür. Bu, hem içsel çatışmayı örtme, hem yeni pozisyonunu meşrulaştırma çabasıdır.

İlginizi Çekebilir

İstanbul’da patlama: Bir bina çöktü
AF Örgütü: Türkiye adalet mücadelesi önemli bir simasını; Emine Ocak’ı kaybetti

Öne Çıkanlar