Mahir Çetin: Suriye’de Entegrasyon mu, Çok Katmanlı Kriz mi?

Yazarlar

29 Ocak anlaşmasının ardından Geçici Şam Hükümeti’nin yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair tepkiler sürerken, sahadaki entegrasyon maddeleri giderek daha sancılı bir hâl alıyor. Suriye’de uzun süredir devam eden entegrasyon tartışmaları, mevcut siyasi ve toplumsal dinamiklerle birleşerek kırılgan bir sürece dönüşmüş durumda.

Newroz gününde Kobanê kent merkezinde Suriye bayrağının indirilmesi, bu kırılganlığın ne kadar derin olduğunu gösteren yeni bir krize işaret etti. Ülke genelinde Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar, Suriye’nin genelinde ve cihatçı grupların provokasyonları ve linç girişimleri, entegrasyonun yalnızca teknik bir uyum süreci olmadığını; toplumsal hafıza, kimlik ve güvenlik başlıklarında derin çatlaklar yarattığını ortaya koyuyor.

Bu gerilim yalnızca Kobanê ile sınırlı değil; Suriye’nin tamamına yayılmış durumda. Esir takası, Afrin halkının dönüşü, savaşta kaybedilen ya da akıbeti hâlâ bilinmeyen binlerce insanın durumu gibi başlıklar, taraflar arasındaki kırılgan dönemin parçaları olarak öne çıkıyor. Bayrak meselesi, semboller ve yürütülen görüşmeler, entegrasyonun birçok alanda hâlâ netlik kazanmadığını gösteriyor. Kobanê üzerinde artan baskı, sürecin en görünür boyutlarından biri.

SDG, Kürtler ve Suriye’nin diğer bileşenleri gibi Geçici Şam Hükümeti de bu sürecin zorluğunun farkında. Buna rağmen Kobanê’de giderek artan bir baskı ve sindirme politikası uygulanıyor. Rojava’da yerel yönetimin iradesini tanımama eğilimleri, yer yer ortaya çıkan provokasyonlar ve Çelebiye ile Sirin’deki kayyum girişimleri, bölgenin iradesini kırmaya dönük adımlar olarak değerlendiriliyor.

Kobanê halkının kendini yönetme konusundaki kararlılığı, Şam’ın kuşatma ve baskı politikalarını kabul etmeme tutumuyla birleşiyor. Bu durum yalnızca siyasi bir çekişme değil; aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin ve toplumsal hafızaların çatışması olarak okunabilir. Bir Kürdün, cihatçı gruplarla ya da HTŞ’ye bağlı unsurlarla yan yana gelmesinin yarattığı zorluk, bölgenin yaşadığı travmaların doğal bir sonucu. Bu nedenle karşılıklı entegrasyonun sahada hemen uygulanamaması şaşırtıcı değil.

Kuzey Suriye’nin diğer kentlerine kıyasla daha farklı hassasiyetlere sahip olan Kobanê, 2014–2015 döneminde yaşanan savaşın ve IŞİD’den kurtuluşun derin izlerini taşıyor. Bölge, ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı geniş bir coğrafya olma özelliğini koruyor ve yerel yönetimden askeri yapılanmaya kadar kendi iradesini beyan eden bir toplumsal yapı barındırıyor. Kamışlo’da halkın “evlatlarını istemesi”, entegrasyon sürecinin en insani ve en kırılgan boyutunu açığa çıkarıyor. 6 Ocak saldırılarıyla başlayan çatışmalı süreçte yüzlerce sivilin akıbeti hâlâ bilinmiyor. Suriye Gözlemevi’nin verilerine göre şimdiye kadar 600 sivil ve savaşçı serbest bırakıldı. SDG–Şam arasında yapılan esir takasında belirli bir ilerleme kaydedilmiş olsa da, bu başlık hâlâ yoğun müzakerelerin sürdüğü bir alan.

Esir düşenlerin hikâyesi yalnızca Halep savaşıyla sınırlı değil; 2014’ten bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle çok sayıda sivil Suriye’nin hapishanelerinde bulunuyor. Ayrıca Türkiye’ye teslim edilen Suriyelilerin varlığı da süreci daha karmaşık hâle getiriyor. Kadın Savunma Birlikleri heyetinin Şam’da yaptığı görüşmeler, entegrasyon sürecinin askeri ve siyasi boyutunda yeni bir aşamaya işaret ediyor. Heyetin Suriye ordusu ve İç Güvenlik Güçleri içinde yer alacaklarını beyan etmesi, hem askeri yapılanmanın hem de toplumsal dengelerin yeniden şekilleneceğini gösteriyor. Kadın birliklerinin varlığı, yalnızca askeri bir unsur değil; ideolojik ve toplumsal bir kazanım olarak da sürecin merkezinde duruyor.

Askeri entegrasyonun yanı sıra ekonomik düzenlemeler, sağlık hizmetleri, üniversiteler, vatandaşlık ve nüfus kayıtları gibi başlıklar da gündemde. Suriye Geçici Hükümeti’nin İçişleri Bakanlığı, 2026 tarihli 13 numaralı kararname doğrultusunda kimlik kartı olmayan Kürtlerin kayıt altına alınması için 9 merkez belirledi. Bu adım, yalnızca bürokratik bir işlem değil; Kürtlerin kimliği, vatandaşlık hakkı ve nüfus kayıtlarının tarihsel bağlamıyla birlikte ele alındığında, entegrasyonun en tartışmalı alanlarından biri olarak öne çıkıyor.

Tüm bu gelişmeler, Suriye’de yaşananların klasik bir entegrasyon sürecinden çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Bugün sahada görülen tablo, kimlik, egemenlik, güvenlik ve toplumsal hafıza arasında sıkışmış çok katmanlı bir yeniden yapılanma krizine işaret ediyor. Kobanê bu krizin en görünür yüzü; ancak mesele yalnızca bir kentle sınırlı değil. Suriye’nin geleceği, bu kırılgan başlıkların nasıl yönetileceğine bağlı olarak şekillenecek.

İlginizi Çekebilir

Kongo’da IŞİD saldırısı: 30’dan fazla ölü var
İran bağlantılı olası tehditler nedeniyle Arnavutluk alarma geçti

Öne Çıkanlar