Mecit Zapsu: Çözüm tek taraflı irade ile sağlanmaz

Genel

 Türkiye siyasetinde iktidar temsilcilerinin dili dikkatle incelendiğinde, hep aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Kürt sorununda bütün yük ve sorumluluk Kürt hareketinin omuzlarına bırakılıyor.

Son olarak Numan Kurtulmuş’un dile getirdiği “örgüt bir an evvel silahlarını terk etmeli” sözleri bu anlayışın yeni bir yansımasıdır.

Oysa ortada büyük bir çelişki var: Devlet hiçbir yasal düzenleme yapmadan, hiçbir demokratik güvence sunmadan, Kürt halkının temel haklarını güvence altına alacak en küçük bir adım atmadan sürekli “silah bırakma” çağrısı yapıyor.

Yani siyasal çözüm için gerekli zemini yaratmadan, tek taraflı bir irade bekliyor.

Bu yaklaşım çözüm değil, çözümsüzlük üretir. Gerçek barış ve çözüm, ancak karşılıklı adımlarla mümkündür. Devletin de üzerine düşeni yapması gerekir: tutuklu siyasetçilerin serbest bırakılması, seçilmişlerin görevlerine iade edilmesi, anadilin ve kültürel hakların anayasal güvence altına alınması, müzakereyi güvenceye alacak şeffaf mekanizmaların kurulması…

Ve en önemlisi, dağdan inecek olanların siyasal yaşama katılabilmeleri için yasal düzenlemelerin yapılmasıdır.

Bunlar olmadan yapılan çağrıların inandırıcılığı yoktur. Tek taraflı irade dayatması, çözümü baştan sabote eden bir yaklaşımdır. Tek taraflı irade söylemi yalnızca içeride değil, bölgesel düzeyde de barışı zehirliyor. Rojava’ya yönelik tehditler, sınır ötesi operasyon hazırlıkları ve Medya Savunma Alanları’na dönük saldırılar, sadece askeri değil, siyasi ve insani sonuçlar doğuruyor.

Bu operasyonlar bölge halkını yerinden ediyor, yeni göç dalgaları yaratıyor ve çözüm umutlarını kırıyor. Barışın diliyle konuşmak isteyenler, önce savaş politikalarına son vermelidir. Rojava’ya yönelik tehditler derhal son bulmalı, Medya Savunma Alanları’na yapılan operasyonlar durdurulmalı, bölgedeki halkların güvenliği ve demokratik kazanımları korunmalıdır.

Aynı zamanda içeride de ifade özgürlüğü, medya özgürlüğü ve demokratik siyaset üzerindeki baskılar kaldırılmalıdır. Çünkü medya susturulurken, belediyeler kayyımla gasp edilirken ve siyasetçiler cezaevinde tutulurken barış çağrılarının hiçbir anlamı kalmaz. Gerçek çözüm tek taraflı iradeyle değil, karşılıklı güven ve eşit sorumlulukla inşa edilir.

Eğer gerçekten “analar ağlamasın” deniliyorsa, bunun yolu tek taraflı çağrılar değil, karşılıklı adımlardır.

Devlet, yasal düzenlemelerle demokratikleşme iradesi göstermedikçe, hem içeride hem de dışarıda yürütülen askeri operasyonlara son vermedikçe barış umutları hep ertelenecektir. Çözüm, iki tarafın da iradesini ortaklaştırdığı ve toplumsal barışı birlikte kurmayı göze aldığı noktada başlayacaktır.

İlginizi Çekebilir

Suriye Dışişleri Bakanı Amerika’ya gidiyor
Çetin: Kemal bey o bildiriyi imzalasaydı bunlar olmazdı

Öne Çıkanlar