Mecit Zapsu: Rojava’nın nefesi; duman altında direniş

Genel

Rojava’nın göğü haftalardır dumanla örtülü. Türkiye destekli gruplar ve yeniden sahaya sürülen IŞİD hücreleri, bölgeyi bir kez daha kaosun içine çekiyor. Rakka’dan Dêrazor’a, Tabka’dan Tişrîn barajına uzanan hattın her köşesinden gelen haberler, yalnızca cephelerdeki kayıpları değil, bir halkın boğazına çöken kanlı elleri de anlatıyor.

Derazor’da çatışmaların yoğunlaştığı noktada, Fırat’ın doğusunda SDG’nin savunma hatları, batısında ise HTŞ güçleri bulunuyor. Son günlerdeki çatışmalar ve pusularda 20’den fazla SDG savaşçısı yaşamını yitirdi. Her biri bir ailenin evladı, bir mahallenin umudu, bir toplumun savunma hattıydı. Genç savaşçıların pusularda yitip gitmesi, annelerinin feryadının köy sokaklarında yankılanması, bu kayıpların birer istatistik değil; bir coğrafyanın nefesinin kısılması olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Saldırılar tesadüf değil. Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu (SMO) ve IŞİD’in hücreleri, petrol sahalarını ve yolları hedefleyen hesaplı bir senaryonun taşeronları gibi hareket ediyor. Bir yandan cephelerde çatışma, bir yandan yolların kesilmesi… Derhafer ve Halep çevresinde HTŞ’ye bağlı güçlerin halka geçiş için 100 ABD doları dayatması, aslında bütün bir topluma kesilmiş bir haracın adı. Silahın gölgesi yalnızca savaşçıların değil, sivillerin de alnına düşüyor.

Rojava’da petrol kuyuları yalnızca yerin altından çıkan siyah sıvı değildir; bir halkın ayakta kalma çabasıdır. Bu kuyular boğulmak isteniyor. Tabka ve Dêrazor’un damarları sıkıldığında yalnızca ekonomi değil, direnişin iradesi de hedefleniyor. Yolların kapanması, pazarların sessizleşmesi, işçilerin işine gidememesi, fırınların un bulamaması… Açlık, en çıplak biçimiyle bir silaha dönüştürülüyor

 Türkiye’nin cezaevlerindeki radikal mahkûmları serbest bırakarak Suriye’ye gönderdiğine dair iddialar gün geçtikçe doğrulanıyor. HTŞ’nin iç çatlakları –Colani’nin Batı ile kurduğu ilişkileri “ihanet” gören kanatlar– örgütü daha parçalı hale getiriyor; ama her parçalanan kol, sivillere yönelmiş yeni bir öfke demek oluyor.

Tüm bu saldırılara rağmen Özerk Yönetim içinde yaşam akmaya devam ediyor. Diplomasi, eğitim, sağlık ve toplumsal hizmetlerde ciddi bir aksamaya izin verilmezken çatışmalar esas olarak sınır hattında yoğunlaşıyor. Bu durum, halkın direncini ve kurumların ayakta kalma iradesini gösteriyor. Uluslararası güçler, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’ye Suriye Savunma Bakanlığı ya da Genelkurmay Başkanlığı teklifinde bulundu; bazı bakanlıkların paylaşımı da gündeme geldi. Ancak Özerk Yönetim bu teklifleri, ademi merkeziyetçi bir yönetim anayasal güvenceye alınmadıkça tartışmaya bile değer bulmuyor. Çünkü verilen bunca bedel, eski Suriye rejiminin tekçi zihniyetinin yeniden dirilmesi için değildi.

Şam rejimi, Arap Cumhuriyeti anlayışında ısrar ediyor ve Özerk Bölge’ye karşı kapsamlı bir savaş hazırlığı içinde. Buna karşılık SDG’nin tavrı nettir: Tavizsiz bir duruş, demokratik bir anayasa, halkların çok-etnikli yapısının tanınması. Özerk Yönetim Dış İlişkiler Komisyonu Eş Başkanı İlham Ahmed’in sözleri bu tavrı özetliyor: “SDG’nin entegrasyonu mevcut merkeziyetçi anlayışla ilerlemez. Suriye’nin çok etnikli yapısı dikkate alınmalı ve ademi merkeziyetçi yönetim derhal anayasal güvenceye alınmalıdır.” diyor.

BM kürsüsünde dile getirilen tekçi anlayış “eski Suriye”nin sesidir ve kabul edilemez. Çünkü Rojava yalnızca askeri bir direniş değil, aynı zamanda toplumsal bir devrimdir. Yaklaşık 13 bin kadının oluşturduğu YPJ bunun en somut göstergesidir; bu ordunun dağıtılması bir ihtimal değil, tarihin çöplüğüne atılmış bir yanılsamadır.

Rojava, eşitlik ve özgürlük arayışının somutlaştığı bir topraktır. Onu boğmak isteyenler, aslında geleceğin nefesini kısmaya çalışıyor. Ama tarih bize şunu öğretti: Bıçak altına yatırılan toplumlar bile bir gün ayağa kalkar; çünkü umut, en derin yarığın içinden bile filizlenir.

Bugün Rojava için ses çıkarmak yalnızca bir halkın değil, insanlığın ortak vicdanıdır. Sessiz kalmamak, Rojava’nın direnişine omuz vermek bir insanlık görevidir.

İlginizi Çekebilir

Can Holding soruşturması: Ciner Grup’tan 12 yönetici gözaltında
Oktay Candemir: Kaldırımlar

Öne Çıkanlar