En son çıkarılan infaz düzenlemesi de bu çarpıklığı pekiştirdi. Siyasi mahpuslar hâlâ koşullu salıverilme haklarından yoksun bırakılıyor, denetimli serbestlikten faydalanamıyor. Ceza, bir infaz değil; bir öç alma düzenine dönüştürülmüş durumda.
Bu hukuk değil. Bu, intikam duygusuyla yoğrulmuş siyasal hesaplaşmanın yasalaşmış hâlidir.
Barış Süreci: Unutulan Vaatler, Boşa Çıkan Umutlar
Kurban Bayramı’nda hatırlanması gereken bir diğer şey de barıştır. Bayramlar, düşmanlıkların son bulduğu, kalplerin yumuşadığı zamanlardır. Oysa Türkiye’nin son on yılında barışa dair tüm umutlar, çözüm sürecinin inkârı, masanın devrilmesi ve müzakere değil, baskı ve yok saymanın tercih edilmesiyle dağıldı.
2013-2015 arası barış süreci, Kürt halkı başta olmak üzere toplumun geniş kesimlerinde büyük umutlar yaratmıştı. Ama bu süreç, bir toplumsal dönüşümle değil; bir devlet aklıyla değil; bir seçim stratejisine kurban edildi. Ve bugün hâlâ, Kürt halkının temsilcileri tutuklu, belediyelere kayyum atanmış, binlerce siyasetçi cezalandırılmış durumda. Bu bir çözüm değil; bir çöküşün, hukuksuzluğun ve inkâr siyasetinin ilanıdır.
Siyasi Tutsaklar ve Bayram: Bir Sessizlik Duvarı
Kurban Bayramı’nda cezaevlerinde kalan binlerce insan için bu bayram, nefrete, yalnızlığa ve inkâra karşı vicdani bir dayanma günüdür. Binlerce aile, evlatlarını sadece bir mektuptan, bir fotoğraftan ya da camın ardından görebiliyor.
Oysa Kur’an’ın ruhu şunu söyler:
“Adaletle hükmetmeniz için size Kitap ve Mizanı verdik.” (Hadid, 25)
Bugün, adalet terazisi kırık, hukuk kitabı susturulmuş, ceza ve infaz sistemi düşman hukuku ile işler hâle gelmiştir. Kurban, kardeşliğe ve affa çağırırken; siyasal kin hâlâ cezaevlerine zulüm olarak düşmektedir.
Sonuç: Gerçek Kurban Kimdir?
Bugün bu ülkede gerçek kurbanlar, düşünen, yazan, barışı savunan, farklı kimlikleriyle var olmak isteyen insanlardır. Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlardan daha fazla, vicdanlar susturulmakta, adalet kesilmekte, eşitlik kurban edilmektedir.
Şimdi sormak gerekir:
• İbrahim, sadakatiyle ödüllendirildi. Biz neden sadık kalanları cezalandırıyoruz?
• Kurban, paylaşmak içindir. Biz neden infaz yasalarıyla toplumu bölen düzenlemelere imza atıyoruz?
• Bayram, barış günüdür. Biz neden barışı değil, baskıyı seçiyoruz?
Bu bayram vesilesiyle, belki de en büyük kurbanın hukuk, adalet ve barış olduğuna hep birlikte tanıklık ediyoruz. O halde gerçek bayram, bu değerlerin yeniden ihyasıyla mümkün olacaktır. İyi bayramlar.











