Mehmet Emin Ekmen: Mesaj başarılı ama yasal düzenlemeler gecikti

GündemPolitika

🔴 DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat mesajının olumlu ve perspektif sunan bir metin olduğunu belirterek, sürecin en önemli eksiğinin gerekli yasal düzenlemelerin hâlâ çıkarılmamış olması olduğunu söyledi.

 

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA Partisi) Genel Başkan Yardımcısı ve Yeni Yol Grubu Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Meclis Komisyonu’nun nihai raporu ile Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yıl dönümüne gönderdiği yeni mesajına ilişkin konuştu.

İktidarın hızla atması gereken adımlar olduğunu söyleyen Ekmen, iktidarın yanı sıra Meclis’in de yapması gereken işlerin olduğunu belirtti. Ekmen, “Bu adımlardan biri kayyumların geri çekilmesidir. Eğer görevden alınan başkanların yasal bir engeli oluşmamışsa Belediye Meclisi’nin kendi içerisinden seçim yapmasına imkan tanımak. İkincisi ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulamasını temin etmek. Burada da Selahattin Demirtaş ve arkadaşları Şerafettin Can Atalay, Osman Kavalı gibi örnekler karşımıza çıkıyor” dedi.

‘EN ÖNEMLİ EKSİKLİK YASAL DÜZENLEMENİN GEÇİKMESİ’

Hem devlet kurumları hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sürece yönelik katkıları olduğunu belirten Ekmen “İmralı’da Abdullah Öcalan, İmralı heyeti, DEM Parti ve bizim gibi sürece katkı vermeye çalışan muhalefet partileri açısından komisyonun kurulması, ortak raporların neticelenmesi ve sürece desteğin canlı ve diri bir şekilde ayakta tutulması çok kıymetlidir. Buradan ileriye doğru bence en önemli eksiklik yasal düzenlemenin gecikmiş olmasıdır. Bizim tezimiz şu; Örgütün kendini feshettiği 12 Mayıs ile ilk silahların yakıldığı 11 Temmuz arasında yasa çıkmalıydı. Bugüne kadar çıkmadı, ben olsam haftaya çıkartırım. Şimdi bazen işte teyit, tespit mekanizması diyorlar ama bu söylemler bana retorik gibi geliyor. Çünkü en son Sayın Fethi Yıldız’ın dün verdiği röportaja bakıyoruz; ‘Bizim kastımız son örgüt üyesinin elindeki son silahı teslim etmesi değil, işleyen bir mekanizmaya referans vermektir’ diyor. Biz mekanizmanın bir miktar işlediğini biliyoruz. Silahların yakılması veyahut mutabakata uygun şekilde devre dışı bırakılması gibi konulara baktığımızda aslında devlet için önemli olan 27 Şubat çağrısı ve 12 Mayıs Fesih iradesinin örgüt networkün (Ağ) de geniş anlamda ya da dar anlamda hani PKK’de ya da KCK’de hala işliyor olup olmadığıdır ve bizim gördüğümüz işliyor olduğudur” ifadelerini kullandı.

‘İLK İŞİMİZ EVE DÖNÜŞ YASASI’

Ekmen “Bu mekanizma işliyorsa o zaman örgüt üyelerinin hangi hukuki statüye tabi olacağı önemli. Cezaevinde, dağlarda, Avrupa’da insanlar var. Yine bir şekilde yargılanan insanlar var. Bunlar önümüzde ne olacak? Hangilerinin dosyası bir durma kararıyla rafa kaldırılacak. Kimin dosyası birkaç yıllık denetimli serbestiye tabi olacak. Fiili suç teşkil eden durumlarda olanların yargılaması nasıl devam edecek ve onlarla ilgili olarak ne tip cezayı indirimler söz konusu olacak? İnfaz yasasında hangi değişiklikler olacak? Bütün bunları ben üç aşamalı bir projeksiyondan okuyorum; Bir müstakil ve özel eve dönüş yasası, 2 infaz yasası, 3 TMK ve TCK’nın esaslı bir şekilde ele alınması gerekir. İlk işimiz nedir o zaman, eve dönüş yasasıdır” diye belirtti.

‘GÜVENİ ARTIRMAK GEREKİYOR’

Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın yıl dönümünde gönderdiği mesaja ilişkin de konuşan Ekmen, bir önceki çağrıya nazaran siyasal perspektifi geliştirilmiş bir metin olduğunu belirtti. Ekmen, mesajda pozitif bir bakış açısının olduğunu belirterek “Bir bütün olarak ister KCK Network’ü isterse de Abdullah Öcalan’ın söylemine bir değer atfeden kesimler olsun (Kürtler ya da Türkler fark etmez) bütün bunlar için o stratejik ve yapısal yöntem değişikliğinin kodlarını görüyoruz. Devletin eleştirilerini medya önünde bir cümleyle kullandıysak muhataplarına 10 cümleyle söyledik. İmralı’yı, Kandil’i, KCK’yi medyada bir cümleyle eleştirdiysek, muhataplarına 10 cümleyle eleştirel bakış açımızı aktardık. Sonuçta kamusal alanda süreci diri tutmak, ayakta tutmak, umudu beslemek, güveni arttırmak gerekiyor. Bu inançla konuştuk. Bu metinde de böyle bir perspektif olduğunu görüyorum. Bu açıdan da başarılı olduğunu söylüyorum” dedi.

‘KÜRT OLMASA DA DEVLET DEMOKRATİK DEĞİL’

Abdullah Öcalan’ın hem devlete hem de kendisine destek veren kitlelere söylemesi gereken her cümleyi söylendiğini ifade eden Ekmen, “Burada sadece şunu ilave edelim; Hem Türkler hem Kürtler için hem devlet hem örgüt için bu 16 ayın en büyük kazanımı, bildiğimiz kadarıyla TUSAŞ saldırısı dışında bir can kaybının gerçekleşmemiş olmasıdır. Bu belki en yakınımızda olan yüzlerce insanın bir çatışma ya da saldırı ortamında hayatını kaybetme riskinin ortadan kalktığına işaret eder. Bu sürecin en büyük kazanımı budur. Siyasi ve demokratik mücadele ise uzun erimli bir mücadeledir. 102 yıllık bir cumhuriyete baktığımızda bu ülkede hiç Kürt olmazsa da devlet yeterince demokratik bir devlet değil. Bu devlet yeterince özgürlükçü bir devlet değil. Hukuk devletinin gereğini yeterince yerine getiren bir devlet değil. O zaman şuna dönelim; Eğer Türk için makbul vatandaş dediğimiz vatandaş tipi için yeteri kadar özgürlükçü, güvenli, hukuk devletine uygun olan demokratik bir devlet değilse Kürt için de bir gecede bu hale dönüşmez” dedi.

‘EN ÖNEMLİ MESELE SİLAHLARIN SUSMASIDIR’

Ekmen Türkiye toplumunu ikna ederek, motive ederek, tartışarak müzakerelere devam edeceklerini belirterek devamla şunlara söyledi, “O yüzden şu beklentiyi görüyor ve ona hitaben bu cümleyi söylemek istiyorum; 27 Şubat süreci diyelim ya da 1 Ekim süreci diyelim, bu meseleyi çözmeyecekse neyi çözecek? Bu mesele çözümün önündeki en önemli bariyer olan silah ve şiddeti ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla çözüm daha uzun erimli toplumun bütün katmanlarının bileşenlerinin ortak mücadelesiyle gelecek.”

 

 

/Kaynak: MA/

İlginizi Çekebilir

Qeter: Fuzeyên Îranê hatin xistin
Katar: İran füzeleri düşürüldü

Öne Çıkanlar