Hükümetin 8’inci toplu sözleşme döneminde memur ve memur emeklilerine verdiği zam teklifini protesto etmek için iş bırakan Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Kamu-Sen) üyeleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde basın açıklaması yaptı.
Kamu çalışanlarının zam taleplerindeki anlaşmazlık nedeniyle başlattığı bir günlük iş bırakma eylemi, İzmir’de de toplu ulaşımı durdururken, PTT yönetimi de çalışanlarına eyleme katılmamaları yönünde sert uyarıda bulundu.
İZBAN seferleri iptal edildi
Memur-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’in çağrısıyla gerçekleştirilen eylem nedeniyle, İzmir Banliyö Sistemi (İZBAN) 18 Ağustos 2025 Pazartesi günü tüm tren seferlerini iptal etmek zorunda kaldı. İZBAN, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Memurların ülkemiz genelinde gerçekleştireceği bir günlük iş bırakma eylemi nedeniyle, 18 Ağustos 2025 Pazartesi tüm gün boyunca seferlerimizi iptal etmek zorunda kaldığımızı önemle belirtiriz” ifadelerini kullanarak yolcuların alternatif ulaşım planları yapması çağrısında bulundu.
PTT yönetiminden çalışanlara uyarı
Öte yandan Posta ve Telgraf Teşkilatı (PTT) A.Ş., eylem öncesinde tüm personeline yasalara uymaları yönünde yazılı bir talimat gönderdi. PTT İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı tarafından imzalanan resmi yazıda, “Kamu görevlilerinin görevlerini terk etmesi veya iş bırakması hukuken mümkün değildir” ifadesine yer verilerek, eyleme katılacak personel hakkında disiplin işlemi başlatılacağı duyuruldu.
PTT Genel Müdürü Dr. Hakan Gülten ve Genel Müdür Yardımcısı Fatih Tezcan imzalı yazıda, birim amirlerinin ve tüm idarecilerin personelin görev başında olup olmadığını yakından takip etmesi ve eyleme katılanları tespit etmesi istendi.
Eylemin gerekçesi: Zam talebi
Kamu çalışanlarının eylemi, 2026-2027 yıllarını kapsayan toplu sözleşme görüşmelerindeki anlaşmazlıktan kaynaklanıyor. Memur-Sen, 2026 için kümülatif yüzde 88, 2027 için ise yüzde 46 zam talep etmişti. Hükümetin bu taleplere karşılık 2026 yılı için yüzde 10+6 ve 2027 yılı için yüzde 4+4’lük bir teklif sunması, sendikalar tarafından yetersiz bulundu. Ayrıca, taban aylığa önerilen 1.000 TL’lik artış da kabul görmedi.
Türkiye Kamu-Sen ve Memur-Sen’in ortak kararıyla zam görüşmelerindeki tıkanıklık nedeniyle bugün ülke çapında iş bırakma eylemi gerçekleştiriliyor. Toplu sözleşme sürecinin devam ettiği belirtilirken, PTT’nin aldığı sert tavır diğer kamu kurumlarının da benzer tedbirlere başvurabileceğine işaret ediyor.
“Bu teklif ne memurun ne emeklinin sofrasına çare olur ne de yarasına merhem”
Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, burada yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bugün burada yalnızca kendi geleceğimiz için değil, 4 milyon kamu çalışanı, 2,5 milyon emekli ve aileleriyle birlikte 25 milyon insanımızın onurlu bir yaşam mücadelesi için toplandık. Bizler, emeğin, alın terinin ve kamu hizmetinin temsilcileriyiz. Hak aramak için buradayız, hakkımızı almak için buradayız, adalet için buradayız. Toplu Sözleşme Görüşmelerinde kamu işveren tarafı bize ne teklif etti? 2026 yılı için taban aylığa bin lira; ek olarak yüzde 10 6, 2027 yılı için yüzde 4 4. Soruyorum sizlere, bu oranlar mutfakta kaynayan tencerenin derdine derman olur mu? Çarşıda, pazarda, markette hızla artan fiyatlara karşı bir anlam ifade eder mi? Kiraların maaşları aştığı bir ülkede memura, emekliye nefes aldırır mı? Ebetteki hayır. Bu nedenle biz de bu teklife hayır diyoruz. Bu teklif ne memurun ne emeklinin sofrasına çare olur ne de yarasına merhem. Bu teklif, milyonların alın terini yok sayan bir tekliftir. O yüzden biz bu teklifi reddettik, bugün de meydanlarda yüksek sesle reddediyoruz.
“Harcamalar katmer katmer artarken, maaşlar dirhem dirhem bile artmıyor”
Ekonomik gerçekler ortada. Akaryakıta gelen zamlar, vergilerdeki ve cezalardaki artışlar, markette, pazarda uçan fiyatlar, zorunlu tüketim mallarındaki fahiş artışlar. Hepsi açıklanan enflasyonun çok üzerinde. Kiralar, memur maaşlarını ezip geçmiş durumda. Büyükşehirlerde ve kıyı bölgelerinde memur barınamıyor, görev yerleri boş kalıyor. Çünkü maaş ile kira yarışılamaz hale geldi. Daha dün öğrenci servislerine yüzde 30 zam yapıldı. Harcamalar katmer katmer artarken, maaşlar dirhem dirhem bile artmıyor. Bir gerçeğin altını özellikle çiziyoruz: Memur ve emekli maaşları bugün insanca yaşamaya yetmiyor. Maaşlar, her ay eriyor. Emeklilerimiz temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. İlave ek ödeme emekli maaşlarına yansıtılmazsa, bu mağduriyet önümüzdeki iki yılda daha da derinleşecek. Yoksulluk hem çalışanın hem de emeklinin kaçınılmaz kaderi haline gelecek. Kamuda aynı işi yapan, benzer eğitim düzeyine sahip ama farklı statüdeki çalışanlar arasında uçurumlar var. Getirilen bu teklif, bu adaletsizliği gidermiyor. Soruyoruz, bu mudur adalet? Bu mudur çalışma barışı? Biz adalet istiyoruz. Biz hakkaniyet istiyoruz. Biz; yangınlarla savaşan, hayatını tehlikeye atan ormancımızın, şehirlerimizin düzenini ve altyapısını ayakta tutan yerel hizmet emekçimizin, ülkemizin yollarını, köprülerini, tünellerini inşa eden imar ve ulaştırma çalışanımızın; barajlarımızı, fabrikalarımızı işleten, evlerimize ışık ve enerji taşıyan enerji personelimizin; toplumsal manevi değerlerimizi yaşatan diyanet görevlimizin, tarihimize, kültürümüze, sanatımıza sahip çıkan kültür ve sanat emekçimizin, tüm iletişimimizi sağlayan haberleşme çalışanlarımızın, kamu hizmetlerini yürüten büro personelimizin, sağlığımızı korumak için gece gündüz fedakârca çalışan sağlık personelimizin, geleceğimizi şekillendiren, yarınlarımızı inşa eden eğitim neferlerimizin kaygısız, huzurlu, güvenli bir çalışma hayatına kavuşmasını istiyoruz.
“Hizmet üretmiyor, üretimden gelen gücümüzü kullanıyoruz”
Biz, Türk ve Türkiye Yüzyılı misyonuna yakışan bir kamu düzeni istiyoruz. Bu yüzden 2026 yılı için yüzde 88,6, 2027 yılı için yüzde 45,2 oranında zam talebimizi masaya koyduk ama bize gelen, hayattan kopuk, enflasyon hedefine sıkışmış, masa başında hesaplanmış bir teklif oldu. Aile Yılı’ndayız. Peki aileyi destekleyecek tek bir düzenleme var mı? Reel artış istedik. Refah payı var mı? Geçmiş kayıplarımızın telafisini talep ettik. Telafi var mı? 3600 ek gösterge sözü verildi. Çözüm var mı? Vergide adalet dedik. Yük hafifledi mi? Emekliye iyileştirme istedik. Karşılık var mı? Bayram ikramiyesi dedik. Duyan var mı? Yardımcı hizmetlilerin sorunları çözülsün dedik. Gören var mı? Bugün ülke genelinde iş bırakma eylemindeyiz. Hizmet üretmiyor, üretimden gelen gücümüzü de haklarımızı da almak üzere ortaya koyuyoruz. Buradan memurlar iş bırakıyor diye işlem yapacağını ifade edenler çıkıyor. Bakın sadece memurlar değil yönetim kadroda bu toplu sözleşmeden faydalanacaklar. Hiç kimse iş bırakan Türkiye Kamu-Sen üyesine idari işlem tesis edemez. Tesis edenin de alnını karışlarım.
“Sosyal haklarda somut adımlar atılmalı”
Bizler; her gün canla başla, fedakârca görevini eksiksiz yerine getiren, memleketin dört bir yanında devletini onurla temsil eden kamu çalışanlarıyız. Ancak bu ülkenin yükünü sırtlayan memurlar, hak ettiği ücreti alamıyor. Emeğimizin karşılığını alamadığımız için buradayız, hakkımızı almak için buradayız. O halde buradan açık ve net söylüyoruz: Kamu işvereni, gerçekleşen enflasyonu, büyüme oranlarını, refah payını, artan yaşam maliyetlerini ve geçmiş kayıplarımızı dikkate alarak yeni, gerçekçi ve kabul edilebilir bir teklif getirmelidir. Bunu yapmazsanız, önümüzdeki iki yılda memur ve emekliler geçinme acziyetine düşecek, ülkemizin en nitelikli insan gücü çaresizlik içinde bırakılacaktır. Kira yardımı, eş-çocuk yardımı, ısınma, ulaşım ve yemek ücreti gibi sosyal haklarda somut adımlar atılmalıdır.
“Kazandığımız her hak hepimizin ortak zaferi olacaktır”
Maaşlar, hayali tahminlere göre değil; markette, pazarda, kirada yaşadığımız gerçeğe göre belirlenmelidir. Bize masa başı rakam değil, alın terimizin karşılığı olan rakam gerekiyor. Bu sadece memurun değil, tüm milletin mücadelesidir. Biz buradayız, hakkımızı almakta kararlıyız. Ülkemizin dört bir yanında, aldığımız karara uyarak memurun gücünü hatırlatan, hakkı ve alın teri için omuz omuza mücadelemize destek veren tüm kamu çalışanlarına; yaptığımız bu anlamlı eyleme sabır ve anlayış gösteren, bize yürekten destek olan vatandaşlarımıza en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Mücadelemiz memurun ortak mücadelesidir, kazandığımız her hak hepimizin ortak zaferi olacaktır.”
“Birilerine kepçeyle verirken memura da kaşıkla vermesinler”
Basın açıklamasının ardından, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendika başkanları Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kapısına dövizleri bıraktı.
Bir muhabirin “Toplu sözleşme Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yapılıyor. Siz neden Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde açıklama yapıyorsunuz” sorusunu Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Toplu sözleşme sürecini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yürütüyoruz netice itibarıyla ama mali hükümlerde söz sahibi olan Maliye Bakanlığı. Onun için buradan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e çağrı yapıyoruz: Bizim taleplerimiz öyle afaki talepler değil. Karşılanamayacak talepler değil. Dolayısıyla biz hakkımız olanı istiyoruz. Kamuda ücret adaletinin sağlanmasını talep ediyoruz… Birilerine kepçeyle verirken memura da kaşıkla vermesinler” şeklinde yanıtladı.
/anka/











