Adıyaman Newrozu’nda sunuculuk yapma teklifi geldiğinde, yüreğimde büyük bir heyecan filizlendi. Yaşanan o ağır deprem felaketinden sonra, yaralı halkımızın yanına gitmek ve onlara sarılmak benim için hem vicdani bir görev hem de bir vefa borcuydu. Yola çıkmadan önce tertip komitesinden Abdullah arkadaşla iletişime geçtim. Sahnede bana eşlik edecek olan Asmin arkadaşa iletmesi için program akışını ona gönderdim.
Kızıl Şafağın Yolculuğu
Sabah saat 05:30’da, henüz güneş doğmadan yola koyulduk. Araçta dört kişiydik: Ben, Baran, Kemal Pir ve Egid. Direksiyonda Egid vardı, Kemal önde, Baran ise arka koltukta yanımdaydı. Bu uzun yolculukta Zazaca “Derdo Derdo” şarkısı yoldaşımız oldu; akşama kadar o dilimizden düşmedi. Ramazan ayı olduğu ve kahvaltı yapmadığım için yolda sadece bir kahve içtik.
Yanımdaki arkadaşlar müzisyendi; Kemal Pir ve Egid müzisyen ruhlarıyla, Baran ise Kürt kültürüne bağlı kişiliğiyle dikkat çekiyordu. Baran keman, Egid tonmayster, Kemal ise def çalıyordu. Amaçları Adıyaman’daki Işık Berfin konserine yetişmekti. Yol boyunca beyaz çiçeklerle süslenmiş badem ağaçları birer gelin gibi süzülüyordu; fakat Adıyaman’a vardığımızda, depremin yarattığı o yıkım tablosu gözlerimde yeniden canlandı ve üzerimize derin bir hüzün çöktü.
Yağmur, Ateş ve Umut : Adıyaman Newrozumuz
Kutlama alanına vardığımızda, şehrin üzerinde sessiz, soğuk ve ağır bir hava hakimdi. Sadece betonun üzerinde yankılanan polis postallarının sesi ve kulaklarda çınlayan sabah rüzgarının fısıltısı duyuluyordu. Alan henüz boştu ama içimizde, Newroz ateşi herkesten önce yanmış gibi büyük bir heyecan vardı. Biliyorduk ki; bu gün sadece bir kutlama değil, her şeye karşı bir duruştu.
İlk Hazırlıklar ve Sıcak Dostluk
Komite üyeleri birer birer alana geldi. Bizi güler yüzle ilk selamlayan, DBP İl Eş Genel Başkanı Suzan Şan oldu. Suzan başkan, hiç solmayan enerjisiyle, her fırtınaya göğüs geren Kürt kadınının bir temsilcisi gibi bize güç veriyordu. Ardından DEM Parti İl Eş Başkanları sevgili Gönül Şahin ve Mehmet Bayır da bize katıldı.
Her birinin duruşu benim için ayrı bir anlam taşıyordu:
- Mehmet Bayır: Nemrut Dağı gibi vakur, onurlu ve heybetli. Oradaki varlığı alana güven veriyordu.
- Suzan Şan: Bahar gibi açan gülümsemesiyle herkese moral ve güç dağıtıyordu.
- Gönül Şahin: Bir kız kardeş edasındaki alçakgönüllülüğü ve yaklaşımıyla hepimiz için sıcak bir sığınak gibiydi.
Güvenlik gerekçesiyle, platform araması bitene kadar polis sadece dördümüzün orada kalmasını istedi. Kontroller bitip kapılar açıldığında, o soğuk alan artık halkın sıcaklığına hazırdı.
Gökyüzü Ağlıyordu Ama Kalbimiz Aydınlıktı
Kutlamalar tam başlamıştı ki gökyüzü üzerimize ağlamaya başladı; bardaktan boşalırcasına bir yağmur yağıyordu. Telefonlarımız durmadan çalıyordu. Diğer şehirlerdeki programların iptal edildiği haberlerini alıyorduk. Ancak birbirimizin yüzüne baktığımızda aynı kararlılığı gördük: Newrozumuzu kutlayacaktık! Yağmur bizim için bir engel değil, içimizdeki coşkunun en büyük şahidiydi. Yüzümüze çarpan her damla, sanki içimizdeki ateşi daha da gürleştiriyordu.
Sahne Arkası: Gençlik ve Tecrübenin Buluşması
Hazırlık sürecinde Asmin arkadaş da geldi. Asmin, yeni ve genç neslin temsilcisiydi. Gözlerinde saf bir heyecanın ışığı okunuyordu. Birlikte kısa bir prova yaptık. Benim yıllara dayanan sahne tecrübemle onun genç enerjisini birleştirdik. Elimizi omzuna koyup gözlerine derin derin baktım; orada olduğumuzu, birlikte olduğumuzu hissetmesini istedim.
Birlikte derin ve inançlı bir nefes aldık. Artık vakit gelmişti. Omuz omuza verdik ve bizi yağmurun altında çelik gibi bekleyen Adıyaman halkının huzuruna çıktık.
Coşku ve Siyaset: Özgür Yüreklerin Birliği
Mehmet Bayır’ın Newroz’un önemine dair konuşmasından sonra Newroz ateşinin yakılacağı anonsunu yaptık. Ateşin tutuşmasıyla birlikte alan zılgıtlar ve sloganlarla sarsıldı. Gençler, kutsal ateşin etrafında özgürlük halayına durdu.
Daha sonra DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat sahneye çıkarak halkı Kurmanci ve Zazaca selamladı. Konuşmasının sonunda ezan okunmaya başladı; inanca bir saygı gereği programı durdurdum ve bu davranış halk tarafından büyük bir samimiyetle karşılandı. Ardından Diyarbakır Milletvekili Halide Türkoğlu; Sırrı Süreyya Önder ve Salih Müslim’in mücadelelerine değinen etkileyici bir konuşma yaptı.
Sanat ve Dostluk Gecesi
Müzik bölümünde önce Mem Sîdar, ardından Işık Berfin Zazaca ezgileriyle alanı coşturdu. En son sanatçı Suavi’yi sahneye davet ettik. Suavi o onurlu duruşuyla şöyle dedi: “Eğer bir tek kişi bile kalsa, sanki milyonlar varmış gibi sanatımızı icra edeceğiz.” Kitabımı kendisine ithaf ettiğim değerli arkadaşım Rindê’nin selamını Suavi’ye ilettim; o da aynı içtenlikle karşılık verdi.
Rindê, o gün ruhu ve duygularıyla her an yanımdaydı, bana destek oldu. Programın sonunda gençlerin benimle fotoğraf çekilme isteği tüm yorgunluğumu aldı ve beni çok mutlu etti.
Direnen Adıyaman halkına ve bugünde emeği geçen her bir arkadaşa sonsuz teşekkürler.












