MSC sona erdi: Avrupa nefes aldı, İran nefesini tuttu

DünyaGündem
🔴MSC’ye Almanya Başbakanı Merz ve ABD Dışişleri Bakanı Rubio’nun konuşmaları damga vurdu. Transatlantik ilişkilerde görece bir rahatlama yaşanırken yine de ABD-Avrupa arasındaki kırılmadan dönüş olmayacağı belirtiliyor.

Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları ile dışişleri ve savunma bakanlarını bir araya getiren 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Pazar günü sona erdi.

Amerika Birleşik Devletleri Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçen yıl MSC açılışında yaptığı şoke edici konuşmanın ardından bu yılki Amerikalı konuğun konuşmasının Avrupa başkentlerine nefes aldırdığı yorumları yapılıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio Münih’te kürsüye çıktığında, “Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa birbirlerine bağlı. (…) Ulusların paylaşabileceği en derin bağlarla birbirimize bağlıyız. (…) Transatlantik dönemin sona erdiğini ilan eden manşetlerin atıldığı bir zamanda, şunun herkesçe bilinmesini istiyorum: Bu ne bizim hedefimiz ne de arzumuz… Biz her zaman Avrupa’nın bir çocuğu olacağız” ifadelerini kullandı.

14 Şubat Sevgililer Günü’nde yapılan bu konuşmayı salondaki bazı izleyiciler “aşk mektubu” olarak niteledi.

Geçen yıl ABD adına konuşan JD Vance, kürsüde geçirdiği süreyi demokrasi, göç ve ifade özgürlüğü konularında Avrupa’yı suçlamak için kullanmıştı.

ABD geri adım atmadı, ton yumuşattı

Washington’un görece ılımlı tutumu Avrupa başkentlerine nefes aldırmış olsa da, ABD, Rusya ve Çin’e olan bağımlılığı azaltma yönünde son bir yılda atılan adımlardan geri dönülmeyeceği Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin ortak vurgusuydu. Avrupalı diplomatlar, Rubio’nun konuşmasının Washington’un stratejik yöneliminde bir değişim anlamına gelmediğini, sadece tonu yumuşattığını düşünüyor. Öte yandan Rubio’nun konuşmasında, Avrupalılar için en ciddi güvenlik krizi olan Ukrayna işgaline değinmemesi ve iklim politikalarına yönelik eleştirisi dikkat çekti.

Ukrayna gündemine dair DW Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Dr. Tinatin Akhvlediani, halkın kaygılarının mevcut güvenlik durumu ile uyumlu olmadığını belirterek bunun bir sorun olduğunu savundu.

“Avrupalı liderler vatandaşlarına durumu anlatamıyor”

Centre for European Policy Studies (CEPS) araştırmacısı Akhvlediani, “Kamuoyu yoklamalarına baktığınızda, güvenliğin vatandaşların temel kaygısı olmadığını görüyorsunuz. Bu, Avrupa’daki durumu yansıtmıyor çünkü şu an meselemiz güvenlik. Ancak bu, vatandaşların doğrudan karşı karşıya olduğu bir şey olmadığından toplumsal hava askeri yatırımların artırılmasını desteklemiyor” dedi.

“Avrupa liderleri olup biteni vatandaşlarına aktarmakta gerçekten zorlanıyor” değerlendirmesinde bulunan Akhvlediani, “Hâlâ göç ya da sosyal refah gibi geleneksel kaygılar öne çıkıyor. Ne yazık ki bu, güvenlik meselesinin ve hibrit savaşın gerçeğini yansıtmıyor” şeklinde konuştu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Münih’te yaptığı konuşmada, en az iki aylık ateşkes sağlanması halinde ülkeyi seçime götürme sözü verdi. Zelenskiy konuşmasının devamında, “Eğer Rusya seçime gitmeyi kabul ederse biz de onlara saldırmamayı taahhüt ederiz” dedi. Ukrayna liderinin bu çıkışı salondan büyük alkış aldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Zelenskiy’nin görev süresi dolduğu için Kiev yönetiminin meşruiyetini sorguluyor. ABD Başkanı Donald Trump da “halk desteği olmadığını” iddia ettiği Zelenskiy’ye seçim kararı alması için baskı yapıyor. Ukrayna’da savaş koşullarında sandık kurulabilmesi için anayasada değişiklik yapılması gerekiyor. Çatışmaların durması da oylamanın güvenle gerçekleşebilmesi için kritik bir öneme sahip.

Wadephul: Geri dönüş yok

Cuma günü MSC’nin açılış konuşmasını yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz, sert ve karamsar olarak değerlendirilebilecek bir konuşma yaptı.

Bildik dünya düzeninin artık geride kaldığını vurgulayan Merz; sadece savunmada değil, yapay zekadan nadir toprak elementlerine her alanda ABD ve Çin’e olan bağımlılığın azaltılması gerektiğini vurguladı. Avrupa’nın “özgürlüğünün tehlikede olduğunu” savunan Merz, bunun görmezden gelinemeyeceğini ve adımların bu bilinçle atılması gerektiğini ifade etti.

Rubio’nun konuşmasını DW’ye değerlendiren Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Washington’un tonu ne olursa olsun tehditlerin yerinde durduğunu belirterek savunma yatırımlarından dönüş olmayacağını vurguladı.

ABD Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez ise, DW Türkçe’ye, “Bence önemli olan, meseleleri sadece Başkan Trump’a bir tepki olarak ele almanın ötesine geçip, Batı’da ve müttefikler arasında pek çoğumuzu tehdit eden sağ popülist ve otoriter bir yükselişe karşı koymak için genel politikalarımızı nasıl hizaladığımızdır” dedi. Ocasio-Cortez Trump’ın liderliğinden Avrupalıların “korkması” gerektiğini de ifade etti.

İran-ABD tansiyonu artıyor

Transatlantik ilişkilerde görece rahatlamaya karşın MSC, İran konusunda tansiyonun arttığı bir dönemde yapıldı. ABD Başkanı Donald Trump Cuma günü Washington’da gazetecilere yaptığı açıklamada rejim değişikliğinden yana olduğunu belirtti. Trump’a yakınlığıyla bilinen Senatör Lindsey Graham da Münih’te yaptığı açıklamada, en kısa sürede İran’a bir saldırıyı desteklediğini net bir şekilde dile getirdi. Hâlihazırda İran yakınlarında iki Amerikan uçak gemisi bulunuyor.

Konferansın ana gündemi olmamasına rağmen, etkinlik süresince İranlı muhaliflerin düzenlediği protestoların da etkisiyle İran başlığı, kulislerde en fazla kaygı yaratan konulardan biriydi.

 

/Kaynak: Deutsche Welle/

İlginizi Çekebilir

Trump: Gazze Barış Kurulu 19 Şubat’ta toplanacak
Özgür Özel’den çağrı: Bu günahkar Erdoğan’a dur deyin

Öne Çıkanlar