Transatlantik ilişkilerde ciddi bir bunalım yaşadığı dönemde, 15 Şubat Pazar gününe kadar 60’tan fazla devlet ve hükümet başkanı ile en az 100 savunma ve dışişleri bakanını bir araya getirecek Münih Güvenlik Konferansı başladı.
ABD Başkanı Trump’ın “yıkıcı” politikaları bu yılki etkinliğin temel gündemi. Geçen yıl, Trump’ın ikinci kez başkanlık koltuğuna oturmasından sadece günler sonra, Başkan Yardımcısı JD Vance’i “uzlaşı umuduyla” karşılayan Münih‘te bu kez karamsar bir hava hâkim.
Son MSC’den bu yana Trump; Grönland ve Kanada’yı işgal etmek istediğini söyledi, NATO’yu hedef aldı, ilave gümrük vergileri ile Avrupalı ortaklarını tehdit etti.
Konferansın başlamasından önce yayımlanan raporda bu gelişmelere dikkat çekilerek, Trump’ın “buldozer siyaseti” izlediği ve reform yerine yıkım istediği kaydedildi. Konferans Başkanı Wolfgang Ischinger’e göre, bugün transatlantik ilişkilerde “eşi benzeri görülmemiş bir güven krizi” yaşanıyor.
JD Vance yok, Trump’ın muhaliflerine davet
Böylesi bir ortamda ABD’yi Münih’te Dışişleri Bakanı Marco Rubio temsil edecek.
Münih’e ayrıca Trump yönetiminin önemli muhalifleri de davet edildi. ABD Kongresinin sol görüşlü üyesi Alexandria Ocasio-Cortez ve Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinden Kaliforniya Valisi Gavin Newsom bu isimler arasında.
Newsom, geçen ay Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu sırasında, Avrupalılardan Trump’a karşı “nezaketi bırakmalarını” ve “omurgalı” durmalarını istemişti.
Bu yıl Almanya Başbakanı olarak ilk kez konferansa katılan Friedrich Merz‘in Vali Newsom ile de bir araya gelmesi bekleniyor. Böylesi bir toplantının “Trump’ı kızdırıp kızdırmayacağına” yönelik soru üzerine Merz, “Kiminle konuşmak istediğime ben karar veririm, kararımı bu şekilde veririm” dedi.
Bakan Marco Rubio’ya “konuşma” uyarısı
Geçen yıl MSC’ye, JD Vance’in demokrasi, göç ve ifade özgürlüğü konularında Avrupa devletlerine yönelik sert suçlamaları damga vurmuştu. Konferans Başkanı Wolfgang Ischinger, bu yıl benzer bir olay yaşanmamasını umduğunu, Rubio’nun konuşmasında, “Amerikan dış politikası ile sınırlı kalmasını” beklediğini söyledi.
Rubio da Münih’e hareketi öncesinde “Avrupa bizim için önemli… ABD ve Avrupa her zaman birbirlerine derinden bağlıydı ve öyle olmaya devam edecek” sözleri ile pozitif bir mesaj gönderdi.
Bu arada Vance geçen yıl, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin MSC’ye davet edilmemesini de eleştirmişti. Bu yıl AfD’li temsilciler etkinliğe katılacaklar.
“Yıkım döneminde Türkiye NATO’ya yaklaştı”
Böylesi bir atmosferde Trump’ın politikalarının Türkiye’yi, AKP’li siyasetçilerin geçmişte yüksek sesle eleştirdiği NATO’ya ve Avrupa Birliğine (AB) yaklaştırdığı belirtiliyor. Konferansın başlamasından hemen önce DW Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan, ABD merkezli düşünce kuruluşu Brookings Institution’dan Aslı Aydıntaşbaş, Türkiye’nin yeni dönemde net bir şekilde Trump’ın yanında saf tuttuğunu ancak buna karşın bildik sistemin yıkılmasından endişe ettiği yorumunu yaptı.
Aydıntaşbaş, “Sistem yıkıldığında kimse altında kalmak istemiyor, Türkiye, kuralsız kaotik bir dünyanın kendisi için çok daha yıkıcı olabileceğinin farkında” diyor. Aydıntaşbaş’a göre, geçmişte NATO’yu sert şekilde eleştiren, Batılı kurumlara alternatif olarak Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS gibi oluşumları yücelten AKP hükümeti, yeni dönemde bu tutumundan geri adım atmış gibi görünüyor:
“(Ankara) NATO’nun yıkılma ve Avrupa’nın Türkiye’yi dışarıda bırakan bir güvenlik mimarisi oluşturma ihtimalinden tedirgin oluyor. (…) NATO’ya yönelik eleştiri dozunun azaldığını görüyoruz. NATO’nun yıpranmasını Türkiye kendi güvenliği için bir tehdit olarak görüyor. NATO dağılırsa Türkiye’nin nükleer şemsiyeye sahip olmaması gibi bir durum ortaya çıkacak.”
Türkiye kamuoyunda geçen yıllarda “estirilen S400 rüzgârına” karşın şimdi Rusya üretimi bu füzeleri iade etmenin yollarının arandığını kaydeden Aydıntaşbaş, “Yani şu anda Türkiye’de Şangay İşbirliği Örgütü ya da BRICS’e yönelik iştah azaldı. (Ankara) NATO’nun çökmesini kaldırabilecek durumda değil” diyor.
Bu yıl Hakan Fidan MSC’ye katılmadı
Münih’te Suriye konulu oturumda geçen yıl konuşmacı olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bu sene katılımı beklenmiyor. MSC’nin yayınladığı programa göre, Türkiye’den tek konuşmacı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek olacak. Şimşek’in Cumartesi günü düzenlenecek Suriye konulu panele katılacağı belirtildi. Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı (MİT) İbrahim Kalın da MSC’nin katılımcıları arasında. Muhalefeti ise CHP’den bir milletvekili temsil ediyor.
İran’da bu yılın başında yaşanan kanlı protestolar nedeniyle Tahran’dan temsilciler Münih’e davet edilmedi. 1979 devriminden bu yana sürgünde yaşayan İranlı muhalif figür Rıza Pehlevi ise etkinliğin konuşmacıları arasında yer alıyor. Öte yandan Cumartesi günü kentte, İran rejimine muhalif on binlerce kişinin katılacağı büyük bir protesto düzenlenmesi bekleniyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve Danimarka ile Grönland’dan liderler bu yıl öne çıkan diğer katılımcılar arasında.
Bazıları tarafından “silahlı Davos” olarak da adlandırılan MSC, her yıl Şubat ayında Münih’in merkezindeki lüks Bayerischer Hof Oteli’nde düzenleniyor. Etkinliği “küresel militaristlerin buluşması” olarak niteleyen pasifist gruplar, çevreciler ve insan hakları örgütleri etkinlik süresince kent genelinde protestolar gerçekleştiriyor.
/Deutsche Welle’den Muhammed Kafadar’ın haberi/










