Salih Müslim, Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden biriydi. Müslim’in ölümünü hemen duydum ve herkes gibi bende ölümünü düşündüm… Müslim’in ölümü de doğumu da aynı aydı. Masallarda vardır, iyi insanlar doğdukları ayda ya da günde ölürler; Müslim, Mart’ta doğmuş, Mart’ta ölmüştü… Bu konuda bir yazım da vardır: Hallac-ı Mansur doğduğu gün ölenlerdendir. Müslim, Urfa kökenlidir; Urfa’ya Rıha, Suruç’a Ordi/ ordu denilen zamanda tel örgüler ve mayınlarla ailesinin bir kısmı o tarafta kalmıştı… Akrabalarıyla ilişkileri her bayramda tel örgüleri aşmakla mümkündü…
Müslim’in siyasi hayatı erken başlar; 1950 doğumlu Kürtlerin hayatları birbirine benzer, hepsi Mele Mustafa’dan etkilenir, sonra Marksizm’le tanışır, ulus ve sınıf bilinci birlikte gelişir.
Müslim, 1970’te İstanbul’a gelir, İTÜ Kimya Mühendisliği bölümüne kayıt yaptırır. Bir yanda okula gider, diğer yandan siyasetle ilgilenir, arkadaşlıklarını geliştirir, bildiği diller sayesinde (Kürtçe, Türkçe, Arapça, İngilizce) tercümeler yapar, okul harçlığı için çalışır.
Okul bitince, Suriye’ye (1975) döner. Bir süre Şam’da mesleğini icra etmek ister ama çalışamaz. Kürt olması, iş bulmasına engeldir; Suudi’ye (1980) gider, petrol ve sanayi sektöründe çalışır, evlenir; bu evlilikten beş çocuğu olur. Sonra Suriye’ye döner, kendi işini kurar. Sektörlere, alanıyla ilgili işler yapar…
Bütün bunları yaparken Kürt meselesinden uzak durmaz; tanıdıkları vardır, onlarla konuşur, yayınları takip eder; 90’lı yıllarda, halk arasında fiilen çalışmalara katılır. Kürt hakları artık onun için hayatın vazgeçilmezidir; 1998’de, Suriye Kürdistan Demokrat Partisi’nin (SKDP) aktif üyelerinden biri olur. Bu partinin kurulucuları arasında Osman Sebri, Hamza Niweran gibi isimler vardır, 1956’da kurulmuştur… Parti’nin program ve tüzüğünü hazırlamak için Nurettin Zaza ve Celal Talabani bir araya gelmişlerdir… Daha sonra onlara Halep Gurubu katılır; bu gurup, Suriye Komünist Partisi’nden ayrılmıştır. Adı SKDP’dir, ama Osman Sebri için amaç, tekrar, içindeki ateş olan Xoybun’u canlandırmaktır. Parti Cezire, Kobani, Afrin için Kürtlere statüyü savunur ama ezilen diğer halklara destek olacağının teminatını verir… Bu temelde Kürtçe, Denge Kurd; Arapça, Dimuqrat adlı iki dergi çıkartılar. Partinin lider kadrosu, 61’de tutuklanır… Partinin sağ kanadı, sol kanadı gelişir. Osman Sebri, ölünceye kadar hep sosyalist kaldığını söyler.
Parti’nin sağ- sol ayrışması günümüze kadar devam eder. Zamanla, sosyalist kanat gelişir. Salih Müslim, 1998’den 2003’e kadar burada kalır, çalışır; 2003’te, Demokratik Birlik Partisi (PYD) içinde yer alır, kuruculardan biri olur. Müslim, Asya Abdullah’la birlikte 2010- 2017 yılları arasında PYD’nin eş başkanı olur; 2020’de, 9’uncu kongrede tekrar eş başkan seçilir. Parti, Öcalan’ın “demokratik uygarlık, demokratik toplum” teorisini benimser.
Müslim, Suriye Savaşı boyunca Rojava’nın ulusal/ uluslar arası yüzlerinden biri olur. Parti başkanı olmadığı zamanlarda bile parti başkanından daha fazla çalışır. Rojava’nın sesi olur. Dünyanın dört bir yanına Rojava’yı duyurur… En zor zamanında bile acısını kalbine gömer; oğlu, Kobani Savunması’nda ölünce, saygı duruşunda gözyaşlarına boğulur ama kımıldamaz.

…
Salih Müslim, önemli bir Kürt diplomatıdır. Yakından izleyenler bilir, onda diplomasi yalnızca bir uygulama ya da araç değildir; etik, politik, insani ve ontolojik bir derinliktir; ulusal çıkarlarla, evrensel ahlak arasında sürekli bir denge kurmuştur; barışı ve kardeşliği her fırsatta dile getirmiştir.
Devletler anarşik ortamlarda yaşar, hayatta kalmak ve güç maksimizasyonu büyük değerdir ve diplomasilerini de bunun üstüne kurarlar. Tek amaçları vardır: Ulusal çıkar ve bu çıkarları içinde her yolu meşru görürler… Ahlaki kaygıları ikinci plandadır, gizli anlaşmalar, aldatma ve ihanet hamuruyla siyasetlerini sürdürürler. İnandıkları tek bir şey vardır, devletleri dostluk ya da ahlak için değil, çıkarları içindir.
Müslim, Rojava için, uluslararası hukuk talep etti, barış teorisini dile getirdi, diplomasiyle barışın mümkün olabileceğini söyledi, ilişkilerinin tümünde barış esastı: Kürtlerin çıkarları değil, Kürtlerin birlikte yaşadığı halkların ortak değerlerinden söz etti hep; Dürzi, Ermeni, Süryani, Nusayri ve Arap halkının birlikte yaşayabileceğinin kavgasını verdi; insan haklarını öne çıkarttı, serbest ticareti geliştirmek istedi. Merkezci, erkek egemen ve sömürgeci bir dil kullanmadı…
Kürt diplomasisi büyük oranda hümanisttir, çıkar yoktur, insan onuru ve insan güvenliği her şeyin üstündedir. Müslim, bunun güzel örneklerini verdi; güç ilişkilerinin gizli, yeniden üretiminden uzak durdu, buradan; yerelde, kişisel çıkarlar; genelde, medeniyetler hiyerarşisi doğardı.
İnsan ve insani diplomasi Ortadoğu’ya Rojava ile girdi dense yeridir. Soykırımları önleme, korucu sorumluluk, iklim adaleti, kadın ve çocuk hakları, mülteci sorunu vs…
Bu temelde Müslim, iç savaş boyunca diplomatik temaslarda bulundu. Temaslar genellikle Suriye’deki siyasi çözüm süreci, IŞİD’e karşı mücadele Kürt siyasetinin uluslararası alanda anlatılmasıydı. Bunlardan ilki Mikhail Bogdanov (2015) ve Antony Blinken’le (2016) idi. Müslim, Birleşmiş Milletler öncülüğünde düzenlenen Suriye barış görüşmeleri sırasında da çeşitli temaslarda bulundu. Cenevre’de yapılan görüşmeler sürecinde diplomatik çevrelerle bir araya gelerek Kürtlerin siyasi statüsü ve gelecekteki yönetim modeli hakkında görüşlerini dile getirdi. Bunların yanında Avrupa’daki konferanslara katılarak politikalarını anlattı. Bu görüşmelerin amacı Rojava’nın yönetim yapısının uluslararası alanda tanınmasını sağlamaktı.
Müslim’in diplomasisi çok kutupluydu. Bunun nedeni Kürtlerin çok muhataplı olmasıydı. ABD, Rusya, Fransa, Almanya, İngiltere ve Türkiye ilk akla gelenlerdi. Sürekli dile getirdiği tek bir şey vardı: “Siyasetin yolu açılsın.”
Suriye için savunduğu, var olan tam-merkeziyetçiliğin karşıtı olan ademi merkeziyetçilikti.
Müslim, 2013- 2015 yılları arasında Türkiye’de karşılık bulan bir diplomattı… Ankara’da temsilcilik açma ilk o zaman gündeme geldi; Ahmet Davutoğlu, herkes hatırlar, bu fikre sıcak baktı. Ancak, bir süre sonra süreç koptu, Türkiye, Müslim’i kırmızı bültenle aramaya başladı, başına da on milyon ödül koydu; Çekya’da (2018) Türkiye’nin talebiyle gözaltına alındı ama Müslim’in batıda bir karşılığı vardı, hala muhataptı.
Esad dönemi bitince Şam’la görüşmeler de yine vardı. Türkiye, bu görüşmelere tepki verdi ama Müslim, “Süreç için umutluyuz, ilişkiler eskisinden iyi olabilir” dedi. İyi niyetini hiçbir zaman kaybetmedi…. Son açıklamalarından biri şuydu: “Suriye’nin bölünmesini istemiyoruz ama merkeziyetçi diktaya da dönmeyiz…”











