1988 yılında gerçekleşen Halepçe Katliamı’ndan kaçan ve Muş’taki kamplarda 4 yıl boyunca yaşayan Kürtlerden geriye mezarları kaldı. Sahipsiz kalmış mezarlara şimdi Muş halkı sahiplik ediyor…
Irak’ın devrik diktatörü Saddam’ım emriyle 16 Mart 1988’de Halepçe kimyasal silahlarla bombalandı. Katliamda çoğu çocuk ve kadın 5 bin Kürt öldü, on bine yakın Kürt’te yaralandı. Saddam’ın kimyasal katliamlarından kaçan yüzbinlerce Güney Kürdistanlı kzuey sınırlarını geçerek Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı.
Güneyli Kürtler Yüksekova, Kızıltepe , Diyarbakır ve Muş’ta oluşturulan, etrafı tel örgülerle çevrili kamplarda yıllarca yaşamak zorunda kaldılar.
Bu kamplardan biri de Mûş-Erzurum yolu üzerinde bulunan ve “Köykent” projesi kapsamında kurulan kamptı.
MEZARLIKLARI KALDI
Buradaki alan 1988 yılında Halepçe Katliamı’ndan kurtulan Güney Kürdistanlıların 4 yıl boyunca yaşayacağı çevresi tel örgüyle çevrili kamplara dönüştürüldü. Binlerce yurttaşa ev sahipliği yapan Muşlular ise, ailelerin gelişi ardından kent genelinde seferberlik ilan etti. Ailelere, yiyecek ve giyecek tedarik eden Muş halkı, çok uzun yıllar katliam mağdurlarıyla dayanıştı ve iç içe yaşadı.
1. Körfez Savaşı sonrası Saddam orduların geri çekilmesi sonucu Kürtler 1992 yılında bu kampları terk ettiler ve köylerine, şehirlerine geri döndüler. Onlarda geriye ise sadece mezarlıkları kaldı.
HALK SEFERBER OLDU
Mezarlıklar, çevre köylerde bulunan Kanireş, Kijan ve Kişiltax köyleri sakinleri tarafından korunsa da bugün kimsesizler mezarlığını anımsatıyor. Aralarında Halepçe’de kurtulduktan sonra kimyasalın ve farklı iklim koşullarının yarattığı rahatsızlıklar sebebiyle yaşamını yitirenlerin de bulunduğu mezarlık, bugün kurumuş otlarla çevrili.
Girişinde Kürtçe’nin Soranî lehçesiyle yazılı mezarlığı sık sık ziyaret ederek korumaya çalışan Kişiltax köylülerinden Muhsin Yiğit, katliam mağduru Kürt halkının geleceğini duyduklarında seferberlik ilan ederek evlerinde bulduklarını “köykent” alanına taşıdıklarını söyledi. Yiğit, “Burada tek katlı evler vardı. O zaman tel örgüyle kaplıydı bu alanlar. Özgürce buradan çıkıp gezemiyorlardı. Sonra Mûş halkı bir arada çalışarak onlara bakmaya başladı. Onlar da burada bir süre geçirdikten sonra çıkıp çalışmaya başladılar. Köylere dağıldılar, işçilik yaptılar. Kimseye muhtaç olmadan gittikleri güne kadar çalışarak geçimlerini sağladılar” diye konuştu.
KİMYASALIN ETKİSİ DEVAM ETTİ
Gelenlerin uzun süre kimyasal silahların etkisinde kaldıklarını ifade eden Yiğit, “Pek çok insan bir süre sonra bu kimyasal sebebiyle yaşamlarını yitirdi. Biz kendimiz de gördük. Belli bir süre devam etti. Onlardan yaşamını yitirenler var bu mezarlıkta. Bazıları da yoksulluktan ve buradaki şartlardan dolayı yaşamını yitirdi. Aralarında yaşlı olanlar da vardı. Hepsini buraya defnettik. Çok zulüm gördüler” diye belirtti.
‘MÛŞ HALKINI ÖMRÜMÜZCE UNUTMAYACAĞIZ’
Federe Kürdistan Bölgesi’nin Duhok kentinde yaşarken Saddam Huseyin’in kimyasal saldırılarından kaçarak Mûş’taki kamplarda yaşam mücadelesi veren isimlerden Hesen Muhammed Kawa, 1992 yılına kadar burada yaşadıklarını kaydetti. 1992 yılında Duhok’a geri döndüklerini ifade eden Kawa, Mûş’ta yaşadıklarını ise şöyle anlattı: “Mûş’un durumunu bilmiyorduk. Oranın kışı nasıl geçiyor bilmiyorduk. Ancak Mûş halkının tamamı bizim için seferber oldu. Ömrümüz boyunca Mûş halkını unutmayacağız. En son 4 yıl önce buraya gelip bazı mezarlıkları yaptık. Ben Mûş’ta evlendim. Çocuklarımın bir kısmı burada evlendi. 2 yıl önce de buraya geldim. Ancak kar yağışı sebebiyle mezarlıklara uğrayamadım. Bize kimyasal attılar. Düşman uçakları biz kaçarken üstümüze helikopterle kimyasal attılar. Onlardan kaçtık. Burada bir kısım yakınımızı, soğuktan kaybettik. Mûş halkı bugün mezarlıklarımıza bizim yerimize bakıyor. Evet, mezarlıklar biraz bakıma muhtaç. Duvarlarının bir kısmı çöktü. Yapmak istedik ama yapamadık.”
/Mezopotamya Ajansı- Ceylan Şahinli/











