Öcalan: Yasal ve hukuki düzenlemeler zaman kaybetmeksizin bir an önce yapılmalı

GündemPolitika
🔴 DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, bugün yapılan İmralı ziyaretinde Abdullah Öcalan’ın sürecin oyalayıcı ve geciktirici bir hal aldığını söylediğini belirtti.
 
Hatimoğulları, ”Meclis Komisyonu’nun ziyaret gerçekleştirmesi durumunda Abdullah Öcalan’ın demokratik müzakere sürecini başlatacağını” dile getirdi.

JIN TV’de yayınlanan özel programa katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Nezahat Doğan’ın sorularını yanıtladı.

 Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Hatimoğulları ile yapılan röportaj’da İmralı görüşmesiyle ilgili bölüm şöyle:

 Bugün DEM Parti İmralı Heyeti adaya bir görüşme yaptı. Bu görüşmeden detaylar neler oldu?

 Öncelikle Sayın Öcalan’ın dışarıda olan herkese çok selam ve sevgileri var. Gayet iyi ve morali oldukça yüksek. Tabii süreç konuşulmuş ve değerlendirilmiş. Şimdi 1 Ekim’den bu yana tam bir sene geçti. Bu bir sene boyunca neler yapıldı, neler yapılmadı, bunlar değerlendirilmiş. Şunu söylemeliyim: Sayın Öcalan bu sürece dair gereklilikler büyük bir ciddiyetle yerine getirilmelidir, bunun altını özel olarak çizmiş.

Aslında birçok görüşmede ısrarla herkesi bir ciddiyete davet etme hali var. Neden bu ciddiyete davet etme hali oluyor? Komisyon biliyorsunuz bir süredir dinlemeler yapıyor. Biz bu dinlemelere kesinlikle çok değer veriyoruz, çok önem atfediyoruz. Ancak yeterli değil. Biz bu dinlemelerin Meclise bağlı bir alt komisyon tarafından devam etmesini önerdik. Bunların hepsi tarihi belgeler, hafıza ve aynı zamanda yüzleşme; aynı zamanda barışın toplumsallaşmasına çok büyük katkı sağlayacak bir rıza oluşuyor.

ÖCALAN GEÇ KALDIĞINI DÜŞÜNÜYOR

Bu bakımdan çok kıymetli ama yine bu süreçte altını çizdiğimiz en temel noktalardan biri yasal ve hukuki düzenlemelere bir an önce başlanmasıdır. Bize göre çok geç kalındı. Sayın Öcalan da öyle görüyor ve zaten bugünkü görüşmede bunun altını özellikle çizmiş. Zaman kaybetmeden bu sürecin artık bir siyasi zeminde daha güçlü konuşulması, yasal ve hukuki düzenlemelerde de zaman kaybetmeksizin bir an önce o çalışmalara girilmesi gerektiğini vurgulamış.

 Siyasi zeminde güçlü konuşulması derken neyi ifade ediyor? Çözümün siyasi zeminde güçlü konuşulmasını kastediyor. Şunu ifade ediyor: Komisyonun oluşup dinlemesi yeterli olmaz. Aynı zamanda komisyonun en temel görevlerinden bir tanesi de yasama faaliyetidir. Dolayısıyla Sayın Öcalan bu görüşmede parlamentoyu bilhassa bu görevi icra etmek üzere bir an önce görevini yerine getirmesi, bu sorumluluğun hayata geçmesinin ne kadar tarihsel bir öneme sahip olduğunun altını özel olarak çizdi.

SOMUT ADIMLAR İÇİN GÖRÜŞMELER BAŞLAYACAK  

Ve tabii yine bu görüşmelerde açığa çıkan noktalardan biri bu adımların karşılıklı atılmasıdır. Yani somut adımların karşılıklı atılması için heyetler daha yoğun bir görüşmenin içine girecekler. Bu önemli bir gelişme. Sonuçta bu süreç taraflar arasındaki görüşmelerle ilerlemektedir. Ve bazı adımlar karşılıklı atılmalı diye hep ifade ettik. Bugüne kadar en somut adımı bir taraf attı. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan bir çağrı gerçekleştirdi. Akabinde PKK kongresini topladı ve fesih kararı aldı ve daha sonra 11 Temmuz’da Süleymaniye’de silah yakma töreni gerçekleşti. Bir barış grubu, 30 kişilik bir barış grubu ve içinde PKK’nin eş başkanının bulunduğu bir silah yakma töreni gerçekleşti. Bütün bunlar atılmış çok somut adımlardır. Bu somut adımlara karşılık elbette bizim en büyük beklentimiz Türkiye’deki demokratik siyaset olarak da yasal düzenlemelerin yapılmasıdır. Yani silah bırakan PKK ile ilgili bir yasal düzenleme. O yüzden buna biz “özel düzenleme” diyoruz.

ÖCALAN DEMOKRATİK MÜZAERE SÜRECİ BAŞLATMAK İSTİYOR

Meclis Komisyonu’nun adaya gitmesi yine gündeme gelen konulardan biri. Sayın Öcalan elbette komisyonun buraya gelmesi halinde “ben kendileriyle bir demokratik müzakere yürüteceğim” diyor. Ve aynı zamanda bütün kesimlerle, sadece komisyon değil, kendisi birçok kesimle görüşmek istiyor ve onlarla bir demokratik müzakere sürecini başlatmak istiyor. 

Bu demokratik müzakere sürecini kendisi talep ediyor ve başlatmak istediğini belirtiyor. Yasal konular büyük bir ciddiyetle ele alınmalı. Oyalanmadan vazgeçilmeli. O, süreci bir oyalama ve sürünceme hali olarak görüyor. Bunların bir an önce bitmesi lazım. Sayın Öcalan bütün bunları tabii ki ifade etti ve aynı zamanda özellikle komisyonda annelerin Kürtçe konuşturulmaması nedeniyle son derece üzgün olduğunu ve tepkili olduğunu ifade etmiş. Bu amaç için kurulmuş bir komisyonun anneleri Kürtçe konuşturmamasının kabul edilebilir bir şey olmadığını da kendisi ifade etmiş.

 Şunu da sormak istiyorum, bu görüşmenin ardından ve tüm bu tartışma başlıklarına baktığımızda heyet trafiği artacak dediniz, komisyonun İmralı’ya gidip görüşme gerçekleştirmesinde bir hızlanma olabilir mi?

 Komisyon bir an önce İmralı’ya gitmeli. Bizim yaklaşımımız çok açık. Sayın Öcalan sadece baş müzakereci değil, aynı zamanda bu sürecin baş aktörü. Dolayısıyla biz umut hakkı derken, 25 sene cezaevinde kalmış bütün insanları kapsayan bir hak olduğunu söylüyoruz. Umut hakkı ya da Sayın Öcalan’ın özgür yaşayıp özgür çalışabileceği koşulların oluşması demek bu sürecin ilerletilmesi için baş aktör olarak kendi görevlerini yapması, bu emeği sarf edebilmesi, bu çabayı daha güçlü ve etkili kullanabilmesi için çok önemli. Bu bakımdan biz çok acil bir biçimde umut hakkının gündeme gelmesi, Sayın Öcalan’ın koşullarının çok daha hızlı bir şekilde ivedilikle düzenlenmesi, komisyonun da bütün bunlardan önce en ivedi, en hızlı şekilde adaya gitmesi ve bu görüşmeyi gerçekleştirmesi gerekliliğinin üzerinde duruyoruz. Özgürlükler yasası derken toplumun özgürleşmesi üzerinden de kendisinin özgür olabileceğini ifade ediyor.

*Hızlı atılacak adımlar derken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan artık İmralı kapılarının da sadece heyetin sınırlı gidip gelmesi koşulunda değil daha geniş ölçekli bir zaman diliminde görüşmelerin yapılmasından bahsediyor, öyle mi? Komisyon hızlı adım atacak mı?

Aynen öyle. Elbette kendisi de bazı görüşmeler yürütüyor, adada devletle görüşmelerini sürdürüyor ve kendisinin bu konudaki yaklaşımı ve söylemleri, talepleri çok net. Yani biraz önce saydığım hukuki ve yasal düzenlemeler yapılmalı. Oyalama olmamalı. Hatta bir önceki görüşmesinde “Biz Muaviye oyunlarını iyi biliriz. Muaviye oyunlarına karşı bir direniş de sergileriz” diyor. Biz Hüseyni direniş diye tarif ediyoruz. Yani Muaviye’ye karşı bir Hüseyni direnişle durulur. Dolayısıyla gerçekten kendisinin ısrarla üstünde durduğu konu: ciddiyet, aciliyet, görevler. Görevler belli. Yani yapılması gereken adımlar nedir; biraz önce konuştuğumuz yasal düzenlemeler. Özgürlük yasalarının çıkması, demokratikleşme yasalarının çıkması. Mesela deniyor ki entegrasyon. Bunu Suriye için daha çok tartışıyorlar, Rojava için.

NE DEDİĞİ ÇOK NET

 Şimdi demokratik entegrasyon demek demokratik yasalar çıkacak, o demokratik yasalar çerçevesinde bir entegrasyon demektir. Mevcuda şu an Suriye üzerinden söylersek mesela entegre olmak o kadar eklektik durur ki yani olmaz böyle bir şey. Ne neye entegre olacak o bile belli değil. Mekanizma nedir, hangi mekanizmaya entegre olunacak mesela Suriye için özellikle söylüyorum. Türkiye için de Sayın Öcalan ısrarla barış, barış, demokratik toplum ve demokratik entegrasyondan bahsediyor. Demokratik entegrasyonun tanımı çok net. Bu söylenirken ne denmek istendiği net. Sonuçta demokratik yasalar çıkacak, özgürlük yasaları çıkacak. Cezaevlerinde hasta mahpuslardan tutalım da infazı yakılanlara kadar aslında bunlar yasal düzenleme istemeyen adımlar. Bunların hayata geçmesi lazım. Mesela AİHM kararları var. 8 Ekim’de AİHM kararlarıyla ilgili itirazın son günü 8 Ekim.

DEMOKRATİK MÜZAKERE SÜRECİNE HIZ VERELİM  

Şöyle toparlayacak olursak bu süreç sürüncemede bırakılmamalı. Evet. Herkes net olmalı. Herkesten kastım, zaten bir taraf gerçekten önemli adımlar atmıştır. Şu anda adım atmak devletin, iktidarın inisiyatifinde. Bu adımların atılması için de mevcut olan komisyonun artık hangi yasal düzenlemeler yapılacaksa onunla ilgili taslak önerileri hazırlamalı ve ihtisas komisyonuna bir an önce göndermeli. 1 Ekim’de Meclis açılması ile birlikte zaten artık aktif olarak bütün ihtisas komisyonları toplanacak. Bir an önce bu konuları ilk konular olarak ele alıp yasal düzenlemeler yapılmalı. Umut hakkı, bununla beraber TCK, TMK tartışmaları, yerel yönetimler yasası, kayyum yasası lağvedilmeli. Bütün bunlar için net olmak lazım. İvedi davranmak lazım. Hem Ortadoğu’daki gelişmeler, dünyadaki gelişmeler, Türkiye’deki gelişmeler bizim oyalanmamıza müsaade etmeyen koşullarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla oyalanmayalım. Bir an önce bu yasal düzenlemeleri yapalım ve somut adımlar atalım. Bizim şu dönemde altını ısrarla çizeceğimiz nokta budur. Demokratik müzakere sürecine hep beraber hız verelim.”

İlginizi Çekebilir

Narin Güran cinayeti davasında 15 kişiye verilen hüküm bozuldu
Özgür Özel: AK Parti’nin sizden aldığı ne varsa onları size iade etmek boynumuzun borcudur

Öne Çıkanlar