Oktay Candemir: 10 Gün…

Genel

Rahmetli Çetin Altan, zor zamanlarda şöyle derdi: “Enseyi karartmayın ama yanınıza el feneri almayı unutmayın…”

Esenyurt’a kayyum atanmasıyla başlayan süreç, İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla devam etti ve nihayetinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yumruklu bir saldırı gerçekleşti. Tüm bunlardan anlıyoruz ki, CHP’ye yönelik taammüden bir saldırı söz konusu.

Mayıs ayının ilk 10 günü oldukça zor geçti. Sırrı Süreyya Önder’in vefatı, hemen ardından Özel’e atılan yumruk hepimizi derinden sarstı. 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak isteyen emekçilere polisin müdahalesi, karamsar olanlara karşı iyimser konuşan kesimleri bir kez daha mahcup etti. Yüzlerce insan yürüdü, ama ne mümkün! Polis bariyerleri ve yaşanan müdahalenin ardından 384 kişi gözaltına alındı; çünkü belli ki Taksim’e adım atmak, bu ülkede hâlâ “devletin kırmızı çizgisi”…

Taksim Meydanı neden kırmızı çizgi, neden devlet için bu kadar önem arz ediyor? Bunun sırrı yıllardır çözülemedi. Oysa 2010 yılında Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ın kutlanmasına izin verilmiş ve olumsuz bir durum yaşanmamıştı.

Ekrem İmamoğlu’nun çevresine yönelik operasyonlar sürüyor. Belli ki İmamoğlu’na yöneltilen suçlamalar kamuoyunu tatmin etmemiş olmalı ki, aleyhte delil yaratmaya çalışıyorlar.

Taksim’deki bariyerler, İmamoğlu’nun kelepçeleri, muhalefetin susturulma çabaları… İktidar, “Herkes sussun, biz konuşalım!” derken, toplumun nabzı başka atıyor. Sokaklarda pankartlar, sosyal medyada isyanlar, kahvehanelerde fısıltılar…

Bunca teşkalenin içinde tek iyi haber Kürtlerden geldi. Kürt tarafı, Türkiye’nin demokratikleşmesi için tarihi bir adım attı ve bunu kısa sürede açıklayacaklarını duyurdu.

Mayıs’ın ilk 10 gününün tortusu bu: Bir yanda yasaklar, kelepçeler, bariyerler; diğer yanda susmayan bir vicdan. Çetin Altan’ın o meşhur sözünü hatırlayalım: “Enseyi karartmayın.” Ama ekleyelim: “Zaten elektrikler kesik!” Memleketin ışıkları sönük, ama mumlar hâlâ yanıyor. Tarih şunu iyi biliyor: Bu halk karanlığa razı olmaz; ya mum yakar ya şafak söker.

Van’da 10 Gün

Van’a gelirsek, ensede karartılacak yer kalmadı. Vanlıların ensesinde boza pişiriyorlar. Günde birkaç defa elektrik kesintisi yaşanıyor.

Doğru düzgün uçak seferlerinin bile yapılamadığı büyük köyümüz Van’da, Mayıs’ın ilk 10 gününde bakın neler olmuş:

• Van Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen toplantılara AKP Van İl Başkanı Abdulahat Arvas başkanlık ediyor. Tüm konuşmaları da o yapıyor. Son olarak Çatak ve Bahçesaray’da yapılan muhtarlar toplantısına VBB Genel Sekreteri Ulaş Akhan’ın yanı sıra VASKİ Genel Müdürlüğü İlçe Hizmetleri Daire Başkanı Bahattin Önder, Karayolları, DSİ, İl Tarım Müdürlüğü ve VEDAŞ gibi kurumların temsilcileri katıldı. Kim eksik derseniz, Garnizon Komutanı yok. Onu da çağırsınlar, olsun bitsin. Parti devleti dediğimiz durum tam da budur.

Arvas, kayyum atanan belediyeden elde edilen halkın imkânlarını ve devletin bürokrasisini arkasına alarak ilçe ilçe gezerek partisinin propagandasını yapıyor. Normal şartlarda bu duruma itiraz etmesi gereken Van Valisi ve kayyumu ise bu durumu resmi hesaplarından paylaşarak Arvas’a destek oluyor.

• Vanspor’un yükselişi sürüyor. Adım adım birinci lige doğru ilerleyen Vanspor’un yükselişi, Amedspor’un yarattığı etki ve Kürt sorununda gelinen durumdan bağımsız değil. Bu sürecin ardından Kürt takımlarının üst düzey liglerde mücadele etmesinin yolu tamamen açılacak.

• CHP, Van’da miting düzenledi. Son bir haftadır Van’da tüm bilboardlara Özel ve İmamoğlu’nun fotoğraflarıyla Vanlılar mitinge davet edildi.

Özel, konuşmasında “Selahattin Demirtaş ve Ümit Özdağ siyasi tutukludur, serbest bırakılmalıdır” dedi. Özel’in Demirtaş gibi bir ismi, ırkçı görüşleriyle tanınan Özdağ ile aynı cümlede kullanması Van’da eleştirilerin odağı oldu.

İlginizi Çekebilir

İspanya’da boğa güreşinin yasaklanması için eylem
Merz: Rusya’nın müzakerelere istekli olması iyi ama yeterli değil

Öne Çıkanlar