Kürdistan’da yüzyıllardır değişmeyen bir gelenektir bu. Karlar eriyince sürülerini alır, dağlara doğru yürürler. Ama bazen, o göçten geriye sadece bir mezar ve bir de bilinmeyen isim kalır.
1984’ten sonra devletin “güvenlik gerekçesiyle” uyguladığı yayla yasaklarına rağmen Koçerler bu geleneklerinden vazgeçmedi. Çünkü onlar için yaylalar sadece geçim kaynağı değil, bir kültür ve gelenektir. Doğaya bağlılıkları, yaşam biçimlerinin özüdür…
2023 yazında, Batman’dan bir Koçer ailesi Van’a gelir. Muradiye’nin yükseklerinde çadırlarını kurarlar. Her şey yolunda gider, ta ki küçük kızları aniden hastalanana kadar… Ateşler içinde kıvranan kızlarını hastaneye götürmek istediler, ama hastaneye yetişene kadar küçük kız çoktan hayatını kaybetmişti.
Aile biraz toprak kazdı, birkaç taş dizdi. Adını bile yazamadılar. Bir dua okundu, çadır toplandı ve yola devam ettiler.
İki yıl sonra bir köylü bu küçük tümseğe rastladı. Başında birkaç taş, rüzgârın savurduğu bir bez parçası… Sordular çobanlara: “Bu mezar kimin?” Çoban cevapladı: “Geçen yıl yaylada ölen bir Koçer kızının.” “Ben bir hayır işledim, ismimin bilinmesini istemem” diyen o köylü birkaç hafta sonra geri döndü.
Yanında küçük bir mermer taşı ve mezarı çevreleyen demir bir beşik getirdi.
Mezarın başına koydu ve üzerine iki kelime yazdı: “Koçer Kızı.”
Sosyolog Dr. İsmail Beşikçi, Koçerler için der ki: “Toprak onlara mezar olur ama yurt olmaz. Çünkü onların yurdu gökyüzüdür.”
Bugün hâlâ Van, Siirt, Tatvan ve Bingöl yaylalarında yüzlerce Koçer ailesi yaşıyor. Ama sağlık, eğitim ve barınma koşulları hâlâ büyük sorun; kendi imkânlarıyla yaşam mücadelesi veriyorlar. Muradiye dağlarındaki o küçük mezar hâlâ yerinde. Ve taşın üstündeki iki kelime, hem bir çocuğun hem bir kültürün hikâyesini anlatıyor.
Biz kültürel çeşitlilikle övünmeyi severiz. Ama o çeşitliliğin bir parçası, bir dağ yamacında isimsiz bir mezarda yatıyor.
Övündüğümüz farklılıklarımıza sahip çıkamıyoruz. Asıl haber her zaman büyük politikaların, savaşların değil… Çoğu zaman küçük bir insanın hikâyesidir. Orada yazan iki kelimedir.
O iki kelime hâlâ her şeyi anlatıyor: Koçer Kızı.










