DEM Partili belediyeler, kayyum döneminin getirdiği tahribatlarla mücadele ediyor. Seçimden birkaç gün önce yüzlerce kişiyi işe alan kayyumlar, bununla yetinmeyerek yüklü miktarda kredi çekerek seçimleri kazanması muhtemel DEM Partili belediye dönemine adeta ipotek koydu.
Oktay Candemir Serhat News’e yazdı:
Geçtiğimiz yıl birçok belediyeye kayyum atandı ancak Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 Meclis konuşmasıyla beraber gelişen diyalog ve çözüm görüşmelerinin ardından kayyum politikası rafa kaldırıldı. Kayyum atanmayan DEM Partili belediyeler ise bir yandan hizmet üretirken, bir yandan da kayyum döneminden kalan borçlarla mücadele ediyor.
Kayyum politikasının en büyük mağdurlarından biri de Van/İpekyolu Belediyesi…
Kayyumlar, giderayak belediyeleri adeta “kara cuma” indirimi gibi yağmalayıp gitti. İpekyolu Belediyesini 1 milyar 123 milyon TL borçla teslim eden kayyumlar, öyle bir talan yapmışlar ki belediye eşbaşkanının koltuğuna dahi haciz geliyor.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde göreve gelen DEM Partili İpekyolu Belediyesi, belediyeyi 1 milyar 123 milyon TL’lik devasa bir borçla devralmıştı. Belediyenin gelirlerinden her ay yaklaşık yüzde 40 oranında kesinti yapılırken, sadece içinde bulunduğumuz Temmuz ayında 57 milyon TL’lik kesinti uygulandı. Kesintinin 39 milyon TL’sinin kayyum döneminden kalan SGK ve vergi borçlarına ait olduğu bildirildi. Ayrıca, her ay düzenli olarak ödenen 20 milyon TL’lik kayyumun kredi borcu da belediyeyi ciddi şekilde zorluyor. İpekyolu Belediyesinin son kayyumunun personel maaşını ödemek için özel bir bankadan milyonlarca TL kredi çekmesi bile belediyenin kayyumlar tarafından ne hale getirildiğini net biçimde ortaya koyuyor.
Son olarak, kış aylarında yürütülen asli belediye hizmetleri kapsamında yapılan bir ihaleden doğan borç nedeniyle Atlas Altyapı AŞ tarafından icra takibi başlatıldı. Borcun ödenmemesi üzerine devreye giren icra dairesi, haciz kararı aldı. Bu kapsamda şirket avukatları ve icra memurları, belediye binasına gelerek başkanlık makamında bulunan demirbaşları haczetti.
Bu tablo tam anlamıyla bir kara mizah örneği. Devlet önce borçlandırıyor, sonra borcu tahsil etmek için seçilen belediye eşbaşkanlarının koltuklarını haczediyor.
Kayyumlar kaçtı, gitti ama ceremesini halk ödüyor. 2018 yılında kayyumlara ilişkin yazdığım bir yazıda şunu demiştim: Kayyumlar bir gün mutlaka gidecek ama 10 yıllık geleceğimizi ipotek altına alarak gidecekler. Talan ve yolsuzluk çok büyük diye yazmıştım. Maalesef haklı çıktım ve asıl sorun bundan sonra başlayacak.
Kayyum döneminde bu kadar borca ve talana rağmen Sayıştay denetimi bile yapmayan AKP’nin kurumları, söz konusu DEM Partili belediyeler olduğunda anında harekete geçiyorlar. İpekyolu Belediyesine girerek haciz işlemi başlatanlara sormak lazım: Kayyum döneminde o kadar borca rağmen neden bir defa olsun icra işlemi yapmadınız?
Yani, önce belediyeyi borç batağına sok, sonra yeni yönetimi kapıda hacizle karşıla!
Devletin kurumları, kayyumlar devasa borçlar bırakırken sessizdi; şimdi ise dakikası dakikasına tahsilat yapmaya başladılar.
Halk soruyor: Madem bu borçlar bu kadar önemliydi, neden kayyum döneminde tek bir icra işlemi yapılmadı?
DEM Partili belediyeler çalışamaz hâle mi getirilmek isteniyor, halkta “DEM Partili belediyeler hizmet üretemiyor” algısı yaratılarak 2029 seçimlerinin toplumsal altyapısı mı hazırlanıyor?
9 yıldır kayyum yönetimlerinde hizmet alamamış, halkın hizmet almaması için bu defa da böyle bir politika mı uygulanıyor?
Şu aralar kayyum olmayınca icra memurlarını göndermeye başladılar. Atadıkları kayyumların oluşturduğu faturayı şimdi halka ödetmeye çalışıyorlar.
Seçimle gelmiş, halkın oyuyla başa geçmiş belediyeler “borçludur” diye cezalandırılıyor; ama onları bu hâle getiren kayyumlar ellerini kollarını sallayarak gidiyor. Üstelik giderayak kredi çekip, ihaleler yapıp, işe alımlar yaparak belediyenin 10 yıllık geleceğine de ipotek koydular.
İpekyolu Belediyesine yapılan haciz işlemi keyfiyettir, görevi kötüye kullanmaktır ve açıkça taraf olmaktır. İcra memurlarınızla, halkın iradesiyle iş başına gelmiş bir belediye yönetimine icra memurlarınızı göndererek kayyum döneminin talanını aklayamazsınız.
Bu tablo sadece ekonomik bir enkaz değil, aynı zamanda demokratik iradeye bir müdahale şekli.
Kayyumlar gitti ama geride bıraktıkları borçlarla, şaibeli işlemlerle ve şimdi de icra takibiyle toplum hâlâ bedel ödüyor.
Kayyum döneminin faturası bu halkın değil, o faturayı kesenlerin olacak. Eninde sonunda bu dev borç defteri yargı önünde açılacak.










