🔴 CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İBB’ye yönelik hazırlanan iddianamenin tamamlanmasının ardından ilk kez Ekrem İmamoğlu ile bir araya geldi.
Görüşmenin ardından açıklama yapan Özel, Erdoğan’a seslenerek “Tutuksuz yargılanmalılar; Ekrem Başkan kaçsa kurtulursun, yoksa indirecek seni o koltuktan” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iddianamenin hata ve çelişkilerle dolu olduğunu vurgulayarak AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Tutuksuz yargılanmalılar; Ekrem Başkan kaçsa kurtulursun, yoksa indirecek seni o koltuktan” dedi.
Birgün‘ün haberine göre Özel, İBB hakkında yürütülen soruşturma kapsamında dün kamuoyuyla paylaşılan iddianamenin ardından ilk kez Ekrem İmamoğlu‘nu ziyaret etti.
Silivri Cezaevi’nde görüştüğü tutuklularla ilgili konuşan Özel, “Çok sayıda arkadaşımızla görüştük. Başta Ekrem Başkan ve tüm arkadaşlarla sohbetimizin ilk başı geçen haftadan bu haftaya yaşadığımız büyük üzüntülerdi” dedi.
Azerbaycan-Gürcistan arasında düşen askeri uçak, Kocaeli’de yaşanan katliam ve Diyarbakır’daki 4 işçinin ölümüyle ilgili konuşan Özel, “Bütün arkadaşlarımızı fevkalade üzmüş durumda.Bu konudaki üzüntülerini ifade ediyorlar. Biz de bugün akşam yapacağımız mitingimizi bu yasaya, bu mateme, bu acıya uygun bir vakar içinde ve uygun bir atmosferde gerçekleştirmek üzere zaten arkadaşlarımıza talimatlarımızı vermiştik” diye konuştu.
Özel, dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek tarafından kamuoyuyla paylaşılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iddianamesi hakkında konuştu.
İddianamenin 237 gün sonra hazırlandığını ifade eden Özel, “Uzun süredir beklediğimiz, bir türlü yazılamayan, yazılamadığı için parçalara ayrılmaya çalışılan ve bir kez ‘Cumhurbaşkanına ahtapot dedirttik diye bunun için de ahtapotu ispat etmeliyiz’ baskısının yapıldığı ve yazıldığı andan itibaren de hepinizin de gördüğü, birazdan da bahsedeceğim şekilde tel tel dökülen bir iddianamenin ertesi gününde buradayız” dedi.
Özel, şunları söyledi:
“GÖREVLERİNİN BAŞLARINA DÖNMELERİ GEREKİYOR”
“Diğer taraftan bir diğer iddianame uzun süredir tensip zaptı bekliyordu. Dün tensip zaptı ile birlikte sevgili Ahmet Özer serbest kaldı. Bu çok uzun süredir aldığımız tek iyi haberdi. Bundan dolayı elbette mutluyuz. Ama onun dışında örneğin dört yılla yargılanan Zeydan Karalar, 12 yıl önce iddia edilen suç, suç iddiası Adana’da. Kendisi örgüte dahil değil, ama onu dahi bırakmadılar. Dedikleri cezayı alsa içeride yattığı yetecek. Ama onu dahi tensip zaptı ile bırakmadılar. Beşiktaş iddianamesindeki herkes yeterince yatmıştır, deliller toplanmıştır ve Aziz İhsan Aktaş suç örgütünün kurucusu, 774 yılla yargılanan kişi dışarıda gezerken diğer bütün arkadaşlarımızın şu anda tutuklu olmaları kabul edilemez. Hem Seyhan, Ceyhan, Adana Büyükşehirler’den, hem Avcılar’dan, hem Beşiktaş’tan içeride yatan belediye başkanlarımızın derhal tutuksuz yargılanmaları, görevlerinin, işlerinin başlarına dönmesi gerekmektedir. Bunu bir kez daha ifade etmek isterim.
“YASA UYGUN BİR ATMOSFERDE MİTİNGİMİZİ YAPACAĞIZ”
Çok sayıda arkadaşımızla görüştük. Başta Ekrem Başkan ve tüm arkadaşlarla sohbetimizin ilk başı, geçen haftadan bu haftaya yaşadığımız büyük üzüntülerdi. Bilhassa Azerbaycan – Gürcistan arasında düşen askeri uçaktaki şehitlerimiz. Hepsini çok derinden yaralamış durumda. Ayrıca Kocaeli’de yaşanan katliam şeklindeki iş kazası, Diyarbakır’daki iş kazası, bütün arkadaşlarımızı fevkalade üzmüş durumda. Bu konudaki üzüntülerini ifade ediyorlar. Biz de bugün akşam yapacağımız mitingimizi bu yasa, bu mateme, bu acıya uygun bir vakar içinde, uygun bir atmosferde gerçekleştirmek üzere zaten arkadaşlarımıza talimatlarımızı vermiştik. Müziksiz, şehitlerimizin anılacağı ve acının paylaşılacağı, içinde bulunan bu zorlu durumdaki dayanışmanın bir kez daha gösterileceği bir sürecin içinde olacağız.
“HATALAR, ÇELİŞKİLERLE DOLU BİR İDDİANAME…”
19 Mart sivil darbesinin iddianamesi nihayet 237 gün sonra yazıldı ve 3 bin 900 sayfa hatalarla, çelişkilerle, hepinizin gördüğü iki ayrı kişinin apayrı suçlardan aynı ifadeyi kes – kopyala – yapıştırla verdiği ya da verdiği iddia edilen hatalarla dolu bir iddianame ile karşı karşıyayız. İddianame ile ilgili akşam mitingde de konuşacağız. 969 kez ‘hatırladığım kadarıyla’, 691 kez ‘öyleymiş, -mış, – muş’, 546 kez ‘duydum’, 499 kez ‘olabilir’, 235 kez ‘düşünüyorum’, dokuz defa da ‘öyle hissettim’ ifadelerinin yer aldığı bir iddianame ile karşı karşıyayız. Ekrem Başkanımız seçim kazanmakla suçlanıyor. Cumhurbaşkanı adayı olmaya niyet etmekle suçlanıyor. Cumhuriyet Halk Partisi kurultayından alıntılar yapıyorlar, ilerleyen günlerde çokça göreceğiz bunları. Örneğin Manisalı arkadaşların, rahmetli Ferdi Zeyrek’in ve arkadaşlarımızın astığı ‘Özgür gelecek’ pankartı, ‘Kazanacaklarından emindiler. Çünkü kurultayda şunu yaptılar, bunu yaptılar’ diye yazılmış. Ya da hep bir ağızdan koca tribünlerin ‘Güzel günler göreceğiz çocuklar’ı , ‘Bu seçimi kazanacaklarını ve sonra da Türkiye’de iktidarı değiştireceklerini ve bunun kendileri için güzel günler olacağını, örgütün birbirini motive etmek için kullandığı şarkı’ diye ifade etmeye çalışan bir kara mizah durumuyla karşı karşıyayız arkadaşlar.
“BERAAT VAR, ACZİYET BURAYA SUÇ OLARAK YAZMIŞ”
Tabii onun yanında Ekrem Başkan’ın bu örgütü kurduğu ve ilk adımlarını 2014 yılında Beylikdüzü’nde atıldığını söylüyor. Ve tabii o kadar özensiz ki 2014’te Beylikdüzü’nde yaşanan bir olaydan bahsediyor. Ve onunla suçluyor. Oysa geçen hafta o olaydan biliyorsunuz Büyükçekmece’de görülen mahkemede Ekrem İmamoğlu beraat etti. Savcı beş kere ertelettirdi, belli ki buraya ‘Bizi bekle’ demişler. ‘Biz onu buraya örgütün kuruluşuna dayanak yapacağız’ demişler. Orada savcı hep böyle bir buçuk, iki ay erteleyip, yine mütalaa vermeyince, hakim bey dedi ki ‘Mütalaa vermeme gerekçesini söyle o zaman’ dedi. Onu da diyemeyince, karar verdi beraat ettirdi. Bu acziyet onu buraya örgütün kuruluşuna temel suç olarak yazmış. Ama şimdi burada beraat ettiği için boşalmış. Zaten iddianamenin her tarafı hukuk fakültelerinde ilk başta öğretilen, ‘Bir suçtan yargılanıyorsan aynı suçtan bir daha mahkeme açamazsın.’ Aynı suçtan mahkeme açmaya yönelik bir sürü saçma sapan çabayla karşı karşıyayız. Benim her zaman söylediğim bir hususu burada söyleyeyim. Bu iddianame aynen şunu ortaya koymuştur arkadaşlar. Bir cinayet iddiası var, bir gizli tanık ya da bir iftiracı diyor ki ‘Ekrem Başkan cinayet işledi.’ Ortada silah yok, boş mermi kovanları yok ve işin kötüsü öldürülen kişinin cesedi, cenazesi yok. Yani ‘Ben duydum, öyle biliyorum, rüşvet almışlardır.’ Kim vermiş, nerede vermiş, ne kadar vermiş, bunlar yok. Şimdi buradan Akın Gürlek denen kişiye şunu söylemek durumundayım: Akın Gürlek denen kişi, Eylül ayının 2’sinde sayın basın mensupları topladı ve dedi ki ‘Sadece tanık beyanıyla tutuklu kimse yok. Varsa söyleyin, yarın bırakalım’ dedi. İddianameye yazdı. Örneğin herkes açsın baksın. Ondan iddianame istiyorduk. Yargılanmak değil yargılamak için diye. Kadriye Kasapoğlu, sadece tanık beyanı.
Mehmet Pehlivan, Kadir Öztürk, Sabri Caner Kırca, Hüseyin Yurttaş ve daha niceleri sadece tanık beyanıyla. Hani Akın Gürlek denen kişi… Böyle hitabı ben iddianameden öğrendim. Bizden, ‘Özgür Özel denen kişi’ diye bahsediyor ya Akın Gürlek denen kişi. Siz şöyle düşünebilirsiniz, ‘Genel Başkan kimseye böyle bir şey demez.’ Diyene diyoruz. Akın Gürlek isimli şahıs, Akın Gürlek denen kişi demiş ki 2 Eylül günü, ‘Beyanla kimseyi tutmuyorum. Beyan var ama bunu delillendiriyoruz.’ Kadriye Kasapoğlu’nun içeride tutulmasına ilişkin ne delilin var senin? Biraz önce saydığım isimlerin hangisinde ne delil var? Aksine hiç kimsede delil yok. Öyle bir nokta ki somut bir delil ortaya konulabilmiş değil. Konulan yer var, iftiracıların iftiracı olmaya zorlandıkları noktada bir – iki delilimsi şey var. Zaten kendi suçlarından korkmuşlar, millete suç atmışlar. Bir suç varsa, o iftiracı o suçu işlemiş, ‘Yakalandım’ diye de başkasına atıyor. Ekrem Başkan’ın bir kör kuruşla, şimdi buradan Akın Gürlek denen kişiye, Akın Gürlek isimli şahsa soruyorum: İlk gün sabahleyin sen basın bildirisi çıktın. ‘560 milyar lira yolsuzluk’ diye. Bir kuruşunun kanıtı var mı? Dün de arkadan haber yaptırıyor, ‘140 milyar lira’. Bir kere ‘560’ dedin, 140’a mı düştün şimdi tenzilat mı yaptın? Bugün baktık bunun 100 milyar lirası dışarıdan bulunan krediler, metro için. ‘Metrolar bitmediğine göre parayı yedi bunlar’ yazmış. Ya böyle bir şey olur mu? Bütün metro inşaatları yürüyor, oradan alınan ona, oradan alınan ona kullanılıyor. ‘Bu paralar iştiraklere aktarılıp yandaş şirketlere bilmem ne mi verilmiş?’ Hangi yapılan ihalenin karşılığında iş teslim alınmamış? Geçmişte Erdoğan’ın suçlandığı naylon faturayla suçlanmıyoruz biz. Bütün ihalelerin hak edişleri var, kazanılmış, yapılmış. Birisi diyor ki ‘İhaleyi onun alacağı belliymiş diye duydum.’ İspat var mı? Yok. Bir kör kuruş geçmiş mi boğazdan? Bir kör kuruş. Ekrem İmamoğlu’nun ve arkadaşlarımızın boğazından haram bir kör kuruş geçmiş mi?
“569 MİLYAR LİRALIK YOLSUZLUĞU BİZE GÖSTERSİN”
Şimdi Erdoğan’a soruyorum: İlk önce şunlara cevap versinler. 560 milyarlar lira yolsuzluk yayınlarından sonra şimdi 560 liralık yolsuzluk göstersin bize. İBB’den Medya A.Ş. bin 200 cep telefonu satın almış, CHP delegelerine dağıtmış. Bütün mahkemeler bunun ispatlanamadığını, böyle bir iddianın bile bir meczubun, delinin söylemi olduğunu, kanıtı olmadığını söylemişti. Hadi Medya A.Ş’den bin 200 cep telefonunu bul bakalım. Hadi dağıtmadın bizim delegelere, satın alındığını göster. Var mı kanıt? Yok. İmamoğlu’nun lüks araçları nerede? Beş gün konuştunuz. MHP’li milletvekilinin çıktı. ‘Pandemide bin 388 tane konsere fahiş fiyat ödendi.’ Hani iddianamede yok. Hani iddianameye koymamışsın bunu. Gecelerce konuştunuz A Haber’de TGRT’de, bilmem nerede…
“UTANMAZLAR, ALLAH’TAN KORKMAZLAR”
Bir iftiracı KİPTAŞ’tan 100 dairenin beşte bir fiyatına verildiğini iddia etmişti. ‘KİPTAŞ’tan daireler, bazılarına beşte bir fiyatına…’ Bir tanesi iddianamede yok. Bir ara dediler ki ‘CHP’nin delegelerine KİPTAŞ’tan ucuza daire.’ Bir tane söyle? ‘Şu delegeye, şu daire verildi’ de. Hangi daire? Bir tane daire yok. Sadece iletişim için kullandılar bu yalanları. Haydi bakalım; ‘para dolu valizler’ günlerce. Özgür Başkan ‘para dolu valizi’ şurada açtı mı, içinden jammer çıktı mı? ‘İçinde para yok, bu var’ dedi mi Özgür Başkan? İddianamede ne var biliyor musunuz? İçinde jammer olduğu var, ‘para’ demiyor. Utanmazlar, Allah’tan korkmazlar. ‘Sabahlara kadar valiz valiz para taşıdı korumalar, devletin polisi’ dediniz. Biz dedik ‘O jammer.’ Sordu o zaman ‘Jammer’ı niye kullanıyorsun?’ Dedik ki ‘Mevcut Cumhurbaşkanı ne amaçla kullanıyorsa bizim Cumhurbaşkanı adayımız da o amaçla kullanıyor. 13’üncü Cumhurbaşkanı ne amaçla kullanıyorsa 14’üncü Cumhurbaşkanı da o amaçla kullanıyor.’ Madem ki jammer çıktı, şimdi çıkıp bir özür dileyecekler mi görelim bakalım.
“MİLLET DE DİYOR ‘PARAYA BAK’”
Daha dün akşam TRT… Böyle kritik günde de gelmez, kaçar. TRT daha dün akşam diyor ki ‘Ekrem İmamoğlu oğluna 772 milyon lira para yollamış.’ 772 bin lira arkadaşlar. 772 bin lira para, o parayla da altı metrelik derme çatma bir tekne alındığını sağır sultan biliyor. TRT utanmadan, ki şimdi yok burada, dün akşam ama bütün ekranlardaydı. ‘772 milyon lira.’ Millet de diyor ki ‘Paraya bak. Bu kadar para haramsız olur mu?’ 20 milyon liraya ev alınıyor ya onun 30’da biri. Altı metrelik derme çatma, dandik bir tekne. Parayı da kendi hesabından aslanlar gibi oğlunun hesabına yollamış. Şimdi net olarak buradan Erdoğan’ın şu sözünü hatırlatıyorum. Onun bakanlarının yatak odalarında ayakkabı kutularında ve elbise torbalarından para çıktığında ve kendi oğluyla ‘Paraları sıfırladın mı, onu aldın mı?’ konuşmalarını yaptığında ve o kadar net ortaya çıktığında Erdoğan demişti ki ‘Eğer para devletin parasıysa ortada bir yolsuzluk olur. Paralar devletin değil.’ Ortada bir kuruş devletin parası yok. Utanmadan herkes ‘yolsuzluk iddiası’ diyor. ‘Hırsız’ yazmış utanmadan Yeni Akit gazetesi. Ekrem Başkan’ın resmini yedi – sekiz gazeteye yolsuzlukla koymuşlar. Erdoğan kendi yakalanan paralarının devletten alınan paralar olmadığını, iş adamlarının parası olduğu için bunun yolsuzluktan olmadığını iddia ediyordu.
“BİR KÖR KURUŞ BİLE ORTAYA ÇIKMADI”
Şimdi bizim Allah’a şükür bir yerden çıkan bir para yok. Olmadığı için biliyorsunuz Anadolu Ajansı stok görüntü servis etmişti. TRT de onu yayınlamıştı, ‘Hakan Bahçetepe’nin kasasından dolar çıkıyor’ diye, sonradan kör kuruş çıkmadığı ortaya çıkmıştı. Bizde böyle bir para yok. Ama bütün ‘duydum, -mış, -mış’lar ne olmuş arkadaşlar? Kreş olmuş, yurt olmuş, yurda yatak olmuş, yurt odasına minibar olmuş. Ne olmuş arkadaşlar? Süt yardımı olmuş. Şimdi iş adamı, yaptığı iş karşılığında değil; o işadamı nasıl Isparta’da hiçbir ilgisi yokken Aziz İhsan Aktaş, A8 Long koyuyor da kendi gönlünden veriyor ya. Bu iş adamları kreş yapmışlar. ‘Para vermişler de kreş yapılmış’ da değil arkadaşlar. Bu iş adamları kreş yapmış. Kreş yapılmasına aracılık etmişler. Katkı sağlamışlar. Devletin parası değil, iş adamının parası. Şahsa değil, millete geçtiyse geçmiş. O para AK Parti döneminde şahsa verilirmiş ayakkabı kutularında. CHP döneminde kreş olmuş. O dönem bakanların para alması AK Parti’deki MKYK üyesi ve Erdoğan’ın gözdesi diyordu ki ‘Vatandaşın günah işleme özgürlüğü vardır.’ Yani diyor ki ‘Yolsuzluk yok, günaha girmiştir.’ AK Parti döneminde vatandaşın hayır işleme özgürlüğü kalmadı. Vatandaşın hayır işleme ve sevaba girme özgürlüğü kalmadı. Bunun için bir de iddianame yazıyorlar. Geçmişte o paraları açıklayamayan, alınıp konulan, daha sonra ‘FETÖ’cüler kumpas kurdu bize’ diyen, sonra da faiziyle paraları geri isteyenler şimdi delikli kuruş bulamamışken çıkmışlar, bize iftira atmaya devam ediyorlar.
“AK PARTİ’NİN HİKAYESİNİN BAŞLADIĞI İLÇEDEYİZ”
Sayın Erdoğan, bugünkü ziyaretimi şahsınızın talebi üzerine yaptım. Ne demiştiniz? ‘İddianame bir aya kadar çıkar. Birbirlerinin bir ay sonra gözüne bakamayacaklar.’ Ekrem Başkan’ın gözüne bakmaya geldim. ‘İnsanın içine çıkamayacaklar’, insan içindeyiz Allah’a şükür. ‘Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’, akşam Sultanbeyli’ye beklerim. AK Parti’nin hikayesinin başladığı, ilk belediyeyi kazandıkları ilçede birbirimizin yüzüne bakmaya gidiyoruz. Şu kadar vicdan, insaf, masumiyet karinesine saygı varsa bu kirli dilden vazgeçilsin. ‘Yok yolsuzluk’, ‘yok hırsızlık.’ Hepsinin kuru iftira olduğu, hiçbirinin ispatlanmadığı ortaya çıktı. Arkadaşlarımızın tamamının tutuksuz yargılanması gerekmektedir. Delilleri topladın, iddianame yazdın. Bu vakitten sonra ne olacak? Ekrem Başkan’ın kaçma şüphesi mi var? Kaçsa bırak, kaçsa kurtulursun. Yoksa indirecek seni o koltuktan. Neden tuttun Ekrem Başkan’ı? Cumhurbaşkanı olmasın diye. Vallahi ben demiyorum artık. Düne kadar ben diyordum arkadaşlar. Akın Gürlek iddianameye yazmış. ‘Bunun niyeti’ diyor, ‘Bir, zenginleşmek…’ Tövbe estağfurullah, ne zenginleşmesi? Ekrem Başkan kolundaki saati ‘Siyaset kaldırmıyor’ diye çekmeceye kaldırmış. Bindiği arabayı ‘Siyaset kaldırmaz’ diye mütevazileştirmiş. Üç kuşaktır yaptıkları işten kazandıkları parayı yemeye zamanı olmayan, hayra – hasenata kendi ailesine harcadığından çok para harcayan birisi. Bunu bütün Beylikdüzü biliyor, bütün Trabzon biliyor, bütün İstanbul biliyor. Ekrem Başkan’ın… Diyor ya ‘Zenginleşme.’ Ekrem Başkan’ın babasıyla birlikte belediye başkanlığı işine başlamadan önce yapıp teslim ettikleri daire sayısı 2 bin 500. 90 tane gayrimenkulden bahsediyorlar arka alanlı. En beceriksiz müteahhit yüzde 10 kazanır arkadaşlar. 250 daire var, 160’ı nerede? Onu sormak lazım Ekrem Başkan’a. ‘90 daireleri varmış, bilmem neymiş.’ İstanbul gibi bir yerde 2 bin 500 daireyi teslim etmiş kişiye ‘Bu 90 daire nereden?’ diyorlar. O 90 dairenin hiçbir tanesi de bu süreçte alınmış daireler değil. Kendi şirketi ve kendinden bağımsız. Siyaset yapmaya başladığından beri yetkilerini bırakmış, ayrılmış oradan. Aile şirketi, inşaat yapıyor. Bunlar diyor ki ‘Siz nereden daire buluyorsunuz?’ MASAK’tan bir şey çıktı mı, MASAK’tan? Çıkanların hepsinin cevabı var.
CANLI YAYINLANMASI İÇİN BİR YASAL DÜZENLEME TALEBİ
Buradan Ekrem Başkan’ın talebi, benim partinin Genel Başkanı olarak talebim, bütün arkadaşlarımız için talebimiz: Sayın Bahçeli de destek vermişti. Derhal duruşmaların tamamının televizyonlardan canlı yayınlanması için bir yasal düzenleme yapılmasını bekliyoruz. Soruları… Soru da değil. ‘Oradan duydum, buradan duydum’la iddianameye koymuşlar. Algı yapıyorlar. 2 bin 200 yıl. Bakın Sayın Erdoğan’a söylüyorum: ‘28 Şubat bin yıl sürecek’ dendiğinde bu seni nasıl motive ettiyse bu 2 bin 200 yıl da beni öyle motive ediyor. Ona göre mücadele edeceğim seninle. Nasıl hani bir gün çıktın dedin, ‘Hani bin yıl sürecekti 28 Şubat, ne oldu?’ Senin karşına geçip de ‘Hani 2 bin 200 yıl yatacaktı Ekrem İmamoğlu, ne oldu?’ diyeceğim gün için bugünden geriye sayıyorum. Gün sayıyorum o an için. Bu kadar açık ve net söylüyorum.









