CHP Genel Başkanı Özgür Özel toplantı salonuna Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte geldi.
Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın CHP’den istifa etmesine tepki olarak belediyedeki görevlerinden istifa eden başkan yardımcıları Tolga Turgut, Emircan Tunç ve Selçuk Karadağ da grup toplantısına katıldı.
Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Partimiz tarihinin en ağır saldırısı altında, iftiralarla karşı karşıya, devlet bütün olanaklarıyla bir partiye hizmet eder halde, ama o saldırı altındaki ana muhalefet partisinin grup toplantısına bakın, bir bakın”
‘Afişle, branda ile siyaset olmuyor’
“(Deprem bölgesine gerçekleştirilen ziyaretler)
“Konteyner kente gitmeden, o ayakları çamurda çocukları görmeden, gözü yaşlı kiracıyı dinlemeden; ‘evim verildi ama geçemiyorum, tadilatına param yok, aidatına param yok, işim yok’ diyenleri dinlemeden; mücbir sebep mağdurlarıyla birlikte ağlamadan, yakınlarını kaybetmiş olanların adalet arayışının önündeki engellerin nasıl AK Partili müteahhitleri, o şehrin zenginlerini, godamanlarını kayırdığını garibanlardan dinlemeden öyle brandayla, parayla, afişle siyaset olmuyor. Meydana çıkmadan atadıklarını alkışlatarak siyaset yapanların işleri zor bundan sonra. Gerçekle yüzleşmek sokağa inmekle oluyor. Depremi yaşayana orayı görene video izletmekle olmuyor. Branda ile siyaset dönemi AKP’nin çöküş dönemidir.”
‘Erdoğan darbeci dediği Sisi’ye iltifata gitti’
“Biz deprem bölgesindeyken, Sayın Erdoğan da ‘eli kanlı katil’ dediği ama daha sonra Amerika’nın işaret verip de doların ucunu görünce ‘kardeşine’ sarılır gibi sarıldığı Suudi Arabistan Prensi’nin yanındaydı. ‘Darbeci’ dediği Sisi ile kucaklaşmaya, ‘Ona selam verirsem namerdim’ dediği, ‘Aynı salonda olursam meşrulaştırırım’ dediği Sisi’ye iltifatlar etmeye gitmişti.
“Acılar hala taze. 270 bin kişi konteynerlarda yaşıyor. Barınma krizi sürüyor, rezerv alan mücbir sebep mağduriyetleri devam ediyor. Eğitim ve sağlıktaki sıkıntılar katlanılamaz boyutta.”
Erdoğan’a: Borç senetlerini yırtıp atalım
“Şehirlerimizi afetlere hazırlamak, afet anında etkin müdahale, afet sonrası iyileştirme, şehirleri ayağa kaldırma merkezi yönetimin işi. Bunun için milletten devasa vergiler alınıyor. Milletimiz de bunu ‘deprem bölgesine gidecek’ diye; iki kere motorlu taşıtlar istediler, ödedi; KDV’yi iki katına çıkardılar, ödedi; ÖTV’ler arttı, ödedi; yurt dışına çıkış harçları arttı, ödedi. Ve bu imkanlar dahilinde orada ne yapılıyorsa yapılıyor ama dönüyor dolaşıyor, video izletiyor ve diyor ki: ‘Ana muhalefet gitmedi, yapmadı; her şeyi biz yaptık’ diyor. Ben ona ne dedim? Ona dedim ki: ‘Hak etmediğimi duyarsan, hak ettiğini duyarsın.’ Bir, ilk önce ‘Cumhuriyet Halk Partili belediyeler bir şey yapmadı’ dedi.” Özel bu ifadelerinin ardından CHP’li belediyelerin deprem bölgelerinde yaptığı çalışmaları anlatan bir video yayınladı.
“Gel, mademki bu para toplandı, o borç senetlerini yırtıp atalım. Ben de Erdoğan’a teşekkür edeceğim.”
‘Kurum’un İliç’te sorumluluğu apaaçık ortada’
“Murat Kurum’un İliç’te sorumluluğu apaaçık ortadayken, istifa etmek yerine İstanbul’a aday oldu. Allahtan İstanbullular kefenin iki tarafına baktı doğru tarttı.”
‘İki boğaz köprüsü ve 7 otoyolu özelleştirmek istiyorlar’
“Cumhuriyet tarihinde yapılan özelleştirmelerin yüzde 86’sı AKP döneminde yapıldı. Şimdi iki boğaz köprüsü ve 7 otoyolu özelleştirmek istiyorlar”
“Resmi bir açıklama yok, nihayet İBB’deki bir belediye meclis üyeleri baklayı ağzından çıkardı ama hazırlıklar biliniyor ki ve yalanlamıyorlar da zaten. Satışta yetkiyi İngiliz Ernst & Young firmasına vermişler. Kanadalı BTY grubu da teknik danışman yapmışlar. İki köprünün ve 7 tane otoyolun sadece geçen yılki geliri 600 milyon dolar. Bakım masrafı %2. İki masraf ediyon 98 kar ediyorsun. Şimdi burayı 3 milyar dolara… Yani 5 yıllık gelirini peşin almak için…
‘Köprünün geçiş ücretini en az 590 lira yapacak’
Bakın birini zaten alacan, ikincisini de iktidarında alacan eğer seçim zamanında olursa ısrar ettiğin gibi. Bizim iktidarımızdaki 3 yıllık geliri bugünden almak için altın yumurtlayan tavuğu kesiyorlar. Ve bedeli ağır olarak vatandaşa ödetilecek. Çok net. Satılacak olan köprüden geçiş ücreti 59 lira. Şu anda, yani 1973’te temeli atılan köprünün, şu anda kullandığımız köprünün geçiş ücreti 59 lira. Bunların KÖİ (Kamu Özel İşbirliği) modeliyle geçiş garantili yaptırdığı köprünün geçiş ücreti 995 lira. Bu köprüyü 59 liraya satacaklar, alan bu köprünün geçiş ücretini 590 lira yapacak en az.
Bakın İzmir-Çeşme otoyolu. Rahmetli Özal’ın ‘Semra kat kaseti de keyfimiz yerine gelsin’ diyerek açtığı, devletin parasıyla yapılan otoyolun İzmir-Çeşme arasından şu anda 53 lira alınıyor. Bunların modeliyle yapılan otobandan Çeşme’ye değil 100 kilometre, 103 kilometre Akhisar’a doğru git; 365 lira alınıyor. İki model arasında vatandaşa maliyeti; hani diyor ya ‘bir kuruş cebimizden çıkmadan geçiş garantili yaptık.’ Geçerse vatandaş ödüyor geçmezse devlet tamamlıyor ödüyor. 100 kilometresi Özal otobanında 53 lira; şimdi bunu özelleştirecekler. Tayyip Bey’in yapıp övündüğü, açtığı otobanda 365 lira. 7 kat fark var. Ve İzmir-Çeşme otoyolu özelleştiğinde İzmir-Çeşme de 365 liraya çıkacak aynı modelle.
‘Vatan hainliği ikiye katlıyor beyefendi’
Sayın Erdoğan’a 2012 yılında bu köprüleri satmaya kalktığında vatandaş ayağa kalkmıştı. ‘Bakıyoruz’ demişti. 5,7 milyar teklif gelmişti, 5,7 milyar dolar. Erdoğan demişti ki: ‘7 milyardan aşağıya satmak vatan hainliği olur.’ Şu anda aynı köprüleri 3,5 milyar dolara satıyor. Vatan hainliğini ikiye katlıyor beyefendi.”
CHP’den istifa eden Mesut Özarslan’a yanıt
“Kimsenin inanmadığı bir şey oldu; CHP üç belediyeden yukarıya çıkamaz denilen yerde 16 tane belediyeyi kazandık. Bunlardan bir tanesi de Keçiören Belediyesi’ydi. Keçiören Belediye Başkanı hakkında görev süresi boyunca pek çok iddia gündeme geldi. Kendisini defalarca, üç kez özel gündemle Genel Merkezimize çağırdım. Ve dedim ki: ‘Bu iddialar var, buna ne diyorsun?’ Kendisi… Ben dedim ki: ‘Eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap.’
Dedi ki söylenenlerin tamamının iftira, asla yolsuzluğa hırsızlığa bulaşmadığını öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar!
Sonra her taraftan gelen bilgiler AK Parti’yle gizli görüşmeler yaptığı, buraya geçecek olduğu… Sonradan öğreniyoruz ki örneğin Mansur Başkan’a bir belediye meclis üyesi bir ay önce diyor; bana teklif etti, ‘ben AK Parti’ye geçersem benden gelir misin?’ diye. İsmi belli, cismi belli, günü belli. Ve öyle şeyler ki birazdan bambaşka bambaşka şahidi gelecek şimdi bunun, sürpriz bir şahit grup var buna.
Ve öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları ‘evet katılıyordu’ diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Bin bir tane yemin! ‘Ya deme böyle’ dediği övgüler bana… ‘Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla ‘ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim’ falan…
Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisinden telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları o mesajları ki ‘efendim anneme küfretti…’ Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Her lafı annesini karıştırdığı için! Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; ‘milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü…’ işte şey yapacak ya… ‘Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.’ Birini ispatla birini, birini ispatla!
“Çok korkacağım mesajlaşmaya bakın. ‘Öyle bir yanlışın içindesin ki dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin koynuna giriyorsun, onlar seni aldatıyor oğlum…”
“Ankaragücü’nden kendine slogan atsınlar diye adam tutmaya çalışıyor. Bu Tosuncuk, milletin helal oylarını almış kaçmaya çalışıyor”
Özgür Özel, parti içerisinde özeleştiri isteyenlere de tepki gösterdi:
“İktidara bozuk tohum Mesut’la gidilmez.
Ama Zeydan’la gidilir, Mansur Yavaş’la gidilir, Ekrem Başkan’la gidilir.
Namuslu, çalışkan Atatürkçülerle; milliyetçilerle, muhafazakârıyla, solcusuyla; Kürt’üyle, Türk’üyle; Alevi’siyle, Sünni’siyle; dürüst ve cesur insanlarla gidilir.”











