Özgür Özel: Herkesi Sokakta Hak Aramaya Davet Ediyorum

GündemPolitika

🔴CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “ezilen bütün yoksulları, işçileri, memurları meydanlara çıkmaya, mitinglere destek vermeye, sokakta hak aramaya davet ediyorum” dedi.

İBB operasyonları üstünden İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek’e yüklenen Özel, “Akın Gürlek’in 87 yıl boyunca alacağı bütün maaşları harcamayıp biriktirse bile alamayacağı bir lüks yat ile gezdiğini” söyledi. İBB’den Gürlek’e bir araç tahsisinin yanısıra Boğaziçi’nde imar mevzuatına aykırı ekleri olan bir yerin de tahsis edildiğini ileri sürdü.  

Özel, Silivri’de tutuklu bulunan İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için aday ofisini kurulduğunu açıkladı. Özel, konuya ilişkin olarak; “Teslim olmamızı bekleyenlere dert olsun. Bu irade bizim gücümüzdür. Korkunuz sizin çaresizliğinizdir. Biz kazanacağız. Millet kazanacak, halk kazanacak” dedi.

CHP grup toplantısına hayatını kaybeden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ve vefat yıldönümü dolayısıyla Süleyman Demirel’i anarak başlayan Özel, konuşmasında özetle şunları söyledi:
 
‘ZEYTİN ALANLARI MADENCİLİK FAALİYETLERİNE AÇILACAK’

Maalesef; Adalet ve Kalkınma Partisi bir inadı sürdürüyor, bir tekrarı sürdürüyor. Benim mecliste geçirdiğim 14 yıl ve AK Parti’nin Meclis’te geçirdiği bugüne kadarki 23 yıl defalarca onların zeytinliklere saldırdığı yasa tekliflerini gece yarısı önergelerini efendim ilgili komisyonlardaki çabalarla eklenmeye çalışılan maddeleri geri püskürtmekle geçti. Çevreciler yorulmadı, biz yorulmadık ama anlaşılıyor ki zeytinin ve doğanın düşmanları da yorulmamış. En son 2022’de büyük tartışmalarla ve AK Parti içinde de bir yarılma yarattıktan sonra geri çekilen zeytinliklerle ilgili düzenlemeyi bir kez daha getirmeye çalışıyorlar. Eğer madde geçerse zeytin alanları madencilik faaliyetlerine açılacak.

Bu konuda grubumuz elbette en önemli direnci gösterecek. Yine sivil toplumla dayanışma halinde olacağız. Akbelen’deki direnişin ruhuyla tüm Türkiye’deki hangi görüşten olursa olsun doğayı sevenleri, ağacı sevenleri ve zeytini sevenleri AK Parti’nin bu saldırısına karşı bir kez daha omuz omuza mücadele etmeye davet ediyorum.

‘KARABASAN GİBİ BİR KRİZİN İÇİNDEYİZ’

2025 yılının ilk yarısına geldik. 2018 yılından bu yana süren 19 Mart darbesi sonrası ise milletin üzerine karabasan gibi çöken bir krizin içindeyiz. Hatırlayalım geçmişte bu ülkede krizler yaşandığı yıllarla anılır. Ama bu sefer o 2018 krizi bitmek bilmedi. Çünkü bizim zamanında itiraz ettiğimiz önce çok destek verse de 2021 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi revize edilmelidir diye Sayın Bahçeli’nin de 100 maddelik bir öneri paketini sistemin revizyonuna yönelik herhalde 16-18 madde ve toplamda 100 maddelik bir rejime yönelik revizyon paketini ittifak ortağıyla paylaştığı her geçen gün Erdoğan için değil Erdoğan için yapılmış bir anayasanın nasıl herbirimize dar geldiğini, kendisine tanınmış yetkilerin nasıl milletin felaketi olduğunu, iç politikada, dış politikada ama bilhassa ekonomide nasıl bir çöküş yaşadığımızı hep birlikte görüyoruz.

‘EMEKLİLER SEFALET MAAŞIYLA GEÇİNİYOR’

Aynı şekilde emekliler 14 bin 500 gibi bir sefalet maaşıyla geçiniyorlar. Emekli maaşlarına TÜİK hesabına göre bir şey yaparlarsa eyvah ki eyvah. 15,5 falan yapacaklar yıl sonuna kadar. Oysa ki oraya da mutlaka bir seyyanen zam yapılması gerekiyor. Biz bununla ilgili olarak hem sendikaları gezdik. Geçtiğimiz hafta zor bir haftaydı. Ara vermek durumunda kaldık ama hızla diğer konfederasyonları, esnaf birliklerini, tüketici birliklerini, emeklilerin yapılarını ulaşabildiğimiz tüm yapıları da gezerek fikirlerini alıyoruz ve Genel Başkan Yardımcılarımız, ilgili üç Genel Başkan Yardımcımız doğru bir paket üzerinde çalışıyorlar ve kamuoyunun karşısına asgari ücrete karşı mutlaka ve mutlaka hem geçinilebilir bir asgari ücret hem küçük esnafı çok koruyan kobiye ciddi destek veren ve sanayiciye de artışı sanayiciyle paylaşan bir destekleme modeli ile birlikte karşılarına çıkacağız.

‘ASGARİ ÜCRET ÜÇ ÇEYREK ALTINA DÜŞTÜ’

Asgari ücret ne durumda? Asgari ücret 2002 yılında 7 tane çeyrek altın satın alıyordu. İnanmayan AK Partili çıksın. Hesaplasın bizi mahcup etsin. Ben Türkiye’nin her yerinde esnaf gezerken bir kuyumcu görünce alıyorum hesap makinesini önüme ya da esnafın önünde duruyor. Biz söylüyoruz. 2002’de bakıyoruz altın kaç para. En asgari ücret kaç para? Zaten tık tık tık hesaplıyorlar. 7 çeyrek altın alıyor. AK Parti geldiğinde asgari ücretli. Bu senenin başında 4 çeyrek altına düşmüştü. Büyük kayıp. Şu anda 3 çeyrek altına düştü asgari ücret. 7 çeyrek altından 3 çeyrek altına düştü. Kayıp eldekinden fazla. 7’nin dördünü kaybetmiş asgari ücretli. 3’ü duruyor. Bu tablo asgari ücretlerinin. Emekli maaşı daha da berbat bir durumda. Emekli 2002 yılında 8 çeyrek altın alıyormuş en düşük emekli maaşı. Bu senenin ocağında 3 çeyrek altına düşmüş. Şu anda 2 çeyrek altın. 6 çeyrek altın kayıp. 8 çeyrek altın alabilen emekliden dörtte biri iki çeyrek altına düşen emekli.

‘VERDİLER YETKİYİ, GÖRDÜK ETTİĞİNİ’

Benzine ve mazota zam geldi mi? İğneden ipliğe her şeye zam geliyor demek. Çünkü hem nakliye giderleri açısından hem üretim, enerji giderleri açısından ikisine zam geldi mi her şeye zam gelecek. İğneden ipliğe, ekmekten çocuğun çorabına kadar her şeye zam gelecek. İki gecede bir bir buçuk lira bir buçuk lira dün gece gelen 170 lirayla birlikte maalesef 1 litre mazot 50 lirayı geçti. 52 lira – 53 lira oldu. Ve 1 litre mazottan alınan vergi 20 lirayı geçmiş durumda.
Biz dedik ki bu tek adam rejimi Türkiye’ye iyi gelmez. Tayyip Bey gelirse ekmek güçülür. Zamlar gelir. O dedi ki verin yetkiyi, görün etkiyi. Bakalım nasıl düşüreceğim enflasyonu, ucuzlatacağım hayatı, nasıl düşüreceğim faizleri, doları, euroyu, mazotu, benzini nasıl indireceğim görürsünüz. Yetkiye ihtiyaç var. Verdiler yetkiyi, gördük ettiğini.

‘EMEKLİYE VE ASGARİ ÜCRETE ZAM İSTİYORUZ’

Bunun için yaz geliyor. Yaza girerken önce meclis grubumuz emekliye seyyane zam verilmesi için doğru bir seyyane zamla emeklinin bu ıstıraptan kurtarılması için kanun teklifimizi hazırlıyor. Sunacağız ve meclis kapanmadan emekliye seyyane zammı gündeme getireceğiz. Ayrıca asgari ücrete ara zam için hem temaslarımızı sürdürüyoruz. Hem asgari ücret önerimizi somutlaştırıyoruz. Onu önümüzdeki haftalarda netleştireceğiz ve asgari ücrete Temmuz hakkında seyyenen Temmuz ayında seyyane zam yapılması için bir büyük mücadeleyi hem mecliste hem de sahada, sokakta, meydanda vermeye devam edeceğiz. Bu ülkedeki insanların seyyane zam almak da ara zam almak da analarının ak sütü gibi helaldir. Bu zammı ya alacağız, ya vermeyenleri yollayacağız. Tabii bir yanda emekliler, bir yanda emekçiler, bir yanda da kamu emekçileri var. Kamuda çalışan ortalama maaşları 42.000 lira olan kamu emekçileri 5 ayda 6.500 lira kaybettiler maaşlarından.

‘HERKESİ HAK ARAMAYA DAVET EDİYORUM’

600 bin kamu emekçisi bunun 350 bini 6 aydır. 250 bini 3 aydır çerçeve sözleşme bekliyor. Taraflar Hak İş Türk İş ve Devlet Hak İş ve Türk İş taleplerini ilettiler. Onların talebi ilk 6 ay için yüzde 50 artı yüzde 10 refah payıydı. Enflasyona uygun doğru beklentiyi doğru okuyan bir yaklaşımları vardı. 6 ay boyunca beklediler. Şimdi karşılarına ilk 6 ay için yüzde 16, 2. 6 ay için yüzde 8 gibi komik asgari ücretin enflasyonun çok çok altında asgari ücretliğe yaptıklarının bir benzeri yani gerçekleşen enflasyonu değil hedefi hedefi tutturamayan kim? Mehmet Şimşek. Hedefi tutturamayan kim? Onu atayan Erdoğan ama eziyeti çeken kamu işçisi. Buna karşı sendikalar itiraz ediyorlar. Yazın sıcak geçeceğini, mücadele içinde olacağını söylüyorlar. Tam da 15-16 Haziran işçi direnişinin 55. yıl dönümünde bütün emekçilere seslenmek isteriz. Sofrasında ekmeği her gün biraz daha küçülenlere, evladının ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma hatta kasabın, manavın önünden geçemez duruma gelenlere market fişi ile elektrik faturası arasında sıkışıp kalanlara açıkça ve dayanışma ruhuyla sesleniyoruz. Artık mesele onurumuzca insanca, kardeşçe yaşama meselesidir. Burada hakkını alamayanlar var. Bunun AK Partili, MHP’li, Demli, İyi Partili, CHP’li olmasının bir önemi yok. Bir yanda hakkını alamayanlar var, bir yanda hakkınızı vermeyenler var. Artık partileri, siyaseti bir kenara bırakıp alın terinin emek mücadelesinin başında birlikte mücadele etme zamanıdır. Geçmişte bu iktidara oy vermiş de olsa, halen veriyor da olsa ama artık hakkını alamayan, evladının ihtiyaçlarını karşılayamayan, zenginlere her imkan tanınırken bir yandan ezilen bütün yoksulları, bütün işçileri, bütün memurları mücadelenin parçası olmaya, meydanlara çıkmaya, sendikalarının çağrılarına uymaya, yapılan mitinglere destek vermeye, sokakta, meydanda hak aramaya davet ediyorum. Siz mücadeleye dahil oldukça hep birlikte çok daha güçlü olacağız.

‘ERDOĞAN SOYKIRIMA SUSUYOR’

Maalesef ülkemizin çevresi yangın yeri. Yukarıda Rusya ile Ukrayna Suriye’de istikrarsızlık sürüyor. Filistin’de de Gazze, Filistin’de ve Gazze’de katliamlar sürüyor. Gazze’de 50.000’den fazla sivil öldürüldü. Çoğu kadın ve çocuk. Dünyadan yeterli yaptırım görülmeyince diğer taraftan Türkiye Netanyahu ile iç politikada kullanılacak kadar çok dışarıya duyulmayacak bir ses tonuyla Netanyahu’ya tepki gösterip onunla küçük harflerle konuşup esas onu azdıran, kudurtan Trump’a bir laf söylemeyince. Öyle ya Gazze güzelmiş diyor. Oralara sahil kasabaları, kumarhaneler yapacağım. Filistinlileri de diğer ülkelere dağıtacağım. Bunu, bunu normal şartlarda birisi gazetesinin köşesinde yazsa Türkiye’nin ayağa kalkması o ülkeye tepki göstermesi, soykırım ve techiri kınaması, bunun bir insanlık suçu olduğunu, bunun fikir özgürlüğüne dahi giremeyeceğini söylemesi lazım. Trump gözünün içine baka baka Erdoğan’ın soykırıma susuyor. Tehciri oradaki Filistinlileri oradan sürmeyi oralara kumarhane yapmayı, İsrail’in tapulu malı yapmayı önündeki hidrokarbon yataklarını denizdeki Avrupa’ya 100 yıl yatıyor. 100 yıl. Oralara çökmeyi planlamış, programlamış bizimkiler de sus pus oturuyor. Biz buna karşı geçtiğimiz pazar günü Sayın Genel Başkan Ahmet’ın davetiyle Saadet Partisi önderliğinde bir mitingde sesimizi yükselttik. O mitingdeki talepler, o mitingdeki yaklaşımlar mitinge katılanlar tarafından ve mitingi takip edenler tarafından büyük bir umutla karşılandı. Çünkü Filistin’in bizden beklediği budur. Ben orada söylediğim bir cümleyi tekrar edeyim. Biz Filistin meselesini partimizin temel meselesi olarak görürüz. Biz rahmetli Bülent Ecevit’in Arafat’ın arkasında durduğu yerdeyiz. Biz Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin Kurtuluş Örgütü’ne verdiği desteğin tam orasındayız.

‘FİLİSTEN MESELESİNDE NEREDESİNİZ?’

Siz Filistin meselesinde neredesiniz? Trump Filistin’i boşaltırken neredesiniz? Oraları kumarhane yaparken neredesiniz? Önündeki hidrokarbon yataklarına, doğalgaza çökerken neredesiniz? Suriye’de kafasına göre bir taksimle bir planlamayla kimselerin bilmediği tali bir göreve razı olmanızın bugün de İsrail’in İran’ı vurması karşısında Trump’a ağzınızı açamayışınızın sebebi ne? Neyi takas ediyorsunuz? Türkiye’nin hangi menfaatleriyle hangi şahsi menfaatleri takas ediyorsunuz? 19 Mart darbesinden önce ABD’yi arayıp Türkiye’nin seçilmiş belediye başkanlarına gelecekteki bütün anketlerde seni yendiği belli olan geleceğin Cumhurbaşkanı adayımıza geleceğin iktidarına darbe yapmanın karşısında bu pozisyonu mu tutuyorsunuz?

ÇÖZÜM SÜRECİ DEĞERLENDİRMESİ

Yazıklar olsun. Ha değilse duymak isteriz böyle değilse. Çevrede bunlar olurken elbette Türkiye güçlü olmalıdır. Lafa gelince iç cepheyi tahkim etmekten bahsedenlere sesleniyorum. İç cepheyi tahkim edelim. İç cephe elbette güçlü olsun. İçeride dışarıda bu ülkenin menfaatleri, bu ülkede yaşayan insanların menfaatleri ortak. Artık iç barışımızı tehdit eden her şey ülke için güvenlik sorunu. Toplumsal barışı sağlamadan bir bütün olarak mücadele etmek imkan dahilinde değil. Onun için öyle değil mi ya? Eğri oturup doğru konuşalım. Eleştirdiğim için falan da söylemiyorum. Birbiriyle didişmenin, 50 yıllık sorunları çözmemenin, bütün ekonominin en büyük giderlerini silahlanmaya, terörle mücadeleye ayırmanın her gün şehitlerin gelmesinin, anaların gözyaşı akmasının bu ülkeye bir faydası yok. Sayın Bahçeli, DEM’e gitti el sıktı. Biz, sadece selam veriyoruz diye terörist ilan ettiği partiye gidip el sıktı. Bize karşı bambaşka bir tutumda. Ne için gerekçelendiriyor? İç cepheyi güçlendirelim. Birbirimizle çatışmayalım. Birbirimizle kavga etmeyelim. Peki bunu yapmak için demokrasiye dönmek, hukuka dönmek gerekmeyecek mi? Böyle bir dönemde iktidar ne yapıyor? Demokrasiyi zedeleyerek iç barışımızı tehdit ediyor. Siyasi rakiplerine darbe yaparak Türkiye’yi zayıflatıyor. Zorda olan ekonomimizi sırf kendi siyasi çıkarları için 60 milyar dolar ilk elden yan etkileriyle birlikte 110 milyar dolar zarara uğratmış bile şimdiden.

‘TÜRKİYE’Yİ BU KABUSTAN UYANDIRMAK LAZIM’

Türkiye’yi bu kabustan uyandırmak lazımdır. Bunun için buradan hem Erdoğan’a hem Bahçeli’ye sesleniyorum. İç cepheyi tahkim etmek 50 yıldır süren son dönemde en zayıf hallerinden birini yaşayan terör örgütünü silah bırakmaya ikna etmek ve bundan sonrası için olumlu adımlar atmaksa evet bu iç cepheyi tahkim edecekse hep beraber edelim. Ama bunun yanında ülkenin kurucu partisini, bunun yanında son seçimlerde belediyelerin yüzde 65’ini, ekonomik açıdan yüzde 80’ini alan partiyi şu andaki anketlerde AK Parti’den 7 puan önde olan Cumhuriyet Halk Partisi’ni cezaevlerinde mahkeme salonlarında belediye başkanlarının çocuklarıyla, babalarıyla, eşleriyle gencecik bürokratları küçücük evlatlarıyla tehdit ederek iç barışı sağlayamazsınız. Bunun Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur.

19 MART TEPKİSİ

19 Mart darbesinin üzerinden tam 90 gün geçti. Arkadaşlarımız dünya kadar iftiraya rağmen bir kuruşu bile ispatlanamayan bir yolsuzluk iddiası ile içeride tutuluyorlar. Her gün televizyonlarda kendilerinin, yakınlarının, ailelerinin haysiyetiyle oynanıyor. Tıpkı gözaltında günlerce tutuluyorlar. Çağırıldıklarında gidecekleri bir Emniyet Müdürlüğü’ne apar topar sabahın köründe tıkılıyorlar. 4 gün tutuluyorlar. Kimi bırakılıyor. 3 gün sonra bir daha alıp 4 gün daha aynı işkenceye tabi tutuluyor. Silivri’de zindanlarda yüksek güvenlikli cezaevlerinde terör örgütünün, suç örgütlerinin başıymışcasına tecritte tutuluyorlar. İçlerinden çocuğu olanlar çocuklarıyla tehdit ediliyor. Gel şuraya imza at çocuğuna kavuş. Yoksa 20 yıl göremezsin. Birbirlerine düşürmek için yalanlar, iftiralar söyleniyor. Hangisinin annesi yola gidemeyecekse 500 kilometre öteye o arkadaşımız yollanıyor. Hangisinin evladı, eşi ona ulaşamayacaksa 400 kilometre öteye yollanıyorlar. 50 kişiliğin yatması gereken koğuşlarda 80 kişinin kaldığı yer yatağında nöbetleşe yatıldığı kendine ait yataklarının olmadığı koğuşlarda tutulup sonra kızla geri çağırılıp oraya mı gidersin evine mi gidersin. Bence sen bu iftira metnine imza atarsın diyorlar.

‘879 ARAÇ AKP’YE VERİLMİŞ’

Bizim arkadaşların suçu neymiş? Bu iftiracı adam güya bir iki araba giydirmiş. AK Parti’ye yolladığı gibi bizimkilere yollamış. O araçlar kampanyada kullanılmış. Belediye başkanı suçluymuş içeride. 2019 yılı Ekrem İmamoğlu İBB başkanı olur. Bir envantere bakalım. Araçlarımız kaç taneymiş, neredeymiş der. Sonuç 879 tane İBB aracı İBB’nin kendi ya da kiraladığı araçlar yok. Belediye hizmetinde değil. Nerede bunlar? Okçular Vakfında TÜGVA’da AK Parti’de AK Parti Genel Merkezinde, AK Parti İstanbul İl Başkanlığında, AK Parti’nin İstanbul’daki çeşitli ilçe başkanlıklarında. 879 tane. Bunlardan sadece 59’una bakalım. Her birinin dökümü uzun uzun var.

Bakın gazeteci arkadaşlarıma vereceğim. Plaka 34 NZ 7552. Marka Volkswagen Pasat 2.0. Model 2017, o gün için 2 yıllık araba. Tahsis edilen kurum AK Parti İl Başkanlığı. Tahsis tarihi 28 Mart. Böyle tam 59 tane var. Haydar başkanım bir numara söyle 1’den 59’a. 49 dedi. 49 neymiş? 34 Hakkari Erzurum, Datça, Lodi Marka 2018 model AK Parti İl Başkanlığında. 59 tanesi AK Parti İl Başkanlığında bu araçların. Damatların kızların, oğlanların vakıflarında bolca araç var. Böyle en tepedekiler çoğunlukla kendileri tarafından kullanılıyorlar vakfın başkanı olarak. 879 tane araç. Örneğin bu araçlardan bir tanesi 343819 Renault Fluence binek oto Tahsis tarihi 2019 7 Şubat AK Parti İl Başkanlığına verilmiş. Ne zaman kullanılacakmış? Seçim süresince yazıyor. Bakın seçim süresince. Belediyenin aracını, belediyenin şirketten kiraladığı aracı AK Parti İl Başkanlığına seçim süresince pek çoğu 18 – 20 ay boyunca. Bakın Gaziosmanpaşa’nın yeni belediye başkanı var ya 10 yıl boyunca hiç çalışmadan bankamatik memuru olarak İBB’den maaş almış. O da ispatlı.
Buradan Gürlek’e söylüyorum. Sen 2019 öncesine bakmıyorsun ya. Neden? Çünkü adaletin peşinde, suçun peşinde, yolsuzluğun peşinde değilsin. O yüzden bir şey bulamıyorsun. 2019’dan sonra. Sen ismin peşindesin. Ekrem İmamoğlu’nun peşindesin. Suç arasan 2019’un öncesine gitmen lazım.

AKIN GÜRLEK’E İBB’DEN ARAÇ TAHSİS EDİLMİŞ’

Bunlardan bir tanesi lüks bir araç Opel İnsignia. En lüksü Opel’in. Aynı yöntemle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Soruşturma Raporu Teftiş Kurulu Başkanlığı Sayfa 34. Tahsis tarihi belli. Plakası 34 NZ 2301 Kime tahsis edilmiş? Akın Gürlek’in kendisine arkadaşlar. Akın Gürlek’in kendisine. 34 N Z 2301 plakalı Opel İnsigna arabasına İstanbul Büyükşehir tarafından verilip de bu araca 540 gün boyunca bindiniz mi?Bindin OGS’sini, HGS’sini benzinini şoförünü, bakım masraflarını hepsini İBB karşıladı mı? Şimdi seçim döneminde seçim dönemi arıyorsan bak AK Parti’ye verilmiş. Bir müteahhitin bir belediye kampanyasına araç yollamasından belediye başkanı tutukluyorsun. 11 belediye başkanımız tutuklu Bu rezilliğin içinde bizzat kendin varsın. Ondan 2019’un öncesine gitmiyorsun.

AKIN GÜRLEK’E LÜKS YAT SUÇLAMASI

Emniyetin kullandığı koruma aracı çıktı. Ondan bile bir siyasiye tahsis çıkmadı. Emniyetin dört şoförünün istediği koruma aracı çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde bu işler asla ve asla yaşanmazken AK Parti burasına kadar içinde. İçinde olanlardan bir tanesi de bir araba için belediye başkanı tutuklayan Akın Gürlek. Buradan devam ediyorum. Akın Gürlek’in 87 yıl boyunca alacağı bütün maaşları harcamayıp, biriktirip verse alabileceği bir lüks yat ile gezdiğini biliyorum. İspatı elimde inkar etmesini bekliyorum. Akın Gürlek’in korunması gereken kültür varlığı olarak geçen Maliye Hazinesine kayıtlı İstanbul öngörünün Boğaziçi bölgesinde imar mevzuatına aykırı ekleri var diye tutanak tutulmuş bir yerin kendisine tahsis edildiğini, aşırı lüks döşendiğini kurşun geçirmez camlarla donatıldığını projede olmayan havuz yapıldığını yakınları, korumaları, şoförleri için kaçak müştemelat inşaatı yapıldığını biliyorum. İnkar etsin açıklamayı bekliyorum! Hodri meydan!

Bu kadar açık, bu kadar net tuz kokmuş diyeceğim, tuz kokmamış. Kokmuş bir şeyi tuzun, tuzluğun içine koymuşlar. Tuz diye yutturmaya çalışıyorlar. Tuz diye yutturmaya çalışıyorlar. Buradan, buradan AK Parti’nin vicdan sahibi siyasetçilerine sesleniyorum. Şu kadar vicdanınız varsa 879 araba partinize tahsis edilmiş. Açıp bakan yok. Seçimde 1,5 ay bir Peugeot Partner kullanılmış diye belediye başkanı görevden alıyorsunuz. Başkanın haberi yok, ilgisi yok. Bu kadar zulüm, bu yaptıklarınızın açtığı yoldan yarın başkası yürür. Bir taneniz dışarıda kalmaz. Bir taneniz dışarıda kalmaz. Bu kadar haksızlık, bu kadar hukuksuzluk, bu kadar vicdansızlık hala hiçbir şey yokmuş gibi yüzümüze bakıyorsunuz ya vallahi bu da bu kadar büyük bir yüzsüzlük. Yazıklar olsun ya.

İMAMOĞLU İÇİN CUMHURBAŞKANLIĞI ADAY OFİSİ

Sorunlar çok da bunları anlatmak iyi de meydan meydan gezmeye, mücadeleye devam da CHP bu işleri nasıl çözecek? İşte Cumhuriyet Halk Partisi. Bir yandan kendi tüzüğünü yapmıştı, önüne yol haritası koymuştu. Mayıs dedik. Bu yaşanan 2 ay biraz geciktirdi. Temmuz ayında partinin programı hazır. Bütün Türkiye’ye arz edeceğiz. Son bir tartışmayı hep beraber yapacağız. Sonra da hayata geçireceğiz. Parti programı partilerin ülkeyi yönetmeye dair, ülkenin nasıl yönetileceğine dair vizyon belgeleridir. Son derece titiz, 81 ilde, 973 ilçede çalışıldı. Tekrar il raporları geldi. Akademisyenlerle, sivil toplum örgütleri ile çalışıldı.

Barolarla çalışıldı hukuk için. Bütün illerden gelenin yanında bizler Ankara boyutunda çalıştık. Dünyanın başarılı Sosyal Demokrat Parti programlarını okuduk. Özetledik, alıntıladık. Belli bir yere geldik. Ama ülkeyi yönetmenin de hele hele bu sistemde, bu rejimde bir başka adının, bir başka duruşunun, partisinin tutumuyla paralel ama net söylemlerinin olması gerektiği açık. Bir yanda devletin bütün imkanları elinde, her şeyi ben yaparım diyen devletin bakanlıklarından partinin sloganına Türkiye Yüzyılı diye ilanlar verip, her bakanlığın ne yapacağına özel gazeteler bastıran birilerine karşı şüphesiz Cumhurbaşkanı adayının da bu ülkeyi nasıl yöneteceğinin, nasıl düzelteceğini söylemesi gerektiği bir zemin var.

Ama bir yandan aday arkasında 15 milyon 500 bin vatandaşın attığı oy önünde Silivri’nin demir parmaklıkları var. Bunun için, bunun için 23 Mart’ta 15 milyon 500 bin yurttaşımızın oyuyla Cumhurbaşkanı adayımız olan Ekrem İmamoğlu’nu onu fiziken hücresinde tutarak siyasetten men edeceklerini onun azmini kıracaklarını onu yıldırıp yok edeceklerini siyaset arkadaşlarının ona sırt döneceğini onu orada bırakıp hatta bunu kendilerine fırsat bileceğini düşünenler Cumhuriyet Halk Partisi’ni tanımamışlar. O günden bugüne ben partinin genel başkanı olarak hemen her hafta bazen birden çok kez grup başkanvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz kendilerine ziyaretlerde bulundular. Elbette dayanışma duygularını ifade ettik.

Oturduk, çalıştık, çalışmaya da devam ediyoruz. Yerel seçimlerde Türkiye’nin 1. Partisi partimizi yapmış kadrolar olarak bugün de açık ara 1. Olmamızı sağlayan Türkiye İttifakı toplumun tüm kesimlerini bir araya getirmeye devam ediyor. 19 Mart darbesi sonrasındaki direniş bu birlikteliği bir kez daha gösterdi. Bu birliktelik darbeye karşı demokrasiyi savunduğu gibi Türkiye’nin geleceğini inşa edecek gücü de içinde barındırıyor. Milletin demokrasi için verdiği mücadele nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz sorusunun cevabını Bayburt’tan Yozgat’a, Van’dan İstanbul’a ülkemizin her yerinde görüyoruz. Bayburtlu teyzenin altını anlat dediği gibi İstanbul’daki esnaf da nasıl çözeceksiniz diyor. Mücadeleye elbette devam ediyoruz. Ancak nasıl çözeceğimiz konusunda Türkiye’yi hak ettiği saygın yere taşıyacak, çağın getirdiği büyük değişimleri yakalayan, çağa yön veren bir ülke olma yolunda tüm yurttaşlarımızı haysiyetli bir yaşama kavuşturacak ortak bir geleceğin inşası için hep birlikte çalışıyoruz. Bu çalışmalarımızla kuracağımız ortak geleceğin iktidar programını da hep birlikte şekillendireceğiz.

Partinin programının tamamlanmasıyla birlikte oradan start alan bir şekilde Türkiye İttifakı’nın temsil ettiği birlikteliği daha da güçlendireceğiz. İktidar programı hazırlıklarımızın kurumsal yapısını hazırladık, tasarladık. Büyük bir memnuniyetle bugün anonsunu önümüzdeki günlerde fiziki pozisyonunu, ardından açılışını ve yol yürüyüşünü hep beraber tarif edeceğiz, hep beraber gerçekleştireceğiz. Bu kurumsal yapı ile Cumhuriyet Halk Partililerin ve kendini Türkiye İttifakı’ndan gören herkesin katkılarını alacağız. Bu birlikteliği sağlamak iktidar programımızı en kapsayıcı şekilde oluşturmak kararlılığıyla Cumhurbaşkanlığı aday ofisimizi kurduk. Bunun müjdesini buradan her birinize vermek isterim.

‘TESLİM OLMAMIZI BEKLEYENLERE DERT OLSUN’

Zor günlerden geçtik, geçmeye devam edeceğiz. Çok acılar çektik, çekmeye devam edeceğiz. 23 yıllık böylesine suça, tire, kötü ilişkilere, elde ettiği yetkiyi en kötü şekilde kullanmaya alışmış bir iktidar herhalde çiçeği yaptırıp da iktidarı devretmek için bizi kapıda beklemeyecekti. Elbette zor olacaktı. Bu kadar hukuksuzluğu, bu kadar haksızlığı, bu kadar vicdansızlığı beklemiyorduk ama bir gül bahçesinden yürüyerek iktidara gitmeyi de kimse beklemesin. İktidar yürüyüşü kurtuluş kurtuluş savaşı bedel ödenerek gerekirse ölünerek, gerekirse o günü hapiste bekleyerek ama teslim olmayarak yürünecek bir yoldur. Teslim olmayanlara selam olsun. Teslim olmamızı bekleyenlere dert olsun. Bu irade bizim gücümüzdür. Korkunuz sizin çaresizliğinizdir. Biz kazanacağız. Millet kazanacak, halk kazanacak. Hepimizin yolu açık olsun.”

/anka/

İlginizi Çekebilir

Rusya: İsrail, barışçıl çözüme doğru ilerleme konusunda istekli değil
Ümit Özdağ tahliye edildi

Öne Çıkanlar