CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğu sonrası başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 68’incisi Ordu Cumhuriyet Meydanı’nda yapıldı.
CHP lideri Özgür Özel, mitingte konuştu.
Özel, “Çatalpınar’da akla hayale gelmeyen bir yolsuzluk yapmışlar. AKP’li belediye 50 TIR parke taşı parası ödüyor ama 15 TIR parke taşı geliyor. Bu durum tespit edilince gecenin bir vakti, başka belediyelerden 11 TIR’la parke taşı getirirken kameralarla tespit ediyorlar. Başka belediyenin parası ödenmiş taşını taşırken yakalanıyorlar.” açıklamasını yaptı.
t24‘ün haberine Özgür Özel’in konuşmalarından satır başları şu şekilde:
“Henüz yolun başındayız. Onlar sonuna geldi. Biz daha yeni başlıyoruz. Ordu Büyükşehir’i alacağız. Ordunun bütün ilçelerini alacağız. Çünkü Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partili belediyeler icraatlarını yaptıkça, insana dokundukça sokakta, mahallede, kahvede, tarlada, camide her yerde sizlerle temas ettikçe… Millet doğruyu da yanlışı da çalışkanı da tembeli de ve yaptığı hizmetle şehre, kente katkı sağlayanı da kendine katkı sağlayanı da ayırıyor. Ve bu bize bir sonraki başarıyı bir sonraki başarıyı getiriyor. Onun için Ordu’da bu önemli başarıdan sonra ben çok daha büyük işleri başaracağımıza yürekten inanıyorum. Bir seçim kazanılırsa örgütle kazanılır.
Dolmaz denen meydanlar doluyorsa, dolup da taşıyorsa bu insanlar yüreğinde bu mücadele azmini taşıyorsa doğru yoldayız. Kimin ne dediğine bakmayın. Karşımızda bir çete, karşımızda artık devleti devlet gibi yönetmekten vazgeçmiş, her alanı yetkisiz, yetkili ama yetkilerini aşan ya da yetkisiz yetki kullanan birilerine emanet etmiş, koltuktan inmeyeyim gerisi ne olursa olsun diye bakan, emekliyi düşünmeyen, asgari ücretliyi, emekçiyi düşünmeyen, çiftçiyi düşünmeyen, fındık üreticisini düşünmeyen, esnafın halini düşünmeyen birileri sadece iktidarda kalmak için salonlarda salon siyaseti yapar dursunlar. Yazın serini kışın sıcağı sevsinler. Kendi atadıklarına kendilerini alkışlattırsınlar. Biz meydan meydan taşmaya iktidara koşmaya devam ediyoruz.
Aldığın maaştan şikayetin varsa gittiğin yerde kasaptaki etin fiyatından peynirin fiyatından mandıradaki şikayetin varsa bir çayla bir simit bile artık lüks olduysa, ürünün para etmiyorsa, itirazın varsa, çocuğunun eğitiminden memnun değilsen ya da evladın geleceğini başka ülkelerde hayal ediyorsa, buradan birileri umut kesiyorsa o zaman evde o kumandayı bir yere bırakacaksın. O pijamayı çıkaracaksın. Nereye çağırılıyorsan koşacaksın. Meydanı, sokağı boş bırakmayacaksın. Mücadele edeceksin. Mücadele edeceksin. Ancak öyle kazanacağız. Ancak öyle kazanacağız.
Bu hani eskiden diyorlardı ya çalıyor ama çalışıyor ya da yolsuzluk da yapıyor yol da yapıyor. Vallahi yol yapmamışlar ama Çatalpınar’da akla hayale gelmez bir yolsuzluk yapmışlar. Şimdi herhangi bir yerde bir iftiracı pırıl pırıl bir belediye başkanıma şöyle bir şey duydum deyince sabah 6’da kapıyı kırıyorsun. İçeriye polislerle dalıyorsun. Başkanı yatak odasına kadar gidip gözaltına alıyorsun. Emniyetten girerken çıkarken iki yanda iki polis ya da jandarma bazen o küçük düşürücü görüntüyü çekip hemen televizyonlara servis ediyorsun.Daha suçunu bırak ispatlamayı iddia edemediğini doğru gibi yayıp haysiyet cellatlığı yapıyorsun.
Bak şimdi ben buradan Çatalpınar’ın ne yaptığını söyleyeyim. AKP’li Çatalpınar Belediyesi Çevre Bakanlığı bu belediyeye hibe desteği veriyor. 10.000 metrekare parke taşı alacak. Tam 50 tır yapıyor. 10.000 metrekarenin parası ödeniyor ama 50 tır beklerken 15 tır geliyor. Toplam 3000 metrekare. Bunun üzerine gidiliyor. İtiraz ediliyor. Resmen bir suç üstü durumu var.
Eyvah ne yapacağız? Gecenin bir vaktinde diğer taraftan başka illerden 11 tırla 7.000 metrekare parke taşı getirilirken kameralarla tespit ediliyorlar. Yani hırsızlığı, yolsuzluğu yapıyorlar. Yakalanınca bir başka belediyenin parası ödenmiş taşını buraya taşırken de yakalanıyorlar. Peki bu belediye başkanına evine gitme bir telefon et. Çağırdın mı? Sordun mu?
Soruşturma açtın mı? Bunun hesabını sordun mu? Bizim bizim sadece iftiracılara yazdırdıkları hiçbir kanıtı olmayan tek bir ifadeyle 16 tane arkadaşımızı içeri koyuyorlar. Çatalpınar’da maalesef Ordu’ya yol yapmayanlar Çatalpınar’da yolunu buluyorlar. Bu adaletsizliğe bu haksızlığa isyan ediyor işte bu meydanlar.
Biz CHP olarak bilhassa şunu söyleyeyim. Önceki dönem Diyanet’in yaptıklarını çok eleştirdik. Bu dönem Diyanet İşleri Başkanı 29 Ekim’de atamıza Mevlüt okutarak geldiği günden itibaren hutbelere cuma hutbelerine dün gittim. Cuma hutbesinde vefayı konuşuyor ve derli toplu siyasete girmeyen, kadınları rencide etmeyen gençlerin özgürlüğüne karışmayan doğru bir şekilde herkesi kucaklayan hutbeler okunuyor. Dedim ki böyle giderse ben bundan sonraki süreçte Diyanet’i eskisinden ayırırım. Buna dikkatle bakıyoruz. Ancak şu kadarını söyleyelim. Biz din görevlisinin işini en iyi şekilde yapmasını, en özgürce yapmasını, ibadet özgürlüğünü, inanç özgürlüğünü sonuna kadar savunuyoruz, teminatıyız. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’nda birtakım protokollerle olur olmayacak işlerle derneklerle, vakıflarla ve din görevlileri üzerinden çeşitli işlere girilmesini doğru bulmuyoruz. Din eğitiminin yeri belli. Din görevlilerinin görevinin yeri belli. Öğretmenin yeri görevi belli. Bunu yürekten savunuyoruz.
Bir de benim en üzüldüğüm konulardan bir tanesi Ordu’ya dair, Giresun’a dair, Karadeniz’e dair biraz da alçaktan giderseniz uçakla, helikopterle bir bakıyorsunuz ki bu güzel şahin şeridinin arkasında dağlar delik deşik, ormanlar delik deşik. Sonra bir bakıyorsunuz ki rakamlara olandan beter olacak olanlar var. Bugün Ordu’nun yüzde74’ü maden ruhsatlarına açılmış durumda. Ormanların yüzde65’i maden ruhsatı olarak verilmiş. Tarım alanlarının yüzde76’sı maden ruhsatlarına ayrılmış durumda.
Bu yıl rekolte yüksek olacak dediler. Fındığın fiyatını önce bir aşağıya doğru asıldılar. Fındık bahçelerine don vurdu. Güneş yaktı. Kokarca bastı. Maalesef bilhassa Ordu’da rekolte çok düşük kaldı. Böyle olunca bir miktar fiyatlar yukarıya doğru gidiyordu ki bu güya adı dünya devi boyu devrilsin. Boyu devrilsin. Fındıkta tek el olan firma çıktı açıklama yaptı. Diyor ki, kendi yapmıyor da, Avrupa’nın en saygın basın yayın kuruluşlarından bir tanesine yalan haber sızdırıyor. Efendim bu sene Türkiye’den fındık almayacağız. Böyle olunca piyasada bir manipülasyon bir panik, fındık fiyatları aşağıya doğru gelmeye başladı.
Ben bunlara en sert tepkiyi göstereceğimizi söyledim. Rekabet Kurumu’nu göreve davet ettik. Buradan öyle dünya devi dünya devi tanımam. Bu fındıkta bir tane dünya devi var. Ordu Giresun Karadeniz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hükümetinin başına gelecek kişi öyle sonuncusu gibi çiftçiye fındık üreticisine al ananı da git diyen değil tam tersine çiftçi milletin efendisidir diyen biri olacak.
Karanlık bir sokakta kadınların korkmayacağı sokakları da gençlerin kendi ülkeleri için hayal kurabileceği, mor kalkınma planıyla kadınların istihdamda olabileceği, milli piyangoda sadece ‘tüpçünün’ değil bileti alanın da kazanacağı, güvenli yarınları birlikte hayal ettiğimiz günlere…










