🔴PKK’nın silah bırakmasıyla “son Kürt isyanı” sonlandı mı? Bundan sonra atılacak adımlar ve riskler neler? Siyaset bilimci Mesut Yeğen, süreci Deutsche Welle Türkçe’ye değerlendirdi.
PKK’nin sembolik bir törenle silah yakması yaklaşık yarım asırlık mücadelede tarihi bir dönüm noktası olarak görülürken süreçte bundan sonra devlet tarafından atılacak adımlar ile çözüm komisyonunun çalışmalarına odaklanılan bir döneme girilmesi bekleniyor.
“PKK’nın silah bırakması Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmiyor”
Prof. Dr. Mesut Yeğen bu gelişmenin önemini “50 yıldır kesintisiz devam eden silahlı bir ayaklanma sona eriyor. Bu hem Türkiye siyasi tarihi açısından hem bölge tarihi açısından hem de uluslararası deneyimler açısından önemli bir gelişme” sözleriyle dile getiriyor.
Ancak Yeğen her ne kadar çok önemli olsa da silahların bırakılmasının Kürt meselesinin çözümü anlamına gelmediğine dikkat çekerek şunları söylüyor:
“Bu adımın ardından Kürt meselesi aslında bitmemiş ve mücadele silahlı olmaktan politik olmaya doğru evrilmiş olacak. 50 senelik bir iş bitiyor. Ama Kürt meselesi Türkiye devletinin ya da toplumun sadece bu son 50 senede tecrübe ettiği bir iş değil. Öncesi de var ve belli ki sonrası da olacak.”
Kürt sorununu tarihsel bir perspektiften değerlendiren Yeğen, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Yani 1880’den 1930’a kadar yine bir silahlı ayaklanma fazı yaşandı Türkiye’de. Bu ayaklanma 1930’da bastırılarak bitirilmişti. Ama bildiğimiz üzere 70’lerde tekrar döndü. Şimdi önümüzdeki sorun ya da soru şu: Türkiye devleti ve Kürtler silahlı ayaklanmayı bu defa bir daha geri dönülmeyecek biçimde mi bitiriyor? Yoksa bu yeniden ileride avdet eder mi?”
Yeğen bu sorunun yanıtını önümüzdeki dönem başlayacak görünen siyasi mücadele ve siyasi müzakerenin belirleyeceğini söyleyerek “O mücadele ve müzakere Kürtleri ve Türkiye’yi, Türkiye devletini tatmin edecek bir biçimde neticelenirse o zaman bu isyana ‘son Kürt isyanı’ diyebilecek durumda olacağız. Bunun olup olmayacağını ise zaman gösterecek” diyor.
Öcalan yaptığı son çağrıda silahlı mücadelenin sona erdirilmesinin “bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olduğunu” belirterek “Silahların bırakılması, yapılan mücadelenin demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçişidir” demişti.
Bu kapsamda örgütün “silahlı mücadeleden siyasi rekabete” geçiş yapma arayışında olduğu, değişen iç ve bölgesel dinamiklere uyum sağlamanın amaçlandığı yorumları yapılmıştı.
Bundan sonra hangi adımlar atılacak?
Peki silahların bırakılması sürecinin başlamasının ardından neler bekleniyor?
Devlet bu ilk adımın ardından PKK’li tüm grupların silah bırakmasını talep ederken bunun da çok fazla zaman geçmeden 3-4 ayda bitmesi gerektiğini belirtiyor.
Örgüt ve DEM Parti ise önemli konuları ele alacak olan çözüm komisyonunun kurulmasını istiyor.
KCK’nın son açıklamasında “Sürecin tek taraflı ve sadece bizim atacağımız adımlarla ilerlemeyeceği bilinmelidir. Sürece doğru yaklaşılmalı ve atılması gereken adımlar atılmalıdır” ifadeleri yer almıştı.
Bu nedenle yaz ayları boyunca gözler TBMM’ye, kurulması planlanan çözüm komisyonuna çevrilecek.
İktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ise “Barış ve Demokratik Toplum Süreci” adını verdiği süreçle ilgili yasal altyapıyı hazırlaması beklenen komisyonda DEM Parti Kürt sorununun kapsamlı bir şekilde her açısıyla ele alınmasını istiyor. İktidar kanadından yapılan açıklamalara göre ise hasta tutukluların durumu ve infaz düzenlemesi ön planda tutuluyor.
Süreçle ilgili önemli bir görüşme hafta içi gerçekleşmişti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın’ı kabul etti. Görüşmede Kalın süreçte gelinen aşamaya ilişkin kapsamlı sunum yaparken, silahların teslim edilmeye başlanması ve sonrasında izlenecek yol haritası ele alınmıştı.
Gelecek hafta kurulması için ilk resmi adımların atılması beklenen komisyona İYİ Parti ve Zafer Partisi dışındaki partilerin katılması bekleniyor.
Peki Ekim ayından beri devam eden ve sık sık olası provokasyonlara işaret edilen bu süreçte ortaya çıkabilecek zorluklar ya da riskler neler olabilir?
Yeğen, Öcalan’ın videosunun 19 Haziran’da çekilmesi ve 20 gün arayla yayımlanmasını şöyle yorumluyor:
“Bu video bir başka kulis habere göre de şimdi yayınlanmayacak ve silahsızlanma töreninde gösterilecekti. Fakat yayınlanması tercih edildi örgütü bir şekilde tümden silahsızlanma töreninin gerçekleşmesine ikna edebilmek için.”
Ancak Yeğen bu noktada sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Silahsızlanma durduk yere başlamadı, önce fesih kongresi yapıldı ve orada da benzer şeyleri konuştuk; bu karara herkes uyar mı uymaz mı diye. Ama o süreç aşağı yukarı neredeyse firesiz, pürüzsüz bir şekilde tamamlandı. Şöyle bakmak lazım, belli ki fesih kongresinden sonra örgütün atılmasını beklediği adımların bir kısmı atılmadı ki bu son günlerde konuştuğumuz pürüzler ortaya çıktı. Çünkü iktidar tarafı neredeyse hiçbir adım atmış durumda değil.”
PKK’nın bu adımının ardından Erdoğan’ın açıklamasının önemli olacağını belirten Yeğen, bu törenin ardından devletten bir tür yol haritası ya da bir niyet beyanı açıklamasının beklenebileceğini kaydediyor ve daha sonrasında çok büyük sıkıntı yaşanmasına ihtimal vermiyor.Yeğen’e göre de iktidar gereklilikleri uyuşmayan iki süreci aynı anda yürütmek istiyor. Erdoğan’ın bir yandan gerekliliği demokratikleşme olan çözüm sürecini götürmek istediğini fakat aynı anda demokratik olmayan bir biçimde CHP’yi ve seçmenlerini baskıladığını söyleyen Yeğen, bu iki çatışan durumun çok sürdürülebilir olmadığını ve Erdoğan’ın en sonunda birisini tercih etmek zorunda kalabileceğini belirtiyor.










