:
Halkidiki’deki Petralona Mağarası yerkürenin ve insanın tarih öncesini anlatıyor. Olağanüstü bir mekan…

Hocam merhaba, bu aralar ne okuyorsunuz?
Ben eşzamanlı olarak bir kaç kitap okurum. Daha önce söylemiştim galiba. Ancak bu hafta misafirlerim vardı, bu nedenle düzenli okuma seanslarım aksadı. Olsun, misafir kitaptan daha önemli oluyor bazen.
Sorabilir miyim kimlerdi misafirlerin? Neler yaptınız? Derler ya yediğin içtiğin senin olsun gezip gördüğün yerleri anlat.
Peki olur tabi…Istanbul’dan yazar arkadaşım Yiğit ile Priştina’dan doktor arkadaşım Hakan geldi. 3-4 gün bende kaldılar. Bir de Nokta dergisinden gazeteci arkadaşım Levent’le, Atina’ya giderken Selanik’de güzel bir akşam yemeğinde buluştuk.
Nasıl geçti? Eğlendiniz mi?
Vallahi yoruldum ama herşey çok iyi, çok güzel geçti. Yorgunluğa değdi yani. Hakan, Selanik’e sık sık gelir. Yiğit en son galiba 3-4 sene önce gelmişti. Arta’da trafik kazası geçirdiğimiz yıl. İkisiyle de zaten düzenli olarak yazışıyorum. Levent’i ise en az 35 yıldır görmemiştim. Bu sürede herhangi bir temasımız da olmamıştı. Bir akşam yemeği boyunca 35 yılı ve Nokta’daki arkadaşlarımızı süzgeçten geçirdik.
Bir yerlere gittiniz mi yoksa hep kent merkezinde mi kaldınız?
Sağolsun Yorgo bizi bir tam gün Halkidiki’de, bizim buradan yaklaşık 50 km. uzaklıkta üç ayaklı ince yarımadalar bölgesinde gezdirdi. Eski yoldan, köy ve kasabalardan, dağ ve ovalardan, nehir ve kanallardan geçerek Petralona Mağarasına gittik. Müthiş bir mekan
Özelliği ne bu mağaranın?
Dağın tepesinde denizden yaklaşık 5-6 km. içeride bir mağara. 1959 yılında köylüler tesadüfen keşfetmiş. Çevresi 11 km. Çok büyük bir mağara yani. Arkeologlar, tarihçiler, mağara uzmanları yıllarca çalışmış ve turizmin hizmetine sokmuş. İçeride doğa koşullarının oluşturduğu onbinlerce farklı şekillerde sarkıtlar var. Bizim Alanya’daki Damlataş mağarası gibi. Güzel de ışıklandırmışlar. Metalik iskele sayesinde 300 metrelik bir tur yapabiliyorsun içeride. Bir şey daha memnun etti beni. Mağaranın içini 10 kişilik bir grupla geziyoruz. Bir ara kulağıma çalındı. Genç bir çift 3 de çocukları Türkçe konuşuyor. Istanbul’dan gelmişler. Normalde Türkiyeli turistler yabancı kentlerde daha çok AVM’lere ve kebabçılara gider de…
Ne var mağaranın içinde? Neler gördünüz?
Girişte mağaranın 50 m. uzağında güzel, küçük ama çok zengin bir müze yapmışlar. Rehber eşliğinde önce orayı gezdik. Mağara kaç yaşında tahmin edebilir misin?
Edemem.
Söyleyeyim o zaman. Yaklaşık 1 milyon yaşında. 600 bin yıl önce de insan yaşamış burada. İlk başta insanlar yaşamış mağarada sonra boşaltmışlar, vahşi hayvanlar gelip yerleşmiş. Mağaranın içinde bulunan kemiklerden saptamışlar nufusun niteliğini.
Çok ilginç!
Evet ben şahsen çok etkilendim. Çünkü müzenin duvarlarındaki posterlerde yerkürenin oluşumu ve bugüne kadar geçirdiği evreler hem yazıyla hem de grafiklerle anlatılıyor. Okuyunca anladık ki insan denilen varlık aslında koskoca dünyada okyanusdaki bir damla kadar. Üstelik de ‘’insan hayvanı’’ diğer canlı yaratıklara oranla henüz çok genç. Ne var ki bu yaratık belki de sadece bir yüzyılda dünyayı, doğayı, çevreyi mahvetmiş. Thanks to capitalism!
Anlamadım, kapitalizme neden teşekkür ediyorsun?
E çünkü yerküreyi, doğayı, çevreyi kâr hırsıyla para uğruna yakıp yıkan homo capitalismus! Oysaki Petralona Mağarasında ilk gözlemlenen insan Homo Heidelbergensis!
Şimdilerde LGBT denilen Homo mu?
Yok Heidelbergli bir insan. Yazın Almanya’dan Yunanistan’a tatile gelmiş. Sen Homo’ya LGBT dedin ya, bizim Yorgo da, en gıcık olduğu Alman felsefeci Martin Heidegger mi diye sormuştu mağaranın tur rehberine
Hocam yine hiç bilmediğim duymadığım yabancılardan söz etmeye başladın.
Gırgır geçiyorum. Homo Heidelbergensis, Homo Neanderthal’den bir önceki kuşak.Türkçede de Neandertal İnsan deniyor. Henüz avcılık aşamasında.Bu aralar çok moda olan ilkel komünal toplumun insanı.
Yoksa Apocu mudur bu Rumlar?
Ne güzel ve komikçe güncelleştirdin muhabbeti. Yalnız Rum değil bunlar!
Niye Yunanistan’da yaşamıyorlar mı?
Evet bugünkü Yunanistan sınırları içinde bu mağara ama o dönemde Yunanistan henüz mevcut değil. Yunanlı da mevcut değil, Rum da yok. Biliyorsun sanmıştım, Rum, Anadolu kökenli Yunanlıların adı.
Demek ki millet yok henüz, dolayısıyla milliyet de yok. Değil mi?
Daha başka bir sürü şey yok. Aile yok, özel mülkiyet yok, devlet yok!
Vaay ne biçim hayat! Polis ve asker de yok tabi. O zaman anarşi olmaz mı?
Bugünün zihniyetiyle bakarsan geçmişe/tarihe böyle parlak cümleler kurarsın. Bak o zaman bir şey daha yokmuş.
Ne yokmuş?
Emekliler kahvesinde geyik muhabbeti.

(SON/RD)










