:
*Siyaset kelimesinin Arapça kökeninde ‘at bakıcısı’ (Seyis) anlamı var. Yani İmparatorlar, Krallar, Başkanlar, Önderler bakıcı, biz yurttaşlar da at oluyoruz. Şahlanıp bir kükrese at, seyis bir şey yapamaz ki. Sonra alır başını gider atlar hem de dört nala.
Cem Yılmaz’ın oynadığı İş Bankasının eski bir reklam filminde, robotlar sanayi sitesini istila etmeye kalktığında, sağdan soldan, gökten yerden lazer atan robotçuklar var. Kahramanımız bir yandan tamirci çırağının kredi sorununu hallederken bir yandan da bir manivela ile robot saldırısını başarıyla püskürtüyor. Sonra usta, çırak hep beraber ayakta tavuk-pilav yerken, çırak soruyor:
– Abi nasıl hallettin ?
Cevap derin:
– Ana robotun kalbini aldığın zaman, diğerleri pat pat düşüyor!
Bu yaklaşımı siyaset dünyasına tercüme ettiğimizde, Partinin ‘’kalbini aldığın zaman’’, partinin geri kalanı da pat pat düşüyor, değil mi?
Tam sayısı saptanmamış ama Türkiye aslında bir siyasi partiler mezarlığı. 45 yılda 47 siyasi parti devlet tarafından yasaklanıp kapatılmış. Bunların 41’i 1982 sonrasında gerçekleşmiş. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasından başlayıp Komünist ve Sosyalist Partiler ve en çok da Kürt haklarına ağırlık veren partiler Mahkeme kararıyla ya da Darbeler sonrasında emirle kapatılmış. Kapatılan Partilerin bir kısmı, kısa bir süre içinde başka isimlerle faaliyetlerine devam etmiş. Demek ki, ana robotun kalbini alınca diğerleri her zaman pat pat diye düşmüyor.
İktidar şimdilerde iki Partiyi kapatmayı kafasına koymuş: PKK ve CHP. Huzur içinde yatsın Kadir Cangızbay’ın bir saptamasını araya sıkıştırayım: ‘’Türkiye’de iki parti vardır: TSK ve PKK!’’.
Bana sorsalardı Türkiye’de bir tek parti vardır, derdim: İttihat ve Terakki Komitası.
Parti kapatmayı çözüm olarak görenlerin kavrayamadığı gerçek şu: Eğer bir siyasi partinin toplumda ideolojik/ekonomik/kimliksel bir karşılığı ve sağlam bir taraftar tabanı varsa, o kapatılan parti bir şekilde yeniden vücut bulur ve yoluna devam eder. CHP kaç kez kapatıldı? DP kapandıktan sonra AP olmadı mı? Kürt partilerini saymak zor, o kadar çok ki…
PKK zaten kendini feshetmedi mi? Silahlarını törenle yaktılar. İlk raundu Erdoğan kazandı. Saray önce İmamoğlu’nun tasfiye etti, şimdi de Özel’i koltuğundan indirecek. CHP de bitiyor. Erdoğan bu alanda başarılı.
Bu işler o kadar kolay, öyle senin sandığın gibi mekanik değil. PKK kendini teorik olarak feshetmiş olsa bile 1925’deki Azadi’den bu yana her zaman bir Kürt siyasi-askeri örgütlenmesi var oldu. Dolayısıyla şimdi iki seçenek var: İşler iyi gitmezse PKK yeniden silaha sarılabilir ya da PKK’nin yerine aynı ya da benzer nitelikte yeni bir Kürt teşkilatı devreye girer. Ana robotun kalbi bozulmuş olabilir, birileri mekanizmayı modifiye etmiş olabilir. Robotçuklardan biri yeni ana robot olamaz mı? Belki de bundan sonra ana robota da ihtiyaç kalmaz. Yeni örgütlenmede her şeyi, mutlak merkeziyetçi ve otoriter bir şekilde ana robota bağlamazsan yeni teşkilat eskisinden de daha sağlam olur.
Pas geçtiğin bir konu var bence. Milletlerin, partilerin hatta ailelerin bile mutlaka bir başkana, bir krala, bir babaya ihtiyacı vardır. Lider olmadan toplum doğru dürüst yürüyemez. Öyle değil mi?
Hitler, Mussolini, Stalin… Bugün Trump, Putin, Xi Jinping… Özellikle birini saymadım ama çok var her kesimde bunlardan. Bu liderlerle çok güzel ilerledi, ilerliyor sözkonusu toplumlar değil mi?
(SON/RD)











