Mevcut durum, ruhbiliminde çifte kişilik, şahsiyet kırılması gibi deyimlere denk düşüyor. Siyasette Barış ya da Terörsüz Vatan diyorlar. Bir devletin başı başgardiyan ya da cellat olabilir mi ? Garibaldi de Avusturyalı ya da Prusyalı olur mu ?
Başlık, dünya yakışıklısı, ateş hırsızı, rüzgar tabanlı çocuk Arthur Rimbaud’nun 15 Mayıs 1871 tarihinde şair Paul Demeny’ye yazdığı mektupta geçen bir cümle.
Arslan yeleli anarşist şarkıcı-ozan Léo Ferré de diyor ki :
Ben sizinkinden başka bir memlekettenim
Başka bir mahalleden
Başka bir yalnızlıktan
Bugün kendi kestirme yollarımı icat ediyorum
Artık sizden değilim
Değişimleri/Başkalaşımları bekliyorum
İnsan sıkılınca değişim ister değil mi? Faşist rejimler altında ezilenler özgürlük, yoksulluk altında can çekişenler zengin ziyafet sofraları düşler. Çevren değişmiyorsa sen kendin değiş o zaman!
Son zamanlarda garip değişimlere/başkalaşımlara tanık oluyoruz. Kırk yılın ırkçısı ‘’Barış’’ diyor, 50 yılın sergerillası ‘’pozitif entegrasyon’’dan dem vuruyor. Biri de geri kalmamak için ‘’Senin soyadın benim de soyadım’’ diye bir inci yumurtluyor. Nüfus memurunun kafası karmakarışık.
Şiirler, şarkılar, bildiriler
Sizi güpgüzel dünyalara götürür
Yepyeni ufuklara varırsınız
Ve böylece uzaklaşırsınız sürülerden
Bu da, artık miadını doldurmuş ama çaktırmamaya çalışan Renaud’dan bir dörtlük. Sanırsınız ki Rimbaud, Ferré, Renaud 2025 yazında Türkiye’de yaşıyor, olup bitenlere bakıp, bize izlenimlerini ve tavsiyelerini küçük not defterlerine yazmışlar.
Orman yangınları, cehennemi sıcaklar, cezaevi ve mahkeme kapılarında direnmeye çalışan insanlar, avukatlar ve gazeteciler… Her haberde yine pis bir gelişme. Uzak durmak gerek bunlardan, egemen kalabalığa karışmadan.
– Vize alabilirsek kaçacağız bu memleketten.
– Nereye ?
– Vallahi neresi olursa olsun. Buradan daha beter bir yer yoktur herhalde.
– Senin Norveçli bir amcan var mı?
Bencilliği meşrulaştırmak için bir atasözü icat etmişler:’’Her koyun kendi bacağından asılır’’. İyi de biz insanız, koyun değiliz!
Kendini farklı sanıp göstermek isteyenler de ‘’Ben sürünün karakoyunuyum’’ der. Bir kere sürüye aidiyet başlı başına olumsuz bir kimlik. Rengine de bakmayız. Sen de sonuç olarak bir koyunsun yani.
Ne çok yalan var çevremizde. Hakikat karanlıkta. Elektrikler kesilmiş. Mum bile yok.
Yalan gerçeği altedince, önce ikiyüzlüler, Yalancılar Kralının önünde diz çöküp yaltaklanır.
Mazouz Hacène (Cezayirli Kabil Doktor)
Bakıyorum insan manzaralarına. Yalanların yanı sıra hiç beklenmedik çok değişim var. Ama Ece Ayhan demişti ki:
Evet çok değişim var ama hiç gelişim yok!
(SON/RD)









