Ragıp Duran: Düşünmek ya da düşmek?

Yazarlar

:

Ataların at sırtında göçebe. Dedelerin Saray’da Padişah, Hacca bile gitmemiş ama Halife. Aklın alıyor mu bu ağır geçmişle oturup tefekkür etmeyi?

Hocam, ben biliyorsun, deyim ve atasözlerine meraklıyım. Çünkü  bu deyişler, tarih kitaplarında, sosyolojik araştırmalarda, akademik çalışmalarda  bulunmayan bazı gerçekleri kısa ve net bir şekilde, pat diye yüzümüze vuruyor.

Sen her şeyin kestirmesine meraklısın değil mi? Hızlı, kısa, kolay olsun istiyorsun galiba. Nereye geleceksin merak ettim.

Bizde mesela düşünmek, ‘’kafa patlamak’’ diye geçiyor. Sence neden?

Düşünmek konusunda dediğin gibi bizde olumsuzluğu çağıran bir sürü  deyiş var: ‘’Düşünen deli, düşünmeyen veli olur’’ derler mesela.

Bilmiyordum.

O zaman bir tane daha: ‘’Ayağını sıcak tut başını serin, gönlünü ferah tut düşünme derin’’.

Bunu da ilk defa senden duydum. Başka var mı ?

Onlarca belki de yüzlerce vardır herhalde. Son örnek: ‘’Akıllı düşününceye kadar, deli çocuğunu everir’’.

Tüm bunlar düşüncenin, düşünmenin olumsuz bir şey olduğunu ima ediyor, değil mi ?

İma filan yok, düpedüz düşünme ve düşünce karşıtı bu deyimler.

Peki neden ?

İzin ver biraz düşüneyim !

Hocam gıgır geçme benimle.

Ciddi söylüyorum. Gündeme getirdiğin konu derin ve çok boyutlu bir mesele. Öyle bir sloganla yanıtlanabilecek bir soru değil. Efkâr ne demek bilirsin değil mi?

Efkâr dağıtmak deyimi aklıma geldi. Böyle dalgın, melankolik olmak gibi bir şey mi?

Efkâr’ın evet bizdeki yaygın karşılığı bu. Ama efkâr, fikir kelimesinin çoğulu. Yani fikirler demek. Oysa ki efkâr, bizde dert, tasa, keder, iç sıkıntısı anlamını kazanmış. Fikir çünkü sorunlu bir kavram bizde.

Aaa… Demek ki düşünen insan dalgın, melankolik hatta dertli, sıkıntılı oluyor.

Bizde oluyor. Halbuki fikir, Antik Yunan’da da çağdaş dünyada da olmazsa olmaz bir kavram. Yaşam için, eylem için, her şey için fikir lazım.

Tamam da bizim de her konuda bir fikrimiz yok mu zaten…Ne bileyim mesela bizim siyasetçiler, köşe yazarları, televizyona çıkan yorumcular, You Tube’çüler hepsinin fikri var. Onları dercediyor.

Fikir, bilgi olmadan oluşabilecek bir şey değil. Öyle aklına gelen ilk cümleyi söylemek ya da yaygın olan ilk kanaati söylemek fikir değil.

Bir de ‘’Düşün düşün, boktur işin’’ diye bir söz var. Ona ne dersin?

Ciddi felsefi konulardan birden bire abdeshane temizlik alanına sıçradık. Bak şimdi sana Hannah Arendt’den bir saptama aktarayım. Sen yorumla sen ne anlama geldiğini anlat. Olur mu?

Olur. Kim bu Hannah Arendt?

Kim olduğu tayin edici değil. Söylediği önemli. Ayrıca sen bir bilgiyi, bir fikri o bilgiyi ya da fikri açıklayanın kimliğine dayanarak mı değerlendireceksin? Arendt, Brezilyalı, siyah bir siyasetçi. Lula hükümetinde halen Kültür Bakanı. Oldu mu istediğin?

Oldu. Ne demiş Hannah bey ?

Bey değil kadın. Demiş ki, mealen aktarıyorum: ‘’Totaliter rejimin amacı herkesi Nazi yapmak değildir. Yurttaşların düşünmesini engellemektir’’.

Mümkün mü bu?

Bir yere kadar mümkün.

O zaman totaliter dediğin rejimin bizatihi kendisi de düşünmekten yana değil demektir, değil mi?

Devam et.

Düşünmeyi engellersen kimse seni sorgulamaz, kimse seni eleştirmez sen de sittin sene iktidarda kalırsın, diye yorumlarım ben bu açıklamayı.

Çok güzel. Şimdi anladın mı Türkçe’de neden düşünme aleyhinde bu kadar çok atasözü, deyim mevcut. Osmanlı’da biliyorsun iktidarın ikili yapısı var: Padişah hem İmparator yani devlet başkanı, hem de, yani aynı zamanda Halife. Siyasi önder ve dini lider.  Halk da vatandaş topluluğu değil. Sadece kul sürüsü! Şimdi Osmanlı’da iktidarı eleştirmek sorgulamak Allah’ın Peygamber’in yeryüzündeki gölgesi Halife’yi, zinhar, eleştirmek, sorgulamak anlamına geleceği için, böyle şeyleri baştan gündeme bile getirmemek lazım. Günah olur, korkman gerekir böyle bir şey yaparsan.  Çünkü düşünmek aslında biraz da eleştirmek, sorgulamak demek.

Hannah hanım Osmanlı’yı, Müslümanlığı bilir mi acaba?

Ne kadar da cazip ve ilginç sorular buluyorsun. Onun derdi Osmanlı ya da Müslümanlık değil. Kadın totalitarizmle uğraşıyor. Baskıcı rejimlerin Doğu’da ya da Batı’da olması, Hıristiyan ya da Müslüman olması çok önemli değil.

Hayır Brezilyalı, siyah ve Kültür Bakanı dedin de oradan aklıma geldi.

Sen benim her söylediğime inanıyor musun?

Yorumlarına katılmayabilirim ama belirttiğin olay ve olguların doğruluğuna inanırım tabi. Hocamsın ya…

Hacı’ya Hoca’ya inanmayacaksın!

(SON/RD)

İlginizi Çekebilir

PÎK: Pîştgîrîya Rojava Erka Netewî ye; Gelê Kurd îro roja xîret û berxwedanê ye
Şam görüşmesi: Colani ABD’nin SDG’ye verdiği sözleri reddetti

Öne Çıkanlar