Ragıp Duran: ‘’Zenginler çalınca ticaret, yoksullar direnince şiddet deniyor’’ (*)

Yazarlar

:

Şiddet, toplumsal ve siyasal bir felaket. Aileden okula sokaktan işyerine kadar heryerde şiddet var. Zaman ve mekana bakmak lazım bir de dinsel kancalara…

image.png

 

Bizde çok fazla şiddet var değil mi ? Üstelik toplumun her kesiminde, her alanda hep şiddet olaylarıyla karşılaşıyoruz. Sence neden?

Gözlemlerin doğru. Tek nedeni olamaz herhalde. Şiddet biliyorsun, bir güç gösterisi aracı. Daha çok egemenlerin, güçlülerin kullandığı bir silah…

Yine hemen egemenlerle başladığına göre sınıf tahlili yapacaksın galiba… 

Sözümü kesme. Dinle biraz, Düşün sonra karşılık ver. Olur mu?

Pardon, olur.

Bak aslında bu senin yaptığın yani söz kesme de aslında bir şiddet hareketi. Buna sembolik şiddet deniyor. Yaa…

Olur mu canım öyle şey. Sözle şiddet olur mu?  Çünkü şiddet sözün bittiği yerde başlar aslında.

Olur olur. Oluyor. Şiddete teşvik mesela sözle ya da yazıyla yapıldığında o da şiddet kategorisine giriyor. Öyle her söz barışçı, pasif, hayata etkisi olmayan söz değildir. Senin gündeme getirdiğin sorun, yani şiddet çok boyutlu girift bir mesele. Zamana ve mekana göre farklı tespit ve tahliller yapılabilir. Mesela Türkiye ile ABD’de şiddet farklı şekillerde tezahür ediyor. Benim aklıma ilk elde şiddeti anlamak için iki boyut geliyor.

Hangi boyutlar?

Türkiye için söylüyorum belki başka ülkeler için de geçerli olabilir.

Ben daha çok bizim memleket için düşünüyorum.

Tamam. İki boyutun biri tarihi öteki dini. Tabi bu iki boyutta da, işi somutlaştırmak için, kaçınılmaz olarak toplumsal bir zemini de düşünmek lazım.

İki boyut demiştin, şimdi üç oldu !

Aritmetiğin kuvvetli. Ama hala sözümü kesiyorsun! Tarih boyutu bence şu: Türk boyları Orta Asya’dan at sırtında sürüler halinde yollarının üzerinde rastladıkları yerleşim birimlerini, kabile ve toplulukları yakıp yıkıp geçmişler. Yağmayla gelmişler Anadolu’ya. Yani şiddet, geçmişinde güçlü bir şekilde mevcut bu kalabalığın. Sonra küçücük bir beylikten üç kıtaya egemen olan kocaman bir imparatorluk kurarken de adım adım tüm komşularını savaşla yenip onların topraklarını ele geçirmişler. Şiddetin kurumsal organizasyonu ordu. Bu nedenle de ‘’Asker Millet’’ diye anılır Türkler.

Bir başarı değil mi bu? 6 yüzyılda Söğüt kasabasından cihan imparatorluğuna geçmişiz. Övünmeyecek miyiz bu zaferle?

Sen övün istiyorsan da, Osmanlı’nın eski topraklarında bugün galiba 27 devlet kuruldu. Ben çoğuna gittim gördüm. Hiç biri Osmanlı dönemi ile övünmüyor. Balkanlardan Ortadoğu’ya kadar hepsinde, Türkleri işgalci ve sömürgeci olarak gördükleri için Türklerden pek haz etmiyorlar.

E Hintliler de İngilizlerden pek haz etmez değil mi?

Kendi kendini tekzip ettiğinin farkındasın umarım. Evet doğru.  

İkinci boyutu da söyler misin ?

Bence din. Yani Müslümanlık. İslamiyet de kılıç zoruyla kabul ettirmiş kendini. Bedir, Uhud, Hendek, Hayber, Huneyn savaşları ve Mekke’nin fethi diye okutmuşlardı okulda. Hatırla. Hz.Muhammed sadece bir peygamber değil aynı zamanda bir komutan ve bir devlet adamı.

Hıristiyanlık ya da Yahudilik de savaşlarla yayılmamış mı dünyaya?

Dikkat edersen başta ikinci boyut olarak ‘’Din’’ dedim.  Sen esas olarak Türkiye’de şiddet üzerine konuşalım dediğin için diğer dinlere değinmedim. Yoksa haklısın. Bak yalnız bizde daha doğrusu sende şöyle yanlış bir tutum var. Ben mesela olumsuz bir durumdan bahsediyorum, sen hemen itiraz ediyorsun ve diyorsun ki ‘’Ama bu söylediğin Avrupa’da Amerika’da da oluyor’’.  Ben mekan belirtmeden bir olumsuzluktan söz ediyorum sen adeta o olumsuzluğu meşru ve haklı göstermek istercesine olumsuzluğun başka mekanlarda da mevcut olduğunu hatırlatıyorsun. Oysa ki bir olumsuzluğun birden fazla mekanda gerçekleşmesi onu olumsuz olmaktan çıkar mıyor ki!

Peki, neyse ama ben İslamiyet Barış dini diye bilirdim. Sen tam aksini söylüyorsun.

Sadece bugün ülke içinde en çok şiddet uygulayan, yurtdışında da komşularıyla askeri olarak kapışan ülkelerin listesini çıkar, Müslüman ülkeler açık ara birincidir. Müslümanların kendi aralarında da birbirlerine milletçe/devletçe şiddet uyguladıkları bir başka gerçek.

Her dinde, her millet de şiddet ya da savaş yanlısı insanlar kesimler vardır bu durumu bütün dindarlara, milletin bütün mensuplarına yaymamak lazım bence.

Bakıyorum ince tahliller yapıyorsun.

Uzatmayayım ama sana iki örnek vereceğim. Herhangi bir Atasözleri Deyimler sözlüğünde bulabilirsin. Halk arasında da yaygın deyişler var:

–       Dayak cennetten çıkmadır.

       Hoca’nın vurduğu yerde gül biter ! (Bu söz anne için de geçerli).

       Dayak isteyen keçi, çobanın değneğine sürünür.

–       Dayak bile nasiple yenir.

–       Nush ile uslanmayanın hakkı kötektir!

–       Fincancı katırını ürküten sayısız dayak yer.

Biraz araştırsan Türkçe’de özellikle kadınlara ve çocuklara bir de ‘’düşman’’ belledikleri kişi ve gruplara  yönelik şiddeti  teşvik eden onlarca belki de yüzlerce atasözü ve deyim var.

Evet ama…

Dur bitmedi. Diyanet’in sitesindeki Nisâ suresinin (34. Ayet) mealinde ne diyor biliyor musun?

Bilmiyorum.

O zaman dinle: ‘’ (Evlilik hukukuna) baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve onları dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür’’

Ben riayet etmem bu sureye. Karıma katiyyen el kaldırmam ben.

Mesele şahsi bir mesele değil ki… Hangi dilde hangi kutsal metinde böyle bir şiddet çağrısı var? Onu düşün sen.

image.jpeg

 (*) Mark Twain

(SON/RD)

İlginizi Çekebilir

Ahmet Altan: Soykırıma karşı çıkan Türkler olduğu gibi Ermenileri satan Ermeniler de vardı
ENKS: Çözüm çok kimlikli ve federal bir Suriye’dir

Öne Çıkanlar